Advertisement
Cüneyt Başaran

Bir zamanların çalışkan öğrencisi “Hindistan”

Hindistan Merkez Bankası arka arkaya olmak şartıyla 5. faiz indirimini yaptı ve politika faizini yüzde 5.1’e indirdi. Bu oran Hindistan’da 2010’dan beri görülen ne düşük faiz.

Hindistan’da mevcut enflasyon yüzde 3 seviyesinde ve 12 aylık beklentilerde bu orana oldukça yakın. Diğer yandan Hint Merkez Bankasının orta vadeli enflasyon hedeflemesi TÜFE’yi yüzde 4 bandında tutabilmek. Bu sebeple Hint Merkez Bankasının faiz indirimleri için yeri var gözüküyor.

Bu arada daha geçen hafta Kurumlar Vergisi oranını yeli şirketler için yüzde 30’dan yüzde 35.2’ye düşüreceklerini açıklamışlardı. Hesaplara göre bu indirim Hint şirketlerine 20 milyar dolara yakın kaynak aktarımı anlamına geliyormuş. Yeni kurulacak şirketler için ise bu oran yüzde 15 olarak belirlenmiş.

Bu kararın alınma sebebi geçen sene yüzde 6.8 büyüyen Hint ekonomisinde bu yılın ikinci yarısı şiddetin, artıran soğuma emareleri ve 2020 için büyüme beklentilerinin yüzde 6’lara kadar düşmüş olması. Bu oran 2009 krizi sonrası Hindistan’da yaşanan en düşük büyüme oranı olacak.

Büyüme düşünce işsizlik fırladı

Hindistan'ın ihracata bağımlılığı diğer Asya ülkelerinden farklı olarak, yüzde 19. Bu anlamda Çin ve diğer Güney Doğu Asya ülkeleri kadar Ticaret Savaşlarından etkilenmiyor. Ancak Hindistan’ın daha önemli bir sorunu var, işsizlik. Hindistan’da iç talebin yavaşlaması imalat ve hizmet sektörünü fena vurmuş durumda. Bu durum, işsizlik rakamlarının hızla artmasına neden oluyor.

Hindistan’da düzenli olarak açıklanan bir istihdam verisi yok. Ancak anket yoluyla yapılan araştırmalarda (Center for Monitoring Indian Economy) Ağustos 2019’da işsizliğin yüzde 8.4 ile son 3 yılın en yüksek seviyesine çıktığı görülüyor. Hint ekonomisini yakından takip eden uzmanlara göre ülkenin minimum yüzde 8 büyümesi gerekiyor ki işsizlik rakamını aşağıya indirebilsin.

Hindistan bir yandan faizleri indirerek diğer yandan vergi oranlarını düşürerek ekonomisini canlandırmaya çalışırken en büyük handikabı bankalarında yaşıyor.

Hint bankalarının sorunlu kredi oranı yüzde 9’larda dolaşıyor. Bu oran sadece 4 yıl önce yüzde 4’lerde seyrediyormuş. Hint Bankacılık sektörünün inşaat ve gayrimenkul sektörüne verdiği krediler, iç talep zayıflayıp stoklar artınca başına bela olmuş. Sektörün sadece son 5 yılda gayrimenkul sektörüne verdiği kredi miktarı 96 milyar dolar. Bu, toplam kredilerin yüzde 8’ine tekabül ediyor.

Bir zamanların “Çalışkan Öğrencisi”

Bir zamanlar yüzde 7-8 bandında dolaşan büyüme rakamları ve Raghuram Rajan gibi kredibilitesi yüksek Merkez Bankası başkanlarıyla gelişen ülkeler sınıfın en çalışkan öğrencisi olarak gösterilen Hindistan, şimdi bir fasit daire içinde dönüp duruyor.

Başbakan Modi’nin son 2 yıldır yoğun borçlanma yapması sonucu artarak yüzde 70’leri bulan Borç/GSYH oranı, yüzde 3.5’larda (rekor) dolaşan bütçe açığı ile Hint ekonomisine daha fazla kamu kaynaklı destek yaratmak mümkün gözükmüyor. Bu sebeple de vergi indirimleriyle (Aslında yine bütçe açığını artıracak bir gelişme) özel sektörün devreye girmesi hedefleniyor.

Bu arada, piyasa gözüyle bakıldığında da Hint varlıkları yoğun satış baskısı altında. Özellikle son 2 aydır bu baskının arttığını görüyoruz. Hint Rupisi, ABD Dolarına karşı son 2 ayda, Çin Yuan’ı ile birlikte Asya’da en fazla değer kaybeden kur. Hint 10 yıllık rupi cinsi tahvillerin (MB’nin Faiz indirime rağmen) faizi son 2 ayda 30 baz puan yükselerek, gelişen ülkeler arasında en kötü performansı gösterdi.

Asya’da son 2 ayda risk primi en fazla artan ülke yine Hindistan!

Kısaca 2.7 trilyon dolarlık ekonomisi ile yerkürenin 7. büyük ekonomisi olan Hindistan zor günlerden geçiyor.

Ne demişti Warren Buffett ?

“Ancak sular çeklince, denize kim mayosuz girmiş anlayabiliriz!”

 

 

 

 

 

Yukarı