TVRadyo
Cüneyt Başaran

Veriyi anlamak ve analiz edebilmek

 

Yönettiği 6.3 trilyon dolarlık portföyü ile dünyanın en büyük yatırım fonu olan ABD’li BlackRock şirketi California’da “yapay zekâ laboratuvarı” kurmaya karar vermiş. Bünyesinde 5.500 kişinin çalıştığı, hisse senedinden tahvile kadar sermaye piyasalarında işlem gören birçok varlık sınıfı müşterileri adına alan, satan ve bundan para kazanmaya çalışan bir şirket neden yapa zekâya ihtiyaç duymuş olabilir? Buna cevabı BlackRock yetkilileri şöyle vermiş: “Trader’ların takip ettiği geleneksel teknikler artık varlık sınıfları arasındaki korelasyonu çözme ve hıza dayalı karar alma ihtiyacını çözme konusunda yetersiz kalıyor. Bu yüzden bizim daha kârlı alım-satım kararları verebilmemiz için ‘bigdata’yı analiz etmemiz gerekiyor.” Kısaca BlackRock insan psikolojisini izleyip dijital ortamdan bırakılan izleri analiz ederek daha kârlı olacağını düşünüyor.

Korkutucu değil mi? Her birimizin dijital ortamda bir şey ararken, sosyal medyada herhangi bir paylaşımı beğenirken ya da herhangi bir resim paylaşırken bıraktığımız izlerden oluşan “bigdata”nın analizi artık sermaye piyasalarının dev oyuncularının bile yatırım yaptığı bir hale gelmiş. Algoritmaları takip eden robot emirlerin ardından, trader’ların akıl, sezi ya da beklentileriyle aldıkları kararların yerini almak üzere olan yapay zekâ!

Economist Dergisi’nde yer alan “Veri analizi ekonomiye yeni şeklini veriyor” başlıklı makalede yer alan benzetmeyi çok beğendim. Bu makalede, geçen yüzyılda yeraltından çıkarılan petrolün binlerce boru hattıyla taşınmasıyla küresel ekonomide yaşanan devrim niteliğindeki gelişmeler ile günümüzde milyonlarca bilgisayardan yapılan internet ortamındaki aramaların ve iz bırakmaların oluşturduğu “bigdata”nın analizinden çıkan “işlenmiş bilginin” ekonomide yaratabileceklerinin benzer olduğundan bahsediliyor.

Bigdata diye tabir edilen bu devasa veri setini en iyi kullanan iki şirket Google ve Facebook. Google kabaca 750 milyar dolarlık piyasa değeri ile dünyanın en değerli 2. şirketi. Diğer yandan sadece 6 yıl önce halka arz edilmiş ve bugün piyasa değeri 500 milyar doları geçen Facebook da en değerli ilk 5 şirket arasında. Bu iki şirket daha önce kullanıcılarından topladıkları bilgileri, reklam verenlerin en ideal profiline ulaşması için şirketlerin kullanımına açarak gelir modeli yaratırdı. Ancak daha sonra her iki şirket de şunu fark etti: “Aslında topladıkları veri seti çok değerli ve bunun iyi analizi yapıldığı takdirde farklı iş fırsatları açabilir. Amazon bu şirketlerden bir başkası. Uzun süre kitap, teknoloji ürünleri gibi kendi yapımı olmayan, dışarıdan temin edilen ürünlerin lojistiğini sağlayan şirket bir süre sonra topladığı veri setinin analiziyle hem “kişisel asistan EchoDot” gibi kendi ürününü geliştirdi hem de Whole Foods gibi bir perakende devini alarak daha büyük veri setleriyle kendisininkini birleştirdi. Bigdata analizi ve buna bağlı yapılan yatırımlar sayesinde Amazon’un piyasa değeri son 1 yılda neredeyse ikiye katlandı ve 700 milyar doları buldu.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Hatta bir dönem “Yapay zekâ kullanımı çok tehlikeli bir yere gidiyor. III. Dünya Savaşı’nın sebebi bu olabilir” diyen Tesla’nın sahibi Elon Musk yakın zamanda yeni üreteceği sürücüsüz arabalarda yapay zekâ kullanacağını açıkladı. Belli ki kişisel bilgilerin depolanacağı Tesla sürücüsüz arabaları aynı zamanda büyük bir bilgi deposu olacak.

Elon Musk haklı mı? Bilmiyorum. Ama ben bu kadar hızlı artan yapay zekâ kullanımını biraz da kaygıyla izliyorum. Her türlü faydasına rağmen.

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
Yukarı