Advertisement

İSTANBUL (A.A) - 10.03.2011 - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Türkiye'de 2011 yılında büyümenin biraz düşmesi, enflasyonun hafif hızlanmasının beklenebileceğini, en azından ilk 6 ayda tüketici güveninin yüksek, iç tüketimin hareketli, yatırımların devamlılık taşıdığı bir ekonomik ortam öngördüklerini bildirdi.

Koç Topluluğu'nun ''Bizden Haberler Dergisi''nin Mart-Nisan sayısında, ''Koç Topluluğu'nun Değerleri ve Gelecek Hedeflerinin Tanımı: 1 Olmak'' konusuna yer verildi.

Topluluğun ''24. Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı'', ''1 olmak'' teması çerçevesinde gerçekleştirilirken, toplantıda Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2010 yılı değerlendirmelerini, 2011 ve sonrası için topluluk stratejilerini paylaştı.

Mustafa Koç, konuşmasında, ''1 olmak'' kavramının, topluluğun faaliyetlerinde her zaman ''bir numara'' olması ve ''birliği'', yani topluluk içi sinerjiyi en yüksek seviyeye getirebilmeyi simgelediğini ifade ederek, bu kavramların geçmiş yıllara ve 2011'e bakıldığında ne kadar önemli olduğunun daha da iyi anlaşıldığını vurguladı.

Dünya ve Türkiye'deki ekonomi politikaları, mevcut durum ve gelecek projeksiyonu ile bunlar doğrultusunda belirlenen stratejik hedeflere değinen Koç, 2009 yılı sonu ve 2010 yılı başlarında üzerinde en çok tartışılan senaryoların krizden çıkışa ilişkin olduğunu hatırlattı.

Gelişmiş ülkelerin, bazı yorumcuların beklediği çift dipli resesyonu 2010 içinde yaşamadığını, ABD'nin ve AB'nin yavaş da olsa büyümeyi başardığını, ancak problemli ülkelerin kurtarılmasının maliyeti ve avronun geleceği üzerine yapılan yorumların Avrupa'da kötümser bir havanın dolaşmasına neden olduğunu belirten Koç, ABD ve AB'nin daha uzunca bir süre yavaş büyüme, yüksek işsizlik ve borç krizi gibi tehditlerin etkisi altında kalmaya devam edecek gibi gözüktüğüne dikkati çekti.

Her şeyden önce küresel ekonomik büyümeyi sürükleyenin gelişmekte olan ülkeler olduğunun altını çizen Koç, gelişmekte olan ülkelerin tedbir arayışını hızlandıran bir faktörün de ABD Merkez Bankası'nın ikinci bir parasal genişleme kararı olduğunu, bunun küresel likidite artışına paralel risk iştahının da artması, varlık fiyatlarının yükselmesi, yeni balonların oluşması ihtimaline yol açabileceğini ifade etti.

Mustafa Koç ayrıca, düşük maliyetli kredilerin artması, ekonomilerin ısınması, sıcak paranın gelişmekte olan ülkelere akarak bu ülkelerin paralarını güçlendirmesi ve ihracatta rekabet gücünü azaltması gibi konuların birdenbire küresel ekonomi gündeminin üst sıralarına taşındığına değindi.



-''2010'UN BIRAKTIĞI EN KÖTÜ MİRAS KUR SAVAŞLARI''-



Avrupa'daki kemer sıkma politikalarının toplumsal tepkilere yol açmasının yanı sıra 2010'un 2011'e bıraktığı en kötü mirasın ''kur savaşları'' olduğuna dikkati çeken Koç, Çin'e de değinirken, toplumsal yapısı, nüfusu ve geçirdiği değişim nedeniyle sürekli istihdam yaratmak zorunda olan Çin'in bunun için iç tüketimi teşvik etmek yerine, ihracat sektörlerini canlı tuttuğunu ve ulusal parasının değerini baskı altına alarak rekabet gücü kazandığını, sürekli büyüdüğünü kaydetti.

Çin yönetiminin de işsizliğe, bir anda dalga dalga büyüyebilecek bir iç politik kıpırdanmaya tahammülü olmadığı için ekonominin aşırı ısınması riskini uzun süre göze aldığını belirten Koç, Çin'in kur savaşlarındaki rolünün bir benzerini Avrupa içinde Almanya'nın oynadığını, iç piyasada tasarrufu elden bırakmama ve avronun değerlenmesinden rahatsız olacağını ortaya koyan tutum sergilediğini ifade etti.

Avrupa'da yeni ayrışmalar yaşanıp AB'nin sorgulanması noktasına kadar gelinebileceğine dair bilinmezlere işaret eden Koç, küresel politika sahnesinde ekonomiyi olumsuz etkileyebilecek bir ''kendi gemisini kurtarma'' eğilimi bulunduğunu ve bu tutumun yansımalarının 2010'un son çeyreğinden itibaren başladığının altını çizdi.



-''TÜRKİYE, TÜM DÜNYADA İLGİ ÇEKMEYE DEVAM EDECEK''-



Mustafa Koç, 2011'de Türkiye'nin, gerek komşularıyla olan ilişkilerinde, gerekse AB müzakerelerinde tıkanan bazı kanalları yeniden açmasının bölgede kemikleşmiş bazı sürtüşmelerin ortadan kalkması, Türkiye'nin iki dünyaya da hakim bir oyuncu olması anlamına geleceğini dile getirerek, Türkiye'nin ekonomik performansı ile tüm dünyada ilgi çekmeye devam edeceğini vurguladı.

Büyümenin biraz düşmesi, enflasyonun hafif hızlanmasının beklenebileceğine değinen Koç, en azından ilk 6 ayda Tüketici Güveninin yüksek, iç tüketimin hareketli, yatırımların devamlılık taşıdığı bir ekonomik ortam öngördüklerini bildirdi.

Koç, bunun da yüksek cari açığın ve sıcak paranın yaratacağı endişelere rağmen, Türkiye'nin yüksek büyüme hızını yakalayan ülkeler arasında kalacağı anlamına geldiğini belirtti.

Diplomaside aktif, ekonomide güçlü bir Türkiye'nin dünya sahnesindeki yerini gitgide daha fazla kendisinin belirleyebileceğinin altını çizen Koç, 2010 yılının son Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda 2011 için yapılan yaklaşık 132 milyar dolarlık ihracat hedefi ve yüzde 6,8'i aşacağı tahmin edilen büyümenin 2010'dan devralınan olumlu miras düşünülürse gerçekçi hedefler olduğunu ifade etti.



-''BALON VE DALGALANMALARA DİKKAT EDİLMELİ''-



Bununla birlikte emtia fiyatlarında ve kurlarda oluşabilecek balon ve dalgalanmalara dikkat edilmesi, özellikle enerji fiyatlarındaki değişimin yakından izlenmesi, maliyet kontrollerinde titiz olunması ve Döviz borçlanmalarına da dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Koç, enerji sektörünün altını özellikle ulusal planda çizerek 2010 yılında gerçekleşen birleşme, satın alma, ortaklık ve özelleştirmelerin, 2011'de bu sektörün çok hareketli bir yıl yaşayacağını ortaya koyduğunu ifade etti.

Mustafa Koç, büyürken verimliliği ihmal etmemek, maliyetleri kontrol altında tutarak daha fazla özkaynak yaratabilmek, ihracata odaklanırken inovasyonu rekabet gücü haline getirmek, mevcut pazarların sağladığı avantajları değerlendirirken alternatif pazar arayışlarını ihmal etmemek gerektiğini de dile getirdi.

Dünyanın 16. büyük ekonomisi olan Türkiye'nin bu büyüme hızıyla 2020-2050 yılları arasında 10. sıraya kadar yükselebileceği yönündeki tahminleri hatırlatan Koç, bunun için mevcut milli gelirin en az ikiye katlanması gerektiğini, altyapıdan enerjiye, insan kaynaklarından sermayeye düşünülmesi gereken pek çok şey olduğunu belirtti.

Koç, fırsatlar kadar sorumluluklar da getiren böyle bir ortamda dünyanın ilk 10 ekonomisinden birinin en büyük topluluğu olmaya devam edebilmek için gereken vizyonu, stratejileri, yatırımları, teknolojileri, yönetim modellerini şimdiden düşünüp planlamak gerektiğini de vurguladı.