TVRadyo
Vedat Özdan
Vedat Özdan

Doların güçlenmesi Asya ülkelerini nasıl etkiliyor?

Asya Kalkınma Bankası tarafından hazırlanan “Asya Kalkınma Görünümü” raporunun mart ayında yayımlanan 2015 baskısı geçen hafta güncellendi ve “Asya Kalkınma Görünümü 2015 Son Durum” (Asian Development Outlook 2015 Update) başlığıyla yeniden yayımlandı.

Rapor; Türkiye’de de yaşadığımız para politikasının çerçevesine ilişkin malum tartışmalar, Merkez Bankası’nın “finansal istikrar önceliği” ile siyasilerin “faiz indirimi yoluyla iç talebi canlandırarak büyüme tercihleri” arasındaki çekişmeler, likidite sağlayıcı finansal derinlik, Fed’in faiz artırması halinde yüksek düzeylere çıkmış olan reel sektör borçluluğunun olası sonuçları, bu soruna ve ani sermaye çıkışlarına karşı yapılması gereken roformlar ve büyüyemeyen küresel ekonomiye ilişkin oldukça isabetli tesptitler ve tahminler içeriyor.

Gelişen Asya*, Asya Kalkınma Bankası’na üye 45 ülkeden oluşuyor. Bankaya Rusya, İran ve Türkiye üye değil.
Rapora göre, 2014 yılında yüzde 6.2 büyüyen Gelişen Asya’nın 2015 yılında yüzde 5.8, 2016 yılındaysa yüzde 6 büyümesi bekleniyor. Raporun mart baskısında büyüme tahmini her iki yıl için de yüzde 6.3’tü. Büyüme hızının aşağıya doğru revizyonu, büyük ölçüde Çin ve Hindistan ekonomilerindeki büyüme hızlarının yavaşlamasından kaynaklanıyor.  

Avro Bölgesi’nin toparlanması ve ABD ekonomisinin büyümeye başlamasına rağmen, tüketim ve yatırım harcamalarının yavaşlaması nedeniyle majör sanayileşmiş ülkelerinin büyüme oranı tahmini 2015 yılı için yüzde 2.2’den 1.9’e, 2016 yılı için yüzde 2.4’ten yüzde 2.3’e çekilmiş. (Raporda geçen majör sanayileşmiş ülkeler ABD, Japonya ve Avro Bölgesi ülkelerini kapsıyor)

Gelişen Asya’da 2014 yılında enflasyon oranı yüzde 3 olarak gerçekleşmişti.  Raporun mart ayı baskısında 2015 yılı enflasyon oranı tahmini yüzde 2.6’ydı. Raporun yeni versiyonunda 2015 yılı enflasyon oranı tahmini yüzde 2.3’ye çekilmiş, 2016 içinse yüzde 3 olarak korunmuş. 2015 yılı enflasyon oranı tahmininin düşürülmesinin ana nedenleri, petrol ve gıda fiyatları dâhil, düşen emtia fiyatları.

Majör sanayileşmiş ülkeler içinse enflasyon oranı tahmini 2015 yılı için yüzde 0.7’den yüzde 0.4’e; 2016 yılı için yüzde 1.9’dan yüzde 1.5’e çekilmiş durumda. Her iki yıl enflasyon oranının da aşağıya doğru revize edilmiş olmasını not etmek lazım.

Altı çizilmesi gereken bir gerçek Gelişen Asya’nın cari fazla veriyor olması. 2014 yılında yüzde 2.4 olan cari fazla oranı rapora göre 2015 yılında yüzde 2.5’e çıkacak.

Bankanın kıdemli ekonomisti Shang-Jin Wei’ye göre, ‘Gelişen Asya, kur baskısı ve sermaye çıkışı kaynaklı endişelere rağmen küresel büyümeye en fazla katkıyı vermeye devam edecek.’

Wei, ‘uluslararası faiz oranlarındaki dalgalanmalar ve diğer finansal şoklara karşı dayanıklı olmak için bazı ülkelerin yabancı para cinsinden borçlanmaya bağımlılığı azaltıcı makroihtiyati önlemler alması gerekebileceği’ görüşünde.
Nominal GSYH itibariyle dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, 2015 yılının ilk 8 ayında zayıflayan ihracat ve yavaşlayan yatırım harcamaları nedeniyle tahminlerden daha yavaş büyüdü.

Çin için 2015 yılı büyüme tahmini mart ayında yüzde 7.2’yken, raporun güncellenmiş versiyonunda yüzde 6.8’e çekilmiş durumda.

Zayıf dış talep ve temel reformların beklenenden yavaş devreye girmesi nedeniyle büyüme hızı Hindistan’da da yüzde 7.8’den yüzde 7.4’e çekilmiş.

Gelişen Asya’nın en önemli piyasalarına sahip olan Güneydoğu Asya bölgesi, sanayileşmiş ülkeler talebinin azalması ve Çin’deki yavaşlamadan en fazla zarar gören bölge durumunda. 2015 yılı için Güneydoğu Asya bölgesinin büyüme oranı yüzde 4.9’dan yüzde 4.5’e çekilmiş.

Rapora göre Gelişen Asya’nın en temel sorunu Fed’in faiz artırımına başlayacağına dair endişelerle hızlanan net sermaye çıkışları, bunun sonucu olarak artan risk primleri ve hızlanan kur yükselişleri. Bizde de olduğu gibi artan risk primleri ve kur yükselişleri, dış talep yetersizliğiyle birleşerek Gelişen Asya’da da büyüme momentumunu düşürücü etki yapıyor.

Rapora göre Asya şirketleri için, özellikle de döviz cinsinden borcu olan şirketler için en büyük tehdit, ABD dolarının hızla güçlenmesi.

Döviz borcu payının en fazla olduğu şirkeler Vietnam, Sri Lanka ve Endonezya’da. Bu üç ülkede şirketlerin döviz borçlarının toplam şirket borçlarına oranı yüzde 65’in üzerinde.

Doların hızla değer kazanmasına ilaveten enerji, metal ve diğer emtialara yönelik Çin talebinin azalması ve düşen emtia fiyatları birçok emtia ihracatçısı Asya ekonomisi için de temel endişe kaynağı. Bu ülkelere öernek Azerbaycan, Endonezya, Kazakistan ve Moğolistan.

Rapora göre, Fed’in faiz artırımının olumsuz etkilerini azaltmak için gelişen Asya ülkelerinde para politikası otoriteleri tarafından, “finansal sektörde istikrarı sağlama önceliğiyle siyasilerin iç talebi artırarak büyüme talepleri” arasında bir denge kurulması gerekiyor.

Raporda ayrıca, likiditeyi artırmak ve özel sektör şirketlerinin döviz cinsinden borçlanmaya olan bağımlılığını azaltmak için gelişmiş finansal piyasalara sahip olmanın önemine yönelik özel bir vurgu var.

Benzer risklere karşı aynı önlemleri almak durumunda olduğumuz Gelişen Asya’nın cari fazla verdiğinden söz etmiştik. Bizde ilaveten “yapısal ve yüksek” bir cari açık sorunu var. Enflasyon görünümümüz de çok daha kötü.
Umarız 1 Kasım seçimleri öncesinde partiler ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları halka doğru aktarır, “yapılacaklar listesini” açıkça anlatarak yetki alır ve bu kez kararlılıkla uygulayacak bir hükümet kurmayı başarırlar.

* Gelişen Asya; Merkezi Asya (Central Asia), Doğu Asya, Güney Asya, Güneydoğu Asya ve Pasifik olmak üzere 5 bölgeden oluşuyor. Orta Doğu (Middle East) Gelişen Asya içinde değil.

Merkezi Asya ülkelerinin en batısında yer alan ülkeler Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan. Bizim, zaman zaman Orta Asya ülkeleri kategorisinde tanımladığımız Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan da Merkezi Asya ülkesi. Keza, Türklerin ana vatanı olarak kabul ettiğimiz Orta Asya ülkeleri Moğolistan ve kısmen Çin, rapora göre Doğu Asya ülkesi.  

Yukarı