Advertisement

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, büyüme rakamının önemli olduğunu, ama kalitesinin de çok önemli olduğunu belirterek, "Yoksa günü kurtaracak politikalar uygulasaydık, bugüne kadar kaç defa yol kazası olmuştu" dedi.

Finansal Kurumlar Birliği'nin 3. Genel Kurul Toplantısı'nda konuşan Babacan, dünyada krizin etkilerinin halen geçmediğini söyledi.

Dünya ülkelerinin içinde bulunduğu ekonomik durumu anlatan Babacan, tedbirli duruşları ve dikkatli yönetimlerinin, Türkiye'yi bu dalgalanmalardan koruduğunu, zamanında alınan tedbirlerin Türkiye'deki dalgalanmanın boyutunu düşük tuttuğunu kaydetti.

"Bazen şöyle bir yanılgıya kapılıyoruz. Biz artık Türkiyeyiz, güçlendik, dolayısıyla siyasi istikrar da var, bize hiçbir şey olmaz. Bu çok yanlış. Öyle değil" diyen Babacan, en ufak bir tedbirsizliğin, şiddetli dalgalanma dönemlerinde yıkıcı etkilerinin olabileceğini belirterek, şunları dile getirdi:

"Bazen rehavete kapılabiliyoruz. Memlekette işler düzeldi, dolayısıyla daha maceracı bir yaklaşımda bulunabiliriz. Bir de şunu deneyelim, bir de bunu yapalım. Böyle bir ortam kesinlikle yok. Allah korusun bir kaç haftalık rehavet, bir kaç haftalık yanlış adım... Bir anda bakarsınız, ya bunlar nereden başımıza geldi. Dolayısıyla hep dikkat etmemiz gerekiyor. Ama dikkat edelim derken de bir korkuyla, duralım bakalım hiçbir şey yapmayalım, ondan sonra hareket edelim kıvamına da gelmeyelim."

Petrol fiyatları yarı yarıya düşmesine rağmen Türkiye'nin cari açığının yüzde 4,5 olduğunu aktaran Babacan, Türkiye'nin yine cari açığı yüksek ülkeler sıralamasında olacağını ama eskiye kıyasla bu oranın düşmesinin güzel olduğunun altını çizdi.

Cari açığının finansmanının daha çok vergi toplayarak sağlanamayacağını vurgulayan Babacan, "Bu açık kadar Türkiye'ye Döviz girişi olacak ki, bu refah seviyesini koruyalım" dedi.

"Katılım bankaları için yeni bir çalışmamız var"

Babacan, siyasi istikrar sapa sağlam olduktan, doğru makro ekonomik politikalar uygulandıktan, sektörlerle ilgili gerçekçi çözüm üretici bir anlayışı yerleştirdikten sonra Türkiye'nin önünün açık olacağını belirterek, bunun gelecek dönemde dahada sağlamlaştırılması için her türlü hazırlıkları yaptıklarını söyledi.

Siyasi istikrarın yaralandığı bir ülkede ekonomik istikrardan bahsetmenin zor olduğunu ifade eden Babacan, bunun üzerine iyi makro ekonomik politikalar, ardından da sektör sektör iyi mikro reformlar olması gerektiğini dile getirdi.

Katılım bankaları için yeni bir çalışmaları bulunduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti:

"Belli bir alıcı satıcı ilişkisi var zaten, 'ortaklık anlayışı ile bir işlem yapılıyor ise bunu nasıl daha çok teşvik edebiliriz' diye Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu'na çalışın dedim. Katılım Bankaları Birliği'nden öneriler geliyor. Bunları önemli görüyoruz. Yani biraz daha risk paylaşımı, biraz daha ortaklık teklifi… Böyle borç al, borç verden öte biraz daha kader ortaklığına bakış açısının önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu, risk yönetimi açısından son derece faydalı. Özellikle dalgalanmalarda çok önemli bir koruyucu etkisi olduğunu düşünüyoruz, bir bakıma ekonominin otomatik bir sigortalama mekanizması haline geliyor. Bunun üzerinde çalışıyoruz."

Babacan, enflasyon beklentisindeki en ufak bozulmanın piyasa faizlerini anında 3-5 puan artıracağını söyledi.

Bu nedenle enflasyon beklentisinin çok önemli olduğunu vurgulayan Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

"Enflasyonu düşürmek ve enflasyon beklentisini düşürmek, Hazine'nin borçlanma faizlerini düşürmenin uzun vadede temel yolu. Enflasyon beklentisi Türkiye'de düşmeden, Hazine'nin borçlanma faizi, dolayısıyla reel sektörün Türk lirası cinsinden orta uzun vadede borçlanma faizini düşürmek mümkün değil. O yüzden enflasyonla mücadelede kararlılıktan asla geri adım atmamalıyız ve atmayacağız. Bu işin temeli. Özel sektörün Türk lirasına daha uygun şartlarda ulaşsın diyorsak formülü bu. Cari açık olduğu sürece ve piyasalar açısından bir endişe oluşturacak boyutta olduğu sürece, biz böyle tam bir istikrarlı ortamdan bahsedemeyiz. Ve yapısal reformlarla Türkiye'nin potansiyel büyümesini artırmalıyız. Büyümenin rakamı önemli, ama kalitesi de çok çok önemli. Yoksa günü kurtaracak politikalar uygulasaydık, bugüne kadar kaç defa yol kazası olmuştu. Büyümenin temeli sağlam olacak. Önemli olan bugün nerede olduğumuz değil, 5 yıl sonra nerede olduğumuz. 2015 yılında diyelim ki artı 2 puan büyüdük, ondan sonra arkadan 3 yıl arka arkaya bedel ödedik. Sonuçta 2019 yılı geldiğinde olabileceğinden daha kötü bir noktaya geldik. Bunu istemeyiz. Bunlar günlük manşet olur, haber olur, ama memlekete faydası olmaz. İşte bu bakış açısını Türkiye'de kurmamız son derece önemli. Bu kültürün de önemli ölçüde oluştuğuna inanıyorum. Doğru politikaların sahibi artık çok Türkiye'de. Bu da çok önemli. Sadece hükumetin bir şeyler yapıyor olması önemli değil. Ve ne olursa olsun her şartta doğruyu söyleyelim ve doğruyu savunalım, asla günlük rüzgarlardan etkilenmeyerek."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Her ne kadar bazen eleştirsek de, her ne kadar bazen farklı değerlendirmelerle gündeme getirsek de finans sektörünün mali bünyesinin sağlamlığı, ekonomi için olmazsa olmazdır. Ve bunu zafiyete bırakacak hiçbir adım, hiçbir karar olmamalıdır, olmayacaktır da" dedi.

Finansal Kurumlar Birliği'nin 3. Genel Kurul Toplantısı'nda konuşan Babacan, iyi demokrasilerde keyfiliğe yer olmadığını vurgulayarak, "İyi demokrasilerde istişare esastır ve mutlaka açık, net kurallar yazılır. Kurallar yanlış ve eksik olabilir. Böyle bir durumda kuralları değiştirirsiniz, o günden itibaren yeni kurallar hakim olur. Şeffaflık ve öngörülebilirlik ancak böyle sağlanır" şeklinde konuştu.

Yaptıkları uygulamalar ile katılım bankacılığının Türkiye'de bir ivme kazandığını aktaran Babacan, bir dönem üvey evlat gözüyle bakılan ve düzenlemeler konusunda hırpalanan bir sektörün, artık dünya standartlarında çalışan, hızla büyüyen bir sektör haline geldiğini kaydetti.

Finans sektörünün sıhhatli bir şekilde işlemesini ekonominin taşıyıcı temel direklerinden biri olarak gördüklerini vurgulayan Babacan, şu anda Türkiye ekonomisinin en güçlü sütunlarından birisinin finans sektörü, diğerinin ise Türkiye'nin kamu maliyesinde geldiği nokta olduğunu dile getirdi.

Bu tür sütunlarda oluşabilecek en küçük bir zafiyetin komple çöküşü beraberinde getirebileceğine işaret eden Babacan, "Her ne kadar bazen eleştirsek de, her ne kadar bazen farklı değerlendirmelerle gündeme getirsek de finans sektörünün mali bünyesinin sağlamlığı, ekonomi için olmazsa olmazdır. Ve bunu zafiyete bırakacak hiçbir adım, hiçbir karar olmamalıdır, olmayacaktır da" dedi.

Reel sektör ile finans sektörü arasındaki ilişkilerin enteresan ilişkiler olduğunu vurgulayan Babacan, finansın zafiyete uğradığı bir ortamda reel sektörün sıhhatli çalışmasının mümkün olamayacağını ifade etti.

Reel sektör denildiğinde milyonlarca şirketin olduğunu, ancak finans denildiğinde topu topu 50 bankanın, birliklerin üyeleri de katılırsa sayının arttığını belirten Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

"Siyasi açıdan baktığımızda, finans sektörü ile ilgili daha sert sözler sarf etmek, daha farklı yaklaşımlarda bulunmak bazen kolay olabiliyor. Bunun da popülizmini yapıyoruz bazen. Ama işin gerçeğine döndüğümüz zaman, Türkiye'nin geleceği ile ilgili, ekonominin bünyesi ile ilgili hangi konularda neler yapılması gerekir, kritik noktalar hangileridir diye baktığımızda finans sektörü çok çok önemli bir taşıyıcıdır."

" 'Devletten ne istiyorsunuz?' diye sorduğumuzda, ilk sırada vergi indirimi var"

Babacan, konuşmasında finansal kiralama şirketleri ile ilgili yaptıkları uygulamalardan da bahsetti.

Kurumların görüşlerini aldıklarını, zaman zaman Finansal Kurumlar Birliği'nin de taleplerini aldıklarını belirten Babacan, "Devletten ne istiyorsunuz?" diye sorduklarında, ilk sırada vergi indirimleri ile bazı harçların kaldırılmasına yönelik taleplerin olduğunu söyledi. Babacan, bunların makul olduğunu, ancak bu isteklerin karşılanıp karşılanmayacağının devletin bütçesi ile ilgili olduğunu bildirdi.

Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin oluşturduğu sektörün aktif büyüklüğünün 2014 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 19 arttığı bilgisini veren Babacan, bu artışın iyi bir artış olduğunu, geçen yıl kredi büyümesi üzerine tedbirler getirdikleri bir yıl olduğunu anımsattı.

Zamanında tedbir alabilmenin önemine işaret eden Babacan, "Nasıl araba kullanırken, ileride virajlar varsa, sis varsa, kameraları görünce hızı düşürmek nasıl işin gereği ise, ekonomi yönetiminde de gerektiği zaman hızı düşürebilmek son derece önemlidir. Tabii yolcular bazen sabırsız olabiliyor, bir an önce gidelim diyebiliyor. Ama bilinçli bir yönetim, sorumluluk taşıyan bir yönetimin mutlaka hedefe varması, ama sapasağlam, selametle varmasını sağlayacak bir yaklaşım göstermesi son derece doğaldır" şeklinde konuştu.

 

Babacan, Türkiye'nin içinde bulunulan küresel ekonomik konjonktürü mutlaka dikkate alarak karar vermesi gerektiğine işaret ederek, "Dış dünyadan bağımsız bir ülke değiliz, açık bir ekonomiyiz. Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 1'ine denk gelen büyüklükte bir ekonomiyiz. Dolayısıyla etrafta ne olup bittiğini dikkate almazsak, Allah korusun yol kazaları bizi bekleyebilir" diye konuştu.

Türkiye'nin G20 Dönem Başkanlığı döneminde yapacağı çalışmalara değinen Babacan, 11 ayrı çalışma grubunun bulunduğunu, bunların sürekli toplantılar yaptıklarını anlattı.

Babacan, G20'nin temsil gücünün çok yüksek olduğunu ve orada alınan kararların tüm dünyada benimsendiğine dikkati çekerek, KOBİ'lere özel önem verdiklerini, ayrıca Kadın 20 (W20) Platformu oluşturduklarını söyledi.

G20'nin uluslararası kapsayıcılık boyutunda G20 bakanları ile az gelişmiş ülke bakanlarını bir araya getireceklerini ve tecrübe paylaşımına vesile olacaklarını ifade eden Babacan, "Bunu da G20 tarihinde ilk defa önümüzdeki hafta gerçekleştirmiş olacağız" dedi.

Babacan, G20'de ikinci önemsedikleri konunun uygulama olduğunu, verilen taahhütlerin ne zaman ve ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin bir izleme mekanizması kurduklarını anımsatarak, "Bizim 2002'den bu yana uyguladığımız bu bakış açısını 20 ülkeye de getirmiş oluyoruz. Nedir bu bakış açısı? Önce ne yapacağınızı ilan edeceksiniz, bunu bir takvime bağlayacaksınız ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşacaksınız ki; kamuoyu sizi takip edebilsin. Bir bakıma kendinizi kamuoyu denetimine açmış oluyorsunuz. Hesap verebilir bir yönetim anlayışına en doğal yaklaşım bu ve bunu 20 ülkede de böylece uygulamış olacağız" şeklinde konuştu.

Diğer bir önemli konunun da altyapı yatırımları olduğunu, birçok ülkenin bütçesinin ihtiyacı olan altyapı yatırımlarına eğilme imkanı vermediğini vurgulayan Babacan, şunları kaydetti:

"Özel finans imkanlarını kamu altyapı yatırımları için nasıl daha fazla kullanabiliriz konusunu, G20'nin önemli bir gündem maddesi yaptık. Burada özellikle varlık bazlı menkul kıymetler. Uluslararası terminolojide İslami Finans diye yerleşmiş olan finans metotlarının, altyapı yatırımlarında nasıl daha çok kullanabiliriz? Bununla ilgili ilgi gayet iyi ve ilk defa G20 bildirgesine de bunu yazık. Bir ülkenin şiddetli itirazı ve konsensüsü bozması yüzünden İslami Finans demedik ama varlık bazlı finansman dedik. Önümüzdeki hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası toplantılarından bir gün önce, IMF ve G20 Dönem Başkanlığımızın ortaklaşa düzenlediği bir seminer planlıyoruz. Bu seminerde G20 Dönem Başkanı olarak ben ve İslam Kalkınma Bankası Başkanı ile IMF Başkanı'nın yanı sıra diğer önemli konuşmacılarla bunun tanıtımını yapacağız. G20 olarak bunu resmen gündemimize aldık ve tüm G20 ülkeleri artık bizimle aynı fikirde."

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Kişiler gelip geçicidir, herkes fanidir. Ama kurumlar ve kurallar iyi yerleştirilirse, o ülkelere biz ileri demokrasi diyoruz, o ülkeler zaten ileri ekonomi haline de gelir" dedi.

Finansal Kurumlar Birliği'nin 3. Genel Kurul Toplantısı'nda konuşan Babacan, Türkiye'deki bankaların güçlü olduğunu ancak banka dışındaki finans kuruluşlarının gelişmesinin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu söyledi.

Öngörülebilirliğin önemine işaret eden Babacan, ileriye dönük vizyon belirleme ve gelecekle ilgili atılacak adımların net bir şekilde ortaya konmasının gerekliliği anlattı.

Daha önce finans çevreleri için yaptıkları uygulamaları anımsatan Babacan, bunların hepsinin finans sektörünün Türkiye'de sağlam bir zemine oturmasını sağladığını ifade etti.

Son 12 yılda, uluslararası doğrudan sermayenin önemli bir kısmının finans sektörüne geldiğin vurgulayan Babacan, "Bazıları diyor ki; 'bunlar çok para kazanıyor, onun için sermaye buraya geliyor.' Bu doğru değil. Hızla büyüyen finans sektörünün sermaye ihtiyacı da çok çok büyük. Ya bu sermayeyi dışarıdan alıp koyacaklar, ya da kendi kazandıklarını kuyuya atarak sermayelerini bilançolarına orantılı bir şekilde büyütecekler" şeklinde konuştu.

"İyi işleyen demokrasilerde kurallar ve kurumlar son derece önemli"

Ali Babacan, iyi işleyen demokrasilerde kurallar ve kurumların son derece önemli olduğunun altını çizerek, "Ne kadar kural bazlı bir mevkin varsa, hele hele de ekonomide ne kadar çok kuralların hakim olduğu bir ortam varsa o ülke o kadar öngörülebilir, o ülke o kadar güvenilir bir ülke olur" dedi.

Kurumların son derece önemli olduğunu vurgulayan Babacan, kurumların tek tek güçlü olduğunu, tek tek itibarlı olduğunu aktararak, iyi işleyen demokrasilerde o ülkenin toplam gücü ve itibarının, o ülkenin kurumlarının toplam gücünden ve itibarından oluşacağını anlattı.

"Kişiler gelip geçicidir, herkes fanidir. Ama kurumlar ve kurallar iyi yerleştirilirse, o ülkelere biz ileri demokrasi diyoruz, o ülkeler zaten ileri ekonomi haline de gelir" diyen Babacan, demokrasi iyi işliyorsa, öngörülebilirlik varsa, hukuk çerçevesi sağlamsa ve yargı iyi işliyorsa ekonominin de dayanıklı olduğunu ifade etti.

Finans sektörü ile ilgili başta BDDK ve SPK olmak üzere, TMSF ve düzenleme yetkisi olan Hazine ile Merkez Bankası gibi kuruluşların hepsinin bu süreç içerisinde kendi gücünü, güvenilirliliğini ve itibarını ortaya koyduğuna dikkati çeken Babacan, finans kuruluşlarına güven varsa, bunun özel sektörün katkısının bir parçası olduğunu, ancak bütününde düzenleyici kurumların rasyonel davranması, her türlü şartta hukuk çerçevesinde iş yapıyor olmasının güvenin temini olduğunu ifade etti.

Babacan, "Belki Türkiye ile ilgili uluslararası değerlendirmelere baktığınızda olumlu olumsuz farklı şeyler görebilirsiniz. Ama bizim finans sektörümüz ile ilgili olumsuz bir yorum, olumsuz bir yaklaşım asla göremezsiniz. İşte bu anlayışı, finans sektörü ile ilgili iyi işleyen kurallar ve itibarlı kurumlarla oluşturduğumuz yapıyı, Türkiye geneline taşıyabildiğimiz gün, Türkiye'nin topyekun kalkınacağı dönem başlayacaktır" şeklinde konuştu.

AA