Advertisement

Bloomberg HT'deki Üst Düzey programında Arzu Maliki'ye konuk olan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan Türkiye'nin sanayisinin fonlanması noktasında artık yeni bir metodoloji gerektiğinin altını çizdi.

2018 Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşlarını açıkladınız..Hangi noktalar öne çıktı raporda anlatır mısınız?

Erdal Bahçıvan: İSO 500 aslında bir ciro şampiyonluğu ligi; bu Türkiye'nin tüm sanayicilerinden bilgi toplayarak yapılan bir çalışma. Gelen bilanço bilgilerini biz bir havuzda değerlendiriyoruz, ama firmalarımızın burada tek kriteri var, o da üretimden yapmış oldukları satışlar.

Türkiye'nin farklılık yaratabilmesi, katma değer yaratabilmesi açısından en önemli konusu AR-GE çalışmalarının artması, bu fikirlerin üretime dönüşmesi ve Türkiye'nin gerek iç pazarda gerekse dış pazarda rekabet edebilir ve katma değeri yüksek ürünlerle dünya ligine girebilmesi. 2012'den beri geldiğimiz noktaya bakarsak, AR-GE yapan 225 olan firma sayısı bu sene 276'ya çıkmış. Hükümetin de 2 seneden beri AR-GE yapan sanayicilere vermiş olduğu desteğin önemli bir yeri var, demek ki karşılıksız kalmamış bu çalışma.

Şimdi artık ihracat yapmayan firmaların İSO 500'de yer alması pek mümkün değil, neredeyse şirketlerin yüzde 95'i ihracat yapıyor. Herhalde birkaç sene sonra da AR-GE yapmayanın ve AR-GE'si olmayanın İSO 500'de olması pek mümkün olamayacak. İleriki yıllarda AR-GE yapan şirket sayısının da 300'leri geçeceğini umuyoruz. İhracat rakamında da yüzde 12 bir artış var..Türk sanayisi dünyanın 4 bir yanında farklı ülkelerde başarılı olma adına önemli hikayeler yazıyor.

Sanayicilerin finansman sıkıntısını da konuşalım..Finansman maliyetleri özkaynakları olumsuz etkiledi ve karlılığı da öyle, nasıl bir çözüm getirmeyi düşünürsünüz bu konuda?

Erdal Bahçıvan: Türkiye'nin sanayisinin fonlanması noktasında artık yeni bir metodoloji gerekiyor. Gerçekten güçlü bir yapısal reform yapılacaksa bu Türkiye'nin sanayisinin fonlanmasına yönelik olması gerekiyor. Bunu sadece devletten beklememek lazım, sanayici olarak bizim de paradigmalarımızı değiştirmemiz lazım. Kaynakların da çeşitlendirilmesi lazım. Sanayinin fonlanması açısından bir Kalkınma Bankası olması lazım; Türkiye Kalkınma Bankası yeni baştan reform edilerek, kadrosuyla beraber, tahmin ediyorum önümüzdeki ay da merkezlerini İstanbul'a taşıyorlar, tekrar Türkiye'nin gündemine giriyor. Kalkınma Bankası'nın özellikle de nitelikli yatırımlarının desteklenmesi, gerekli yatırımların uzun vadede fonlanması açısından önemli bir aktör olmasını umuyoruz.

Bakan Berat Albayrak'ın da açıkladığı "İvme Finansman" paketinde de Türkiye'de cari açığa neden olan sektörlerin belirlenmiş olmasıyla sektörlerde pozitif ayrımcılık yapılarak bir çalışma yapılıyor. 3 tane kamu bankası paketiyle girecek; 10 yıla kadar, tamamen TL fonlaması olarak yapılacak. Bizim ısrarımız, TL fonlamalarda bilançoların olabilecek kur hareketlerine karşı niteliğini koruması..O yüzden Kalkınma Bankası'nın uzun vadeli TL fonlama kaynaklarını Türkiye sanayisine sunacak olmasıyla ve özel seçilmiş sektörlere vereceği paketlerle bilançolarımız rahatlayacak.

Sanayinin bir de sermaye piyasalarından farklı enstrümanlarla fonlama yapması önem arz ediyor..

Bizim de artık ortaklıklar yani şirketlerimizin güçlerini birleştirerek özkaynaklarını güçlendirmek adına ölçekleri büyütmemiz gerekiyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışı ortaklıklara açık olmalıyız. Ortaklık adına sanayimize de yurtdışından ilgi büyük..