TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Sarkozy, Merkel'i ikna edebilecek mi?

(Dün hayatlarını bu ülke savunması için feda eden 24 şehidimiz için Allah'tan rahmet, yaralı askerlerimiz için acil şifalar diliyorum. Bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının başı sağolsun.)

Ekim başından bu yana satın alınan hikaye "Almanya para verecek, Avrupa kurtulacak" şeklinde özetlenebilecek olan hikayede sona yaklaşıldıkça bu işin o kadar rahat çözülmeyeceği anlaşılıyor.

Dün öğlen piyasaları bir anda terse çeviren 'Almanya ile Fransa arasında görüş ayrılıkları var' cümlesi oldu. Almanya'nın EFSF'nin miktarının artırılmasında uzlaştığı, ancak bankaların sermayelendirilmesi konusunda Fransa'dan farklı düşündüğü anlaşılınca ortalık karıştı.

Üzerinde uzlaşılamayan nedir?

Almanya EFSF'nin toplam 440 milyar euroya çıkartılacak olan bütçesine katkıyı vermekte ikna olmuş durumda. Ancak ondan sonraki adımlarda daha itidalli olmak istiyor.

Fransa ve diğer problem ülkelerin devlet başkanları ise EFSF'nin 440 milyar euroluk sermayesini  yeni tahvil ihraçları için kullanıp, 3-5 misli artırmasını istiyorlar. Bu tahvillere de % 20- % 30 arasında bir garanti verilmesi öngürülüyor. Buradan toplanan kaynak ile de önce bankaların sermayelendirilmesi, kalanı ile de ikinci piyasada devlet tahvillerinin alınarak desteklenmesi istiyorlar.

Almanya da buna karşı çıkıyor. Bankaların yeniden sermayelendirilmesi konusunda ilk adresin yatırımcılar olmasını gerektiğinin altını çizen Almanya, EFSF'nin parasının çarçur edilmesinden endişe ediyor.

Nasıl etmesin?

Yeni kaynak aktarımı yapıldığında Almanya'nın payına düşen yaklaşık 150-200 milyar euro olacak. Bunun sonucunda Almanya'nın GSMH/Bütçe açığı oranı %5'leri aşacak. Dolayısı ile Almanlar bu paranın 'yeni konjöktürde ayakta kalması çok zor olan - zombi- bankaların yeniden yapılandırılmasından' ziyade, "Euro Bölgesi'nin savunulması ve kırılganlığının azaltılması" amacı ile kullanılmasını istiyor.

Bütün bu süreç dikkate alındığında 23 Ekim'e kadar net bir çözüm bulunması kolay görünmüyor. Sonuçta "parayı veren düdüğü çalar"; Almanya'nın istediği olacaktır bence. Ancak bu sonuç ilk etapta piyasanın çok hoşuna gitmeyebilir; çünkü bir anda onlarca bankanın çaresizce piyasalarda para aradığını görebiliriz.

Yukarı