TVRadyo
Emre  Alkin
Emre Alkin

Tenis artık "para" demek

Bu hafta ülkemizde popülaritesi fazla olmayan fakat Dünyanın onde gelen sporlarından biri olan tenisten bahsedeceğim.

Tenis tarihinin en eski GRAND SLAM turnuvası İngilte'de düzenlenen Wimbledon'dur. 1877 yılında düzenlenen ilk turnuvadan sonra. 1884 yılında bayanlar da eklendi ve bugünkü şeklini almaya başladı diyebiliriz. Wimbledon'un ilk İngiltere dışından şampiyonu 1905 yılında bayanlarda ABD'li May SUTTON oldu. Erkeklerde ise İngiltere dışından çıkan ilk şampiyon 1907 yılında Avusturalya'dan Norman BROOKES oldu.

Wimbledon'un Merkez Kortu'nun 2009 yılında üzeri kapandı ve sürekli olarak
yağmur nedeniyle macların iptal edilmesinin önüne geçildi. Takriben 14.000 kişilik kapasiteye sahip olan Merkez Kort adeta bir para basma makinası. Biletler Aylar önce tükenir ve karaborsaya düşer. Geçenlerde finaller için bilet istediğimde sadece bayanlar finali için 2000 Euro fiyat söylendi. Erkekler finalinin fiyatını siz düşünün.

Turnuvanın erkek yada bayan şampiyonuna tam 1.000.000 sterlin veriliyor. 2009'a göre rakam 150.000 sterlin artırılmış. Finalde yenilen tenisçiye de 500.000 sterlin veriliyor. Aradaki fark neden final maçlarının genelde çekişmeli geçtiğini de anlatır nitelikte. Daha önce erkekler ve bayanlar arasında parasal fark vardı. Yapılan itirazlar sonucunda bu fark kaldırıldı.

Yılın ilk Grand SLAM turnuvası olan Avusturalya Açık Tenis Turnuvası ise 1905 yılında başlamış. Ancak 1927 yılına kadar Avusturalya'nın 5 şehrinde devam eden turnuva 1927'den sonra sadece Melbourne kentinde yapılmaya başlanmış. Bugünkü ismini de 1969 yılında almış. 2000 yılında Avusturalya Tenis Efsanesi olan Rod LAVER'in ismi merkez korta verilmiş. Tek erkekler ve
tek bayanlar kategorisinde şampiyon olanlar 2.200.000 milyon dolar alırken ikinciler yarısını kazanıyor.

1891 yılında bir günlük düzenlenen Fransa Açık Tenis Turnuvası'nı ilk kazanan bir İngiliz olunca, 1925 yılına kadar Ulusal bir turnuva olarak devam etmiş. 1925'ten sonra Fransız Tenis Federasyonu'nun kararıyla uluslararası hale geldi. Bu karar içinde Rene LACOSTE'un da olduğu. 1927 yılında Fransız Milli Takımı'nın Davis Kupası maçlarında Amerikalıları yenmeleriyle doruğa çıkan heyecan, yeni bir kulubün inşa edilmesi gereğini doğurdu.

Artık Racing Club de France olarak tanınacak kulüpte oynanan turnuvaya ilk defa Akdeniz'in üzerinden uçarak geçen Fransız Pilot ROLAND GARROS'un ismi koyuldu. Bugünkü merkez kortun ismi de bir önceki Fransa Tenis Federasyonu Başkanı Philippe CHATRIER oldu. Turnuvayı kazananlar 1.120.000 Euro alıyor. İkinciler ise yarısını.

GRAND SLAM turnuvalarının sonuncusu olan US OPEN ise 1881 yılında sadece Amerikalı tenisçiler için açılmış ve uzun sürede öyle gitmiş. 1887 yılında ise ilk bayanlar turnuvasına ev sahipliği ettikten sonra, 5 kategoride düzenlenmeye başlanmış, 1968 yılında US OPEN ismini alan turnuva 1978 yılında USTA BILLIE JEAN KING Ulausal Tenis Merkezi kortlarında oynanıyor. Semtin ismi Flashing Meadows olduğu için bazen bu isimle de anılır. Merkez Korta ismini ilk siyahi Amerikalı Tenis şampiyonu Arthur ASHE'in adını veren USTA yani Amerikan Tenis Federasyonu, birincilere 1.700.000 dolar, ikincilere ise yarısını veriyor.

GRAND SLAM turnuvalarının tamamını kazanan bir sporcunun unvanı yanında ne kadar para kazandığını gördükten sonra insanın aklına neler geliyor neler. Reklam anlaşmalarını da üzerine eklediğimizde, dünya sıralamasının ilk 10'u içinde bulunan profesyonel tenisçilerin futbolculara göre neden daha disiplinli bir hayat yaşadığını ve gözlerden uzak olmak istediklerini daha rahat anlayabiliyoruz.

Grand Slam Turnuvaları tam 4 tanedir.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
13 Mayıs 2011 Cuma, 10:37 Misafir sayin hocam sizi tebri̇k ediyorum yorumlarinizin devamini bekli̇yorum
12 Mayıs 2011 Perşembe, 07:57 Misafir 14:57'ye sonuna kadar katılıyorum.
11 Mayıs 2011 Çarşamba, 14:57 Misafir şimdi bu yazılanları okuyunca ülkemizden neden tenisçi çıkamayacağını anladım. turk insanının spora bakışı son derece kısa vadeli. hatta sporu iş gibi gören insan sayısı parmakla sayılacak kadar az. kendi tarihine sahip çıkamayan bir ülke baskasının tarihi sporuna sahip çıkamaz. bana kalırsa futbolda dünya kupasını almaktan daha kolay tenis şampiyonu çıkarmak ama bu konuda kafa patlatacak adam yok.
Yukarı