TVRadyo
Emre  Alkin
Emre Alkin

Tenis sevmeyenlerin bile rüyası: Wimbledon

1982-1994 yılları arasında Londra seyahatlerine alışmış durumdaydım. Paris’i de sevmekle beraber, Londra bana daha fazla heyecan verirdi. Ne zaman sokaklarında dolaşsam bir imparatorluğun başkentinde olduğumu hissettiğim bu yerde, şaşırdığım birçok detaya da rastladım. Mesela İngilizlerin önemli bir kısmının futbol değil rugby’den hoşlandığını, tenis ile ilgilenenlerin sayısının düşünülenden az olduğunu gördüm. Buna rağmen basmaya kıyamayacağınız çim sahaların nasıl dolu olduğunu ve mücadele kalitesi çok yüksek mahalli turnuvalara da şahit oldum. Müsabaka kültürü olan milletlerin takım oyununu ne kadar iyi başardığını 12-13 yaşındayken net olarak anladım. Türkiye’nin de böyle bir kültüre sahip olması için tam 28 yıldır dua ediyorum.

Tenis sporunun en prestijli turnuvası olan WIMBLEDON daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi 1877 yılında düzenlenmeye başladı. Çimde oynanan tek GRAND SLAM turnuvasıdır. Her yıl bu zamanlarda başlar. İlginçtir, turnuvanın ilk pazar günü müsabaka yapılmaz. Daha da ilginç olanı, İngiltere'de oynanan bu turnuvayı kazanan İngiliz erkek tenisçi sadece bir tanedir. O da Fred PERRY. Gerçekten de bu turnuvayı erkeklerde 1936'dan beri kazanan İngiliz sporcu yoktur. Bundan başka erkekler ve kadınlar kategorisinde final oynayanlara farklı para ödülü veren tek büyük turnuvadır. Bu nedenle eleştiri yağmuruna tutulmaktadır.

Bugüne kadar turnuvayı 7 kere kazanan Amerikalı SAMPRAS'ın tenisi bıraktığı için, unvanı tehdit altındadır. Bir önceki yazımın kahramanı olan FEDERER eğer bu yıl kazanırsa rekoru egale edecektir. 1960 yılından bu yana devam eden Amerikan ve Avusturalya hegemonyasına BJORN BORG'dan daha güçlü cevap vermeye hazırlanan FEDERER, bu sporcunun 1976-1980 arasında üst üste 5 kez kazanma rekorunu da egale etmiş durumda.

Herkesin favorisi NADAL. Eğer o kazanırsa üst üste iki kez WİMBLEDON kazanmış bir İspanyol olarak tarihe geçecek. Tek erkeklerde benim hatırladığım kadarıyla bu kupayı kaldırmış İspanyol tenisçi de yok zaten. Zarar yok modern zamanlarda ne İtalya, ne de İngiltere de çıkaramadı. Fransızlar siyah oyuncuların gücüyle daha şanslı gözüküyorlar. Belki yakın zamanda bir sürpriz yapabilirler.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
23 Haziran 2011 Perşembe, 08:05 Misafir hocam, tenisi bırak galatasaray'daki transfer komedisine bak. bu konuda bir yazınızı bekliyoruz
22 Haziran 2011 Çarşamba, 09:01 Misafir nadal kazanır.......
Yukarı