Advertisement

Mayıs ayında Cannes Film Festivali'nin ''Short Film Corner'' adlı kısa metrajlı film bölümünde gösterilecek ''A Piece of Meat'' adlı filmin yönetmeni Mehmet Özdoğan (26), filmin senaryosunu ABD'de bulunduğu sıralarda yaşadığı bir olaydan etkilenerek oluşturduğunu anlattı.

Filmde, ''maddenin köleliği, kadının gücü ve erkeğin iradesizliği üzerinden, et metaforuyla haz olgusunu irdelediğini'' söyleyen Özdoğan, şöyle konuştu:

''Los Angeles'te barda ilginç bir olay yaşadım. Çok çirkin bir bayan, etrafında tanıdığım 3 tane erkek arkadaş. Erkekler kadının etrafında resmen dönüyorlardı. Adeta ona hapsolmuşlardı.

Bundan etkilenerek, kadının gücü, erkeğin köleliği üzerinden bir senaryo hazırladım. O sırada Cannes'de Lars Von Trier'in filmi gösterimdeydi. İzledim, tema çok benziyordu. Bir şeyler yakaladım. Sonra Trier'e oturup mail attım. 'Bu filmi size adamak istiyorum' dedim. O da olumlu cevap verdi. Filmin başında zaten 'to Lars Von Trier' diye yazıyor.

Filmin konusu maddenin köleliği üzerinden gidiyor. Maddenin köleliği, kadının gücü, erkeğin iradesizliği tartışılıyor. Et metaforuyla konuyu anlatıyoruz. Filmde kadının elinde erkeğin boynuna bağlı tasma bulunuyor. Filmin sonunda kadın büyük bir et parçasına dönüyor. Erkeğin haz alması sonrasında, tabi ki simgesel bir anlatımla.''

Filmin Cannes'de gösterileceğini anlatan Özdoğan, şunları söyledi:

''Ben hep şunu söylüyordum arkadaşlarıma: Bu film Cannes'de gösterilecek, çünkü kadersel bir şey var burada. Sonuçta bir gece internet üzerinden Cannes'e başvurdum. Şimdi filmim Cannes Short Film Corner'de gösterime girecek. Milyonlarca dolar bütçeli filmlerin yer aldığı Cannes'de liraya hazırladığım filmin gösterime girecek olması beni etkiliyor. Filmi, Cannes'in Official Selection bölümüne de gönderdim. Short Film Corner'da yapımcılar ve kısa film koleksiyoncuları için festival tarafından satışa çıkarılacak. Cannes bir koridordan girdiğiniz andan itibaren onlarca çıkışa sizi götürebiliyor. Bazı şeyleri değiştirebilir, oradaki başarınız.''

İstanbul dışında film çekiminin ciddi sorunları beraberinde getirdiğini ve özellikle teçhizat anlamında sorun yaşandığını ifade eden Özdoğan, ''Teçhizat bulmak sıkıntı ötesi. Adana'da jimmy jeep bulamazsınız, şaryo bulamazsınız, teknik tesisat çok zor. 35 mm konverterı İstanbul'dan getirmeniz gerekiyor. İstanbul dışında yaşamanın böyle bir handikabı var. Kurgu aşamasında aynı sıkıntıları yaşıyorsunuz. Profesyonel anlamda kurguyla ilgilenen kişileri, bölgede bulmak imkansız'' dedi.

Özdoğan, ailesinin de ilk başlarda film çekmesini eleştirdiğini belirterek, ''Onlar inşaat mühendisi olmamı istiyorlardı. Ancak sonra onlar da sinemanın güzelliğini ve öneminin farkına vardılar. Filmlerimi izlettikten sonra, onlar da heyecanlandı. Şimdi 'bir sonraki senaryo nedir?' diye sormaya başladılar'' dedi.