Gökhan Şen

Türkiye için örnekler: Reform yapmak kolay iş mi?

Kurumlar ve ülkeler sürekli yenilenme ihtiyacı içindeler. Siz aksi yönde diretseniz bile. Toplum olarak aynı kalmayı tercih etseniz de dış alem bunu imkansız kılıyor.

Suudi Arabistan örneğin. Kendi kurallarıyla yaşamayı ve olduğu gibi kalmayı kabullenmişti. Yenilenebilir enerji maliyetinin %70 civarında ucuzlaması, petrol üretim tekelinin yeni teknolojiler tarafından kırılması, gaz piyasasında bir biri ardına gelen keşifler enerji fiyatlarında düşüş getirdi. Belli ki bundan 20-30 yıl sonra Arabistan'ın bu hali ile kalması kolay değildi.

Yeni Prens Muhammed bin Salman bu bilinçle ve bir dönüşüm programı ile geldi. 2030 itibariyle geliri içinde fosil yakıtın payını %5'e indirmek istiyordu. Diyerek olacak iş mi? Uygun bir toplum yapısı da gerekiyor. Kadınların iş hayatına katılmaları ve kapsayıcı ekonomik kurumlar gerekiyor. Sosyal hayat elzem her şeyden önce. Kadınların sinemaya gitmeleri, araç kullanmaları ve kadın & erkek ortak şekilde konserlere katılmaları gibi reformlar yapıldı.

Ta ki Kaşıkçı cinayetine kadar. Dönüşmek isteyen yapının arkaik yüzü, geleceğe inanıp ortak olmak isteyen yatırımcıları kaçırdı. Prens'in kurmak istediği, 500 milyar dolar yatırım çekmesi beklenen Neom şehri projesi riske girdi.

***

Brezilya'da Rousseff gitmiş ve piyasalar mutluydu. Eski Başkan'ın halk arasında onaylanma oranı tek hanelere kadar inmişti. 2008 krizi sonrasında gelişen ülkelere akan para yavaş yavaş suyunu çekerken, bu süre boyunca köklü değişim yapamayana ve sattığı emtianın geliri ile başarılı görünen Brezilya'nın yaldızları yavaşça sökülmeye başlamıştı.

Karanlığın içinden 'reformist' Michel Temer geldi. Piyasaların reformcu başkan olarak baktıkları yeni lider hemen tüm politik sermayesini kendi ve kabinesi hakkındaki yolsuzluk dosyalarını temizlemek için kullandı.

Oysa ülke ekonomisinin beklediği yegane değişiklik sosyal güvenlik sisteminin baştan değişmesiydi. Böylelikle, kamunun popülist politikalarından kaynaklanan ve bütçeyi önümüzdeki yıllarda delip geçmeyi garanti eden reform havada kaldı. Eksik reform, dönüşümün tam olarak gerçekleşememesi ve sürekli olarak politik kurumların zayıflaması başa Başkan Bolsonaro'yu getirdi. Kendisi başlı başına bir yazıyı hak ettiği için burada bu bölümü burada tamamlıyorum. Sonuç aynı oldu. Reform kurumu yarım kaldı.

***

Çin, dünyanın en yüksek hane halkı tasarruf oranlarından birine sahip. Kamunun sabit sermaye yatırımlarına baktığınızda da liderliği kimselere bırakmaz Çin. Düşük verimli yatırımları devamlı artan bir borçla finanse eder.

Ederdi. Ta ki bu yıla kadar. Kapitalist dünyanın liderliği yarışında bedeli kirli hava, artan eşitsizlik devamlı şişen borç hanesi ile ödedi Çin. Değişmeye karar verdi. Bundan böyle iç tüketim ve nihai yurt içi talebin payı artacaktı. Eksi ekonomi, fazladan ve verimsiz üretim yerini yeni ekonomiye bırakacaktı.

Başkan Trump, ticaret savaşları formunda açıktan bir müdahalede bulununca Çin'in reform ajandası sekteye uğradı. Hoş, zaten 40 yıl önce reform ve açılma parolası ile yola koyulan komünist Çin bugün vatandaşların gelir seviyelerine göre en eşitsiz toplumlardan biri. Değişmenin, dönüşmenin ve sürdürülebilir şekilde ıslah etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorlardı. Şimdi bir daha gördüler.

***

Türkiye ekonomisi şimdilerde sertçe yavaşlıyor. Ekonomideki aşırılıklar düzeliyor. Yavaşlama bitip yeniden hızlanma geldiğinde aynı hastalıklara yakalanmamak için bizim de değişmemiz gerekiyor. Kolay olmadığını görmek gerek. Kurumsal, politik yapılar ve sosyal doku hazır olmalı...

 

Yukarı