Gökhan Şen

Merkez Bankası karmaşık duygular içinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın son Para Politikası Kurulu toplantısında beklendiği gibi politika faizi olan haftalık repo faizini %24'te sabit bıraktı.

Faizin aynı kaldığı ve beklentiyi karşıladığı böylesi durumlarda 2 şeye bakarız. Banka satır aralarında bir imada bulunmuş mu? Piyasa beklentisine göre alınan karar nasıl yorumlanmalı?

Bunu yaparken akılda tutulması gereken şey, TCMB'nin makro gelişmelere uygun bir hikaye anlatıp anlatmadığını tespit etmektir.

Bir önceki toplantı olan Ekim toplantısına göre Sepet Kur 70 kuruş düşmüş. Üretici fiyatları 7 puan, tüketici fiyatları 4 puan gerilemiş. Milli hasıla çeyrekten çeyreğe %1,1 gerilemiş ve son güncel veriler ekonominin daha da daraldığına işaret ediyor.

Enflasyon hala yüksek ancak baskı hafiflemiş ve ekonomik faaliyet daralmaya devam ediyor. Buna karşın Türk Lirası değer kazanıyor. Banka açısından, yegane görevi olan enflasyon hedefini tutturmak için koşullar gevşiyor.

Bu ortamda banka nasıl tespitler yapmış?

''(...)enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme gözlenmekle birlikte fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir''

Bu ortama nasıl yanıt üreteceğini taahhüt etmiş?

''(...)Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir''.

Buraya kadar her şey makro ekonomik şartlarla uyumlu. Bununla uyumlu olarak Banka önceki metinde 'kararlılıkla sıkı duruş sürecek' ifadesini 'sıkı duruş sürecek' olarak güncellemiş. Ancak enflasyonda belirgin iyileşme görülene kadar bu duruşun da korunacağını belirtmiş.

Türkçesi, enflasyondaki düşüşü gördük ancak temkinli kalmayı sürdürüyoruz olarak da tercüme edilebilir.

En başa dönelim. Piyasa beklentisine göre karar nasıl yorumlanmalı? Yavaşlayan enflasyon ve ekonomik daralma sebebiyle Banka'nın metinden 'ilave parasal sıkılaştırma' yapılabileceğine dair ifadeyi çıkarması beklentisine sahip olanlar vardı. Belki de bu yüzden son 1-2 haftada Türk Lirası değer yitirdi ve faizlerde Hazine'nin suni düşük faiz politikası ile ters yönde tepki görmüştük.

Bu durumda piyasa beklentisine göre şahin kaldığını söylemek mümkün.

***

Şunu kabul etmeliyiz sanırım. Başka bir ülkeden bahsediyor olsaydık bu toplantıda eminim faiz indirimi bekleyenler olurdu ve o ülkenin bankası bunu kısa sürede yapar ya da bunu sinyallerdi. Gel gelelim, enflasyondaki kabarık sicilimiz ve daha önceleri yaşadığımız para politikası & mali politikalar uyumsuzluğu bu hakkı bizim elimizden aldı.

Durum şu: Kredi talebi çakılıyor, likidite sıkıntısı piyasada baş gösteriyor, enflasyon düşüş trendine girecek, çekirdek enflasyon olumlu sinyaller veriyor ancak faiz indirmek için beklemek zorundayız. Banka'nı yapacağını bereket ki piyasa yapıyor. Ekim toplantısından bu yana 10 yıllık tahvil faizimiz yaklaşık 150 baz puan geriledi ve para birimimiz değer kazanıyor.

Şimdi yapılacak en iyi şey bir süre izlemek ve para politikasının 'şahin' olarak nitelenmesini sağlamak. Faizleri indirme görevini piyasaya bırakmak. O zaten üstüne düşeni büyük bir iştahla yapar. Yeter ki bildik yolların dışına çıkmayalım.

 

Yukarı