Advertisement

JP Morgan, yayımladığı araştırma raporunda Türkiye'nin büyümesinin 2022'de yavaşlayacağını ve enflasyonun yüksek kalmaya devam edeceğini söyledi.

Enflasyonun yılın geri kalanında yüzde 20 civarında kalmaya devam etmesini bekleyen JP Morgan, Türk lirasındaki değer kaybının devam edeceğini ve bunun küresel emtia fiyatlarındaki artışla birleşince ithal ürün fiyatlarında keskin bir yükselişe neden olacağını belirtti.

2021 için büyüme ivmesinin hala güçlü olduğunu belirten banka, yüzde 8,4’lük yıl sonu büyüme tahminleri için risklerin yukarı yönlü arttığını ifade etti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın daha fazla faiz indirimi için çok fazla alanı kalmadığını belirten JP Morgan ekonomistleri, temel göstergelere bakarak herhangi bir politika tahmini yapmanın çok zor olduğunu vurguladı.

TCMB’nin politika faizini yüzde 15’in altına indirip indirmeyeceğine şüpheyle yaklaştıklarını belirten banka, faiz indiriminin yerleşiklerin portföy tercihlerinde büyük değişiklikler yaşanmasını göze almadan mümkün olmayacağını söyledi.

Deutsche Bank'tan Türk lirası tahmini

Deutsche Bank, yayımladığı bir araştırma raporunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının hükümetin TL’deki değer kaybı ve yüksek enflasyon ile ilgili henüz endişeli olmadığına işaret ettiğini söyledi.

Kendileri de dahil piyasaların dolarizasyonda artış beklediğini belirten Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bir sonraki adımının ne olacağını tahmin etmenin zor olduğunu ve bunun büyük oranda Türk varlıklarının gelecek birkaç gündeki performansına bağlı olduğunu vurguladı.

TCMB’nin sözlü müdahalesinin kurun istikrara kavuşması için yeterli olmadığını dile getiren banka, daha agresif bir yaklaşımın gerektiğini fakat bunun istenip istenmediğinin şüpheli olduğunu ifade etti. Banka, hükümetin politikalarındaki değişim göz önüne alındığında acil bir faiz artırımı yapılmasının düşük bir ihtimal olduğunu söyledi.

Türk lirasındaki değer kaybı ve fiyatlardaki kur geçişkenliği düşünüldüğünde bunun manşet enflasyona etkisinin önümüzdeki altı ayda 3 yüzde puan olacağını belirten Deutsche Bank ekonomistleri, tedarik sıkıntıları ve iş ortamındaki belirsizliğin artmasıyla Türkiye’nin gelecek yıl daha düşük bir büyüme rakamı yakalayacağını belirtti.

Deutsche Bank, yayımladığı bir araştırma raporunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının hükümetin TL’deki değer kaybı ve yüksek enflasyon ile ilgili henüz endişeli olmadığına işaret ettiğini söyledi.

Kendileri de dahil piyasaların dolarizasyonda artış beklediğini belirten Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bir sonraki adımının ne olacağını tahmin etmenin zor olduğunu ve bunun büyük oranda Türk varlıklarının gelecek birkaç gündeki performansına bağlı olduğunu vurguladı.

TCMB’nin sözlü müdahalesinin kurun istikrara kavuşması için yeterli olmadığını dile getiren banka, daha agresif bir yaklaşımın gerektiğini fakat bunun istenip istenmediğinin şüpheli olduğunu ifade etti. Banka, hükümetin politikalarındaki değişim göz önüne alındığında acil bir faiz artırımı yapılmasının düşük bir ihtimal olduğunu söyledi.

"Piyasada 100 baz puanlık acil faiz artışı beklentisi"

Para politikasında herhangi bir değişiklik olmadığı sürece Türk lirasının değer kaybetmesini beklediklerini belirten Deutsche Bank, kurdaki yükselişin Türk ekonomisindeki yapısal kırılganlıkları ortaya çıkarabileceğini dile getirdi.

Türk lirasındaki değer kaybı ve fiyatlardaki kur geçişkenliği düşünüldüğünde bunun manşet enflasyona etkisinin önümüzdeki altı ayda 3 yüzde puan olacağını belirten Deutsche Bank ekonomistleri, tedarik sıkıntıları ve iş ortamındaki belirsizliğin artmasıyla Türkiye’nin gelecek yıl daha düşük bir büyüme rakamı yakalayacağını belirtti.

Türkiye’deki negatif reel faizin iki basamaklı sayılara ulaşabileceğini belirten Deutsche Bank, piyasaların geçen haftaya kadar agresif bir faiz indirimini fiyatladıklarını fakat şu an halihazırda 100 baz puanlık acil bir faiz artırımına göre pozisyonlanmaya başladıklarını söyledi.

EROL OYTUN ERCAN

Fitch Kıdemli Bankacılık Direktörü Lindsey Liddell Bloomberg HT’ye yaptığı değerlendirmede Türk lirasındaki değer kaybının Türk bankalarının kredi profilleriyle ilgili riskleri artırdığını belirtti.

“Sektörün kredilerinin yüzde 36’lık önemli bir kısmının döviz cinsi olduğu düşünüldüğünde TL’deki değer kaybı varlık kalitesi risklerini artırıyor” diyen Liddell, döviz cinsi risk ağırlıklı kalemlerdeki artıştan dolayı kurdaki yükselişin aynı zamanda sermaye yeterlilik oranlarında düşüşe neden olduğunu dile getirdi.

Liddell, bankaların döviz cinsi risk ağırlıklı kalemlerdeki hesapta 252 günlük ortalamayı kullanmalarına izin verilmesini sağlayan sermaye hesabı kolaylıklarıyla ilgili düzenlemenin uzatılmasının Türk lirasındaki düşüş durumunda sermaye yeterlilik oranlarına destek sağladığını vurguladı.

Türk lirasındaki değer kaybının yüksek döviz cinsi borçluluktan dolayı Türk bankaları için refinansman riskini de artırdığını belirten Liddell, Türk lirasındaki değer kaybının döviz cinsi mevduat çıkışları düşünüldüğünde likidite riskleri de yaratabileceğini vurguladı.

"Kurda görülen oynaklığı yakından takip ediyoruz"

Kurumun yakın zamanda bir ara değerlendirme raporu yayımlayıp yayımlamayacağıyla ilgili soruya ise Kıdemli Direktör Erich Arispe, “Son günlerde kurda görülen oynaklık düşünüldüğünde bunun makroekonomik ve finansal istikrara olan etkilerini ve ilgili makamların tepkilerini yakından takip ediyoruz” dedi.

En son yaptıkları not değerlendirmesinde ödemeler dengesi ve makroekonomik istikrar ile ilgili risklere vurgu yaptıklarını belirten Arispe, “Bunların arasında döviz rezervlerinin erimesi ya da beklenenden erken gelen faiz indiriminin yatırımcı güvenini düşürerek bankacılık ve özel sektör üzerindeki baskıyı artırması da yer alıyordu” diye ekledi.

“Türk banka notları operasyonel ortamın baskısı altında”

Fitch Ratings, Ekim ayında yayımladığı bir raporda Türk bankaların büyük bölümünün kredi notlarının zorlu operasyonel ortam nedeniyle baskı altında kalmaya devam ettiğini belirtmişti.

Kredi derecelendirme kuruluşu tarafından yayımlanan raporda, Fitch’in Türk bankacılık sektörü için operasyonel ortam puanının ‘B+’ olduğunu hatırlatılarak, bu puanın “Türkiye’nin makro ve siyasi oynaklığını, para birimi zayıflığını, enflasyonist baskılarını ve yatırımcı algısını” yansıttığı ifade edilmişti.

Raporda, “Bankaların varlık kalitesi operasyonel ortam oynaklığı, kayda değer döviz borçlanması, yüksek TL faiz oranları ile inşaat, gayrimenkul, enerji ve turizm gibi yüksek riskli sektörlerle ilişkileri nedeniyle baskı altında” denilmişti.

Fitch Ratings, Ağustos ayında Türkiye’nin kredi notunu "BB-" , görünümünü ise “durağan” olarak teyit ettiğini açıklamıştı.