Advertisement

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Mustafa Sarı, aşırı avlanma, kirlilik ve küresel iklim değişikliği nedeniyle balık avının azaldığını belirterek, "Marmara Denizi'nde 2016 ve 2017 yılları arasında 2,7 derecelik bir sıcaklık farklılığı var. 2,7 derecelik fark, tüm balık göçlerinin takvimini değiştirir mahiyette, nitelikte" dedi.

Fakültenin Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bölümü Başkanı da olan Prof. Dr. Sarı, son günlerde denizlerdeki avın azalması ve balık stokları üzerine yoğun tartışmaların yapıldığını söyledi.

Marmara Denizi'nin, küçük olmasına rağmen balıkçılık açısından önemli potansiyele sahip olduğunu ve Karadeniz'den sonra ikinci sırada geldiğini belirten Sarı, şöyle konuştu: "Son yıllarda özellikle küresel iklim değişikliğinin etkisini hisseder hale gelmemize bağlı olarak hem Karadeniz hem Marmara'da balıkçılığın bir karakter değişikliğine doğru gittiğini görüyoruz. Bu karakter değişikliğinden şunu kastediyoruz, bizim avcılık sezonumuz eylül ayında açıldı. Halen denizlerimiz sıcak olduğu için suyun soğuması ile sürü oluşturan hamsi gibi küçük balık türlerimizin o dönemde henüz sürü oluşturmadığını görüyoruz. Suyun sıcaklığının düşmemesi sonucunda bu sürü oluşturan göçücü balıkların göçü, eskiden alışılmış takvime uygun olarak devam etmiyor."

"Marmara'ya büyük sürüler halinde göçler gelmedi"

Sarı, örnek olarak ekim, kasım ayları gibi yoğunlaşan palamut göçünün, bu yıl tam olarak gerçekleşmediğini vurgulayarak, "Çünkü geçen yıla göre hem Marmara hem Karadeniz daha sıcak. Yani bir kış kuraklığı yaşıyoruz. Henüz daha Ocak 2018'in ilk haftasına gelmiş olmamıza rağmen Türkiye'nin tamamı için söyleyebiliriz, henüz büyük ölçekli bir kar yağışına, kışa şahit olmadık. Bu yüzden balık göçleri gerçekleşmedi, Marmara'ya büyük sürüler halinde göçler gelmedi. Buna bağlı olarak da hem Karadeniz hem Marmara Denizi'nde balık avcılığı rakamlarımız düşük gidiyor" dedi.

Bandırma Su Ürünleri Balık Hali'nden alınan 2017 yılına yönelik verilerine dikkati çeken Sarı, "Bandırma Su Ürünleri Balık Hali verileri, aslında bize birçok şeyi söylüyor. 2016 yılına göre hale giren hamside yüzde 40'lık bir azalma görüyoruz. Palamut ve çinekopta da yüzde 70'e yakın bir düşüş söz konusu. Bunlar tam birbirine bağlı olarak yaşayan, birbirinin göçünü takip eden balık türleri" değerlendirmesinde bulundu.

"2,7 derecelik sıcaklık farklılığı var"

Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi'nde 18 Aralık 2017'de su sıcaklığının 12,7 santigrat derece olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "12,7 santigrat derece su sıcaklığı ne anlam ifade ediyor? Aynı günün 2016 verisine bakarsak bunu o zaman anlayacağız. Aynı bölge, 18 Aralık 2016'da 10 derece civarında bir sıcaklığa sahip. Yani Marmara Denizi'nde 2016 ve 2017 yılları arasında 2,7 derecelik bir sıcaklık farklılığı var. 2,7 derecelik fark, tüm balık göçlerinin takvimini değiştirir mahiyette, nitelikte."

"Denizlerimizde aşırı avcılık var"

Avlanan balık miktarındaki azalmanın sadece deniz suyunun sıcaklığıyla ilgili olmadığına değinen Sarı, denizlerdeki aşırı avlanmaya da dikkati çekti.

Sarı, bu konuda etkin önlemlere ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türkiye'de çok büyük filoların bulunduğunu ve tekne boyutlarının çok fazla olduğunun altını çizen Prof. Dr. Sarı, "Bu büyüklükteki bir filoyla avlandığımızda doğal olarak aşırı avcılık ortaya çıkacaktır. Çare ne? Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü bu av filosunu azaltmak için birtakım politikalar uyguluyor. Teknelerin geri alınması gibi. Bu her ne kadar tam etkin olarak uygulanamıyorsa da doğru bir yaklaşım, bunu sürdürmemiz lazım" dedi.

Balıkçılara alternatif geçim kaynakları üretilmesi gerektiğini, onları turizme yönlendirmenin doğru bir yaklaşım olabileceğini dile getiren Sarı, "Alternatif geçim kaynakları geliştirmemiz lazım ki böylece balık stokları üstündeki avcılık baskısını birazcık azaltabilelim" ifadelerini kullandı.

"Denizlerdeki kirlilik had safhada"

Sarı, denizlerde bir diğer önemli sorunun da kirlilik olduğuna işaret ederek, şöyle dedi: "Denizlerdeki kirlilik had safhaya çıktı. Ben Bandırma'da yaşıyorum, Bandırma'nın, Erdek'in tüm atıkları, arıtılmadan Marmara Denizi'ne gidiyor. Marmara Denizi'nin etrafında 20 milyondan fazla nüfus yaşıyor. Bu kadar insanın kirliliği doğrudan ya da dolaylı olarak denize gidiyor. Türkiye sanayisinin büyük bir kısmı Marmara Denizi'nin çevresinde bunların büyük bir kısmı denize gidiyor. Çok azı arıtılıyor. O zaman yapmamız gereken, bir taraftan da balık stoklarını korurken öbür taraftan mutlaka kirlilik kaynaklarını azaltmamız gerekiyor."

Prof. Dr. Sarı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, üniversiteler ve balıkçıların bir araya gelip sorunları masaya yatırması, gerçekçi, uygulanabilir, doğru çözüm önerileriyle derhal uygulamaya geçilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.