Advertisement
Gökhan Şen

Birleşik Krallık'ta seçimler ve İngiltere'de ekonomik görünüm

Hiçbir hükümet Birleşik Krallık (UK) için uygun bir çıkış planı ayarlayamadı. Planlar ya meclisten geçmedi ya da AB nezdinde kabul görmedi. Sonunda UK’nin AB’den çıkışı anlamına gelen Brexit mümkün kılınamadı.

İş dönüp dolaşıp yine sandığa kaldı.

Mevcut azınlık hükümetinin Başbakanı Boris Johnson 12 Aralık’ta UK’yi seçime götürüyor. Amacı belli. Son üç buçuk yılda Brexit planını meclise kabul ettirebilen tek başbakan olarak seçimlere gidiyor her şeyden önce. Plan, seçimlerden Avam Kamarası için çoğunluk milletvekilini çıkarmak ve Birleşik Krallık’ı Avrupa Birliği’nden çıkaran siyasetçi olmak.

Anketlere göre de Conservatives / Muhafazakarlar %36’lık oyla en öndeler. Johhson’dan sonra partinin ivmesi açıkça görülüyor.

* Kaynak: Son anketlerin ortalaması, Ber. Eco.

Muhafazakar Parti önde olsa da %36 mecliste gerekli olan 325 sandalyelik çoğunluk için yeterli olmayabiliyor. Örneğin, İşçi Partisi 2005’te %35 ile 355 sandalye kazanırken 2010’da Muhafazakarlar sadece 306 koltuğa kavuştular.

Yatırım kuruluşlarının ve bahis şirketlerinin beklentisi ise makul bir katılım ve marjinal sandalye dağılımında yine makul bir sonuç ile Boris Johnson’un galip geleceği yönünde. Koltuğu devraldıktan sonra 10 puanlık yukarı yönlü bir itki yaratan BoJo kazanamazsa ne olacak? İşte bu kısa vadede kaos demek. Kazanan –ihtimal verilmese de- İşçi Partisi olursa özellikle ekonomik çevreler için felaket olacağı yönünde geniş bir konsensüs bulunuyor. Artan vergiler ve belirsiz ekonomi politikaları sebebiyle beklentiler epey olumsuz.

Kalan partilerin ise bir araya gelme şanları neredeyse yok. Bu sebeplerle baz senaryo Muhafazakar Parti zaferi.

*

Jonhson seçimleri kazandıktan sonra hızlıca 2 şeyi başarmak zorunda. Bunlar Brexit ve ekonomik büyüme. 12 Aralık sonrasında hemen ocak ayında Brexit belirsizliği ortadan kalkarsa ekonomide aciliyet bekleyen işler olacak. 

Vergi indirimleri, AB ile serbest ticaret anlaşması ve dünyanın kalanı ile yeni bir ticaret düzeni kurulması, mali canlandırma tedbirleri…

Tüm bunların sonunda İngiltere ekonomisinde ertelenmiş talebin de devreye girmesi ile birlikte %1’lerden %2’lere doğru büyümenin hızlandığını göreceğiz tahminen. Enflasyon da benzer şekilde İngiltere Merkez Bankası’nın hedefine yakın izleyecek ve tahmin veren ekonomistlere göre %2,5’e kadar yükselmesi muhtemel olacak.

Önümüzdeki 3 yıl içinde…

İşler beklendiği gibi giderse İngiltere Merkez Bankası bugünkü yumuşak tavrını bırakacak ve faizi artırmak zorunda kalacak. Bu da Pound’u destekleyecek. Dolara karşı bu para biriminin son zamanlardaki değer kazancı bu varsayıma dayanıyor.

*

Doğaldır ki İngiltere’nin önünde riskler var. Ana senaryo olan Johnson’un seçilememesi ya da anlaşmasız bir Brexit ile belirsizliğe düşülmesi bunlar arasında liste başı durumda. Üstüne AB’den ayrılma senaryosu ocak sonunda gerçekleşse dahi bir belirsizlik periyodu gelecek. Zira ticaret anlaşmaları hızlıca sonuç alınabilen işler değil. Özellikle AB vatandaşlarının ve diğer ülke vatandaşlarının ‘mülteci’ statüsü de ekonomi için önemli olacak. Bunlar, İngilizlerin ekonomisini ayakta tutan güçler konumunda.

Türkiye için de 2020 içinde en çok merak edilmesi gereken olayların başında Brexit geliyor. UK bir kez AB kurallarından koptuğunda ilk ticaret yapmak isteyeceği yerler listesinde biz başlarda olacağız. Bunun pek çok sebebi var. Bu yüzden Birleşik Krallık’ın içinden geçtiği süreci çok iyi tahlil etmek zorundayız.

Son yıllarda ticari fazla verdiğimiz ve hacmimizi devamlı olarak artırdığımız UK ile çok daha büyük işlere imza atma olasılığımız olduğunu akıldan çıkarmamak gerekiyor. Kısa vadede güçlü pound ve coğrafi yakınlık, orta vadede iki tarafın imzalayacağı olası serbest ticaret anlaşması, uzun vadede ise karşılıklı alış-veriş yapma ihtiyacı bize yardımcı olacaktır. 

 

Yukarı