Cüneyt Başaran

2018 için iki uyarı

 

Boston Consulting Group’un toplam 500 milyar dolar civarında bir portföy yöneten 250 yatırımcıyla yaptığı bir ankette katılımcıların yüzde 46’sı 2018’de hisse senedi piyasası için “karamsar” olduklarını söylemiş. Bu oran geçen yıl sonunda 2017 yılı için yüzde 32’ymiş.

Ankete katılanların yüzde 68’i hisse senetlerinin aşırı pahalı olduğunu ifade etmiş. Geçen sene “Hisse senetleri pahalı mı?” sorusuna “Evet” cevabını verenlerin oranı sadece yüzde 29’muş. Karamsarlık oranında çok ciddi bir artış var.

FİYATLAMALAR KARAMSARLIĞA YER VERİYOR

2017 yılında Morgan Stanley Gelişmiş Ülkeler Hisse Endeksi yüzde 20 getirdi. Bu yükseliş sonrası ABD’de Dow Jones hisse endeksinde şirketler ortalama mevcut yıllık kârlarının 20 katı fiyatlamayla (Fiyat/kazanç), 12 aylık beklentilerle hesaplandığında ise 17 katı çarpanla fiyatlanıyor. Bu fiyatlamaları 20 yıldır bu Borsalar görmedi. Bu sebeple yatırımcıların 2018 için bir miktar karamsar olması anlaşılabilir. Nitekim Boston Consulting şirketinin anketinde yatırımcılar önümüzdeki 3 yıl için ortalama yıllık yüzde 5.5’lik getiri beklediklerini söylemişler.

Eğer Boston Consulting anketine katılan yatırımcıların dediği gibi olursa 2016 ve 2017’den farklı olarak önümüzdeki 3 yıl gelişmiş ülke hisseleri için çok renkli geçmeyecektir.

IMF’NİN GELİŞMİŞ ÜLKELER UYARISI

Bir başka uyarı da IMF’den geldi. Dünya ekonomisinin 2011’den sonra en hızlı büyüyeceği bir yıl olmaya aday olduğu 2018’de, merkez bankalarının uzun süredir verdikleri teşvikleri artık sonlandırmaları bekleniyor. FED başta olmak üzere birçok gelişmiş ülke merkez bankasından faiz artışlarının art arda gelmesi muhtemel. IMF de bu noktaya işaret ederek gelişmekte olan ülkeler için artacak borçlanma maliyetlerinin bu ülkelerin piyasalarında sıkıntı yaratabileceğini ifade ediyor. 2009 krizinden beri çok ciddi para girişi olan ve trader’ların tabiriyle “son yılların en kalabalık yatırımı” olan, gelişen ülkelerin bono piyasaları 2018’de ters yönde bir para hareketine maruz kalabilir.

EPFR’nin rakamlarına göre 2017 yılında gelişen ülke tahvillerine giren paranın büyüklüğü 80 milyar dolar. Gelişen ülke tahvillerinden 2013, 2014 ve 2015’te kesintisiz para çıkışı olmuştu ve 3 yılın sonunda yaklaşık 89 milyar dolarlık tahvil satılmıştı. 2016’da bu piyasanın makus talihi döndü ve 40 milyar dolarlık yeni yatırımcıyla tanıştı, arkasından da bu seneki 80 milyar dolarlık rekor giriş gerçekleşti.

Bloomberg’in derlediği verilere göre gelişmekte olan ülkelerin elinde bulunan toplam tahvil stokunun yaklaşık yarısı yani 1.2 trilyon dolarının 2022 yılına kadar vadesi gelecek. Bunların yeniden ihraç edilmesi gerekecek. İşte IMF’yi de rahatsız eden nokta bu! Gelişmiş ülkelerin toparladığı, merkez bankalarının artık para basmadığı bir ortamda, tarihin en ciddi para girişi henüz yaşanmışken gelişen ülkelerin tahvil piyasasında yeniden ihraçlarda panik yaşanır mı?

Anlaşılan o ki, 2018 geçen 2 yıldan oldukça farklı bir yıl olacak. Özellikle de gelişmiş ülkeler için. ABD’nin, AB’nin, Japonya’nın ekonomik olarak toparladığı 2016-2017’de bize o piyasalardan para akmaya devam etmiş. Bu aslında normalde yaşanabilecek bir durum değil. Bunun sebebi aslında ABD, Japonya ve Avrupa merkez bankalarının devrede olmasından kaynaklandı. 2018’de bu durum son bulacak ve bu, bizim için sindirilmesi kolay bir durum olmayacak.

 

Yukarı