Advertisement

Ülkemiz ve aynı zamanda tüm dünya tecrübe edilmemiş bir sürecin içerisinde salgına karşı ciddi bir mücadele veriyor. Türkiye, salgın ile mücadelesini sağlık, sosyal ve ekonomik anlamda başarılı bir şekilde sürdürmeye devam ediyor. Alınan tedbirler neticesinde Covid-19 salgınının büyük oranda kontrol altına alınmasında gece-gündüz demeden çalışan sağlık personellerimizin, tedbirlere, sosyal mesafeye ve kurallara uyan halkımızın ciddi payı var. Alınan kararların yerinde olması ve ülke olarak gösterdiğimiz direnç salgınla mücadelede en etkin ülkeler arasında olmamızı sağladı.

Salgın sürecinde insanların sağlığı için alınan tedbirler neticesinde dünya ekonomik olarak bir buhran geçiriyor. Covid-19 pandemisi tüm toplumların ekonomik ve sosyolojik düzenini değiştirmiştir. Değişen dünya düzeninde özellikle ekonomik olarak bugünden ders çıkararak geleceğe ciddi bir şekilde yatırım yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Ülkemiz yaşanılan ekonomik dar boğazın virüsün ortaya çıktığı Çin’deki süreç sonrası kârlı çıkacak ülkelerin başında görülmektedir.

Çin’in, bu zorlu süreçten kısa sürede toparlanarak çıkması, üretime başlaması bir artı değer olarak görülse de dünyanın Çin’e karşı psikolojik dengesinin bozulduğu da bilinen bir gerçektir. Artık Çin menşeili ürünlere bakış açıları değişebilir, Çin’de operasyonlarını yürüten firmalar bu süreçten çıkardıkları dersler ile faaliyetlerini başka ülkelere kaydırabilirler. Ülkemizin; genç nüfusu, nitelikli iş gücü, jeopolitik konumu, üretim kalitesi gibi öne çıkan etmenleri ile bu sürecin ardından bir üretim üssü haline gelmesi muhtemel gözükmektedir.

Bilinen bir gerçek de; Türkiye’nin alınan tedbirlere rağmen ekonomik olumsuzluklardan ciddi bir şekilde etkileneceğidir. Öngördüğümüz büyüme rakamlarına ulaşamayabiliriz. Bu küçülme ihtimaline karşı önlemler almalıyız. Bu pandemi sürecinden çıkardığımız derslerin en önemlisi kendi kendine yetebilen bir ülke konumuna en kısa sürede ulaşmamız gerektiğidir. Türkiye konumu, doğası ve potansiyeli ile birçok konuda ileride olması gereken bir ülkedir. Pandemi sürecinin yaşattığı olumsuzluklar bizlerin hangi konularda ders alması gerektiğini de iyice gösterdi.

Bu bakımdan ekonomi dünyamızın temsilcilerini, pandemi sonrası için ayakta tutmanın ne denli önemli olduğu anlaşıldı. Bizler bu süreçteki sorumluluğumuzun farkında olarak iş dünyamız aktörlerini süreç sonrası için zinde tutmamız gerektiğini biliyoruz. Umuyoruz ki; pandemi süreci sonrasında ciddi talepleri karşılamak için firmalarımızın sürecin şokuna girmesini engelleyebilirsek süreç sonrasında normale dönmek daha kolay olacaktır.

Salgın süreci sonrasında ülkemizin aslında çok önceden ilerlemiş olması gereken konularda atılım gerçekleştirmesi gerekiyor. Özellikle tarım ve teknolojiye ağırlık verilmesi gerekiyor. Ülkemizin tarımda bir devrim yapması, bugünlerde yaşadığımız sıkıntıların gelecekte de olabileceği ihtimaline karşı tarımda kendine yetebilecek duruma gelmesi önem arz ediyor. Yeni uygulamalar ile tarıma dayalı endüstrinin desteklenmesi ve buna bağlı olarak ilerlemesi gerekiyor.

Teknolojiye baktığımızda ise; bugünlerde tüm devlet kurum ve kuruluşlarında, sivil toplum kuruluşlarında ve özel firmalarda toplantılar online video konferans ile yapılmaktadır. Teknolojinin hayatımızı ve alışkanlıklarımız kısa sürede değiştirmemize imkan tanıması tesadüf değil işlevselliktir. Değişmesini öngördüğümüz dünya düzeninde giyilebilir teknolojiler çok daha tercih edilecek ve pandemi sürecinde kazandığımız alışkanlarımızı kolay kolay terk etmeyeceğiz. Teknolojik yatırımlara ağırlık vererek dünyadan geri kalmadan ilerlemeli ve bu pazardaki payımızı artırmalıyız.

Ülkemizin korona sürecindeki çalışmaları dünya ülkelerine örnek teşkil etmektedir. Pandemi süreci karşısında gösterilen bu başarının pandemi sonrasında toparlanma sürecinde de gösterileceğini biliyoruz. Ülkemizin salgın sonrası yeni düzene geçişte görünen avantajlarını ciddi şekilde kullanması gerekiyor. Ekonomi ve üretim dünyamızı ayakta tutarak pandemi sürecinden en sağlam şekilde çıkmaları ülkemize doğru üretim kayması yaşanmasını sağlayacaktır.

Üst kuruluşumuz TOBB önderliğinde ülkemizde bulunan 365 oda ve Borsamız tarafından gerçekleştirilen çalışmaların hepsi iş dünyamızın hasarsız bir şekilde süreci atlatmasına yöneliktir. İş dünyamızın değerli temsilcilerinden sürece karşı dirayetli olmalarını, desteklerden daha fazla faydalanmalarını, işçi çıkartmamalarını, faaliyetlerini sonlandırmayı düşünmemelerini ve en önemlisi de üretim mekanizmalarını sağlam bir şekilde korumaları beklenmektedir.

SAKARYA TİCARET VE SANAYİ ODASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI

A.AKGÜN ALTUĞ