Advertisement

Babacan: Ekonomiye etkisi olan sektörlere grev yasağı olacak

Babacan: Ekonomiye etkisi olan sektörlere grev yasağı olacak

Başbakan Yardımcısı Babacan, "74 milyonun gelirini etkileyecek derecede, ekonomide etkisi olacak sektörlerde, kimse kusura bakmayacak, grev yasağı olacak" açıklamasında bulundu

31 Mayıs 2012 Perşembe, 11:53 Güncelleme: 31 Mayıs 2012 Perşembe, 14:01

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen havacılık hizmetlerinde grev ve lokavt yasağı getiren kanuna ilişkin, ''Çok doğru bir adım atılmıştır. TBMM bunun gereğini yapmıştır. Aksi halde tek bir işletme, tek bir şirket, tek bir grev olayı yüzünden Türkiye ekonomisine kalıcı zarar verici boyuta işlerin gelmesine asla müsaade etmeyiz. 74 milyonluk ülke burası. 74 milyonun çıkarı söz konusu. 74 milyonun refahını, 74 milyonun gelirini etkileyecek derecede, ekonomide etkisi olacak sektörlerde, kimse kusura bakmayacak, grev yasağı olacak'' dedi.

Türkiye Bankalar Birliği'nin 55. Olağan Genel Kurul Toplantısı sonrasında soruları yanıtlayan Babacan, bir gazetecinin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen havacılık hizmetlerinde grev ve lokavt yasağı getiren kanuna ilişkin soruya da şu cevabı verdi:

''Bu aslında havacılık sektörüne özel değil. Bankacılık sektöründe de bugün grev yasağı vardır. Bugün Bankalar Birliğinde olduğu için söylüyorum. Bugün geçerli mevzuatımızda grev yasağı vardır. Çünkü öyle sektörler vardır ki, o sektörün durması binlerce sektörü, yüz binlerce işletmeyi durdurur. Yani herhangi bir kuruluşunuzdaki bir tıkanma tüm ekonomiye zarar verebilir. Dolayısıyla biz bunlara izin veremeyiz. Bu sadece Türkiye'de değil, Avrupa Birliğinde de vardır bu uygulama.

Öyle sektörler vardır, stratejik sektörler vardır ki, o sektörlerde grev uygulaması yoktur. Dolayısıyla bunun önünün açık olması bana göre hataydı. Çok doğru bir adım atılmıştır, TBMM bunun gereğini yapmıştır. Aksi halde tek bir işletme tek bir şirket, tek bir grev olayı yüzünden Türkiye ekonomisine kalıcı zarar verici boyuta işlerin gelmesine asla müsaade etmeyiz. 74 milyonluk ülke burası. 74 milyonun çıkarı söz konusu 74 milyonun refahını, 74 milyonun gelirini etkileyecek derecede, ekonomide etkisi olacak sektörlerde kimse kusura bakmayacak, grev yasağı olacak.''



-''Grev yasağı uygulayan tek ülke Türkiye değil''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, grev yasağının bankacılık sektöründe de olduğunu belirterek, ''Herhangi bir bankanın çalışanlarının greve gittiğini düşünün, Türkiye'de herhangi bir bankanın bir gün kepenk kapattığını, bütün finansal sistemi etkiler. Dolayısıyla bu işleri aklı başında, rasyonel değerlendirmemiz lazım. Bunu yapan tek ülke Türkiye değildir. Gelişmiş ülkelerde de sektör bazında yasaklanmış grev yasakları vardır'' dedi.

Babacan, bir gazetecinin ihtisas mahkemelerinin kurulmasına ilişkin sorusuna da, SPK Yasasının içine ilgili maddeleri koyduklarını, bu mahkemelerin İstanbul'da olacağını, mevcut yargı sistemi içinde yer alacağını, sadece 'şu şu mahkemeler finans sektörü için ihtisaslaşmış mahkemelerdir' diyeceklerini söyledi.

İhtisas mahkemelerindeki yargıç ve savcıları bu konuda biraz daha bilgilendireceklerini, banka ve finans sektörü kuruluşlarıyla buluşturacaklarını anlatan Babacan, ihtisas mahkemelerinin önüne bildikleri konular geleceği için daha hızlı ve kolay karar alacaklarını vurguladı.

Bir gazetecinin öğretmenlere performanslarına göre ödeme yapılacağı yönündeki konuşmasını hatırlatması üzerine de Babacan, ''Çok çalışan ve başarı ortaya koyan var. Başarı ortaya koyanla, başarı ortaya koyamayan arasında bir fark olması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığımız bu konuları inceliyor ama herhangi bir karar yok'' dedi.



-''Memurlar son 10 yılda enflasyonun üzerinde artış aldı''

Babacan, memur maaş artışlarında memur sayısının artmasının etkisi olup olmadığını yönündeki bir soruya da, şu karşılığı verdi:

''Memur sayısı artıyor ama memur maaşlarımız son 10 yılda enflasyonun çok üzerinde artmış durumda. Yani 'tek tek bir memur ne kadar maaş alıyor?' derseniz son 10 yılın kümülatif enflasyonunun çok daha üzerinde artışlar bugüne kadar sağlanmış durumda. 'Memurlara sıfır artış' dahi desek, memur sayısı hiç artmasa bile bizim memurlara ödediğimiz rakam artıyor. Derece, kademe yükseldiği için daha yüksek maaş alıyor.''


-TTK'nın mevcut haliyle yürürlüğe girmesinin çok sakıncası var

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girişine ilişkin, eğer değişiklikler yetişirse kanunun değişikliklerle beraber 1 Temmuz'da yürürlüğe girmesinin gerektiğini belirterek, ''Ama değişikler yetiştirilemezse, değişiklikler konusunda mutabakat sağlanamazsa o zaman o 1 Temmuz tarihinin koşulsuz ötelenmesi gerekecek. Çünkü mevcut haliyle yürürlüğe girmesinin çok sakıncası var'' dedi.

Babacan, Avrupa'da finans sektörünün geçtiğimiz dönemlerde de son derece zor şartlardan geçtiğini, ama en zor koşullarda dahi Türk bankacılık sektörünün gayet başarılı bir şekilde türbülanstan izole olmayı gerçekleştirdiğini, apayrı bir performans ortaya koyduğunu söyledi.

Babacan, ''Bankacılarımızla çok sık görüşüyoruz, kendi sektörümüzü de çok yakından takip ediyoruz. Kendi sektörümüzdeki trendlere de bakıyoruz. Dolayısıyla biz Türkiye'yi, Avrupa'daki olası gelişmelerden koruyabilmek için azami özeni kuşkusuz göstereceğiz. Bankacılarımızla beraber çalışarak, Türkiye için, bankacılık sektörü için en iyisi neyse onu bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

BDDK ve TMSF başkanlarının atanmasıyla ilgili bir soruya karşılık, konuyla ilgili yasal düzenlemenin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylandığını hatırlatan Babacan, ''Biz şu anda atama sürecindeyiz. O konudaki kararlarımızı verdiğimiz zaman da zaten sizlerle paylaşırız'' yanıtını verdi.



-''Serbest piyasa ekonomisi Türkiye'nin bu noktaya gelmesinin arkasındaki en önemli faktörlerden biri''

Babacan, yeni Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) yapılacak değişikliklerle ilgili olarak da şunları söyledi:

''47 maddenin hepsini burada gözden geçirmemiz çok zor. Aklıma ilk gelen örnek, 'Her türlü yazışmada şirketle ilgili her türlü bilgi yazılır' gibi bir madde var. Bu ne demek? O şirketin bütün mali büyüklükleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri gibi öyle bilgiler var ki, mektup yazacak olsanız zaten birinci sayfasını her halde o bilgiler kaplar. Arka sayfaya mektubun kendini yazmak zorunda kalırsınız. Bunları çok basite indirmek istiyoruz. Zaten firmaların internet sitesi var, zaten sicil numarası var. Belgede sicil numarası varsa, internet adresi varsa, merak eden o bilgilere ulaşabilir. Her belgeye tek tek basmak yerine o bilgileri, böylesine kolay bir yöntem. Bu tür şeyler...''

Yasadaki değişikliklerle ilgili çalışmalara değinen Babacan, ''Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda saatlerce çalışılıyor... Çünkü önemli kararlar, önemli adımlar. Ama burada temel şu: Bu işin felsefesi önemli. Serbest ticaret ve serbest piyasa ekonomisi Türkiye'nin bu noktaya gelmesinin arkasındaki en önemli faktörlerden birisidir. Yani girişimcinin önünü açmak, iş dünyasının önünü açmak, ticaretin önünü açmak, kolaylaştırmak, bu işin temel felsefesi olmalıdır'' diye konuştu.



-''Temel varsayımımız; 'Bu dürüsttür' olacak''

''Öncelikle tek tek işletmelerimizi, şirketlerimizi, iş adamlarımızı, iş kadınlarımızı dürüst varsayacağız'' ifadesini kullanan Babacan, ''Temel varsayımımız; 'Bu dürüsttür' olacak'' dedi. Yanlışlık içerisinde olanın, hata yapanın ya da kasıtlı olarak bazı konularda yanlış yola girenlere de ceza vereceklerini anlatan Babacan, şunları kaydetti:

''Baştan, 'Nasıl olsa herkes dürüst değil, herkes yanlışlık içerisinde olabilir, dolayısıyla herkesin başına birini koyalım, öyle şeyler yapalım ki baştan bu tür şeyleri önleyelim' gibi bir yaklaşım ticari hayatı boğar, bağlar. Dolayısıyla buradaki temel varsayım önemli. 'Herkes aldatandır, herkes yanıltandır'dan mı başlayacağız, yoksa 'Herkes dürüsttür'den mi başlayacağız? Biz 'Herkes dürüsttür'den başlamak istiyoruz. Ama hata içinde olanın da yakalandığında en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Dolayısıyla bu felsefe içerisinde hareket edilmesin gerektiğini düşünüyoruz. Tabii bu yasa hazırlanırken, Adalet Bakanlığımız çok büyük emekleri var, çok sayıda akademisyenimizin emekleri var, hocalarımızın emekleri var. Onların emeklerine saygımız sonsuz. Ama sırf Türk Ticaret Kanunu'nun 1500 civarında maddesi var. 1500 maddelik bir yasa. Şimdiye kadar hiçbir süzgeçten geçmemiş. Akademik bir çalışma olarak Meclis'in gündemine gelmiş. Uygulamaya adapte edilmesi için de tabii bazı maddelerinin değiştirilmesi gayet doğal.''



-''Mevcut haliyle yürürlüğe girmesinin çok sakıncası var''

Babacan, yeni yasanın yürürlüğe girişiyle ilgili olarak da şunları söyledi:

''1 Temmuz'a eğer değişiklikler yetişirse, değişikliklerle beraber 1 Temmuz'da yürürlüğe girmesi gerekiyor. Ama değişikleri yetiştirilemezse, değişiklikler konusunda mutabakat sağlanamazsa o zaman o bir temmuz tarihinin koşulsuz ötelenmesi gerekecek. Çünkü mevcut haliyle yürürlüğe girmesinin çok sakıncası var. 1 Temmuz'a yetişmezse o zaman bakarız. O değişiklik için makul bir süre gerekir. Makul sürenin sonrasına olabilir. Bizim şu andaki hedefimiz 1 Temmuz'a yetiştirmek. Onun için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ama mutabakat sağlanmazsa, diyelim ki kurumlar bazı maddelerde anlaşamadı, olmadı, o zaman bunun ertelenmesi gündeme gelir.''

SPK yasasındaki maddelerle TTK arasındaki maddeleri de uyumlaştırdıklarını belirten Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Çünkü bazı çelişen gri alanlar vardı. hem SPK yasa tasarısında hem de TTK'da yapacağımız değişikliklerle onları açıklığa kavuşturuyoruz. Yeni bir kamu gözetim ve muhasebe standartları kurumumuz var, bir de SPK var. Bu iki kurumun görev alanlarının yetkilendirilmelerinin ve standartlarının mutlaka birbiri ile koordine bir şekilde yapılması yapılıyor. Bunu sağladık. O konularda tüm kurumlarımız mutabık. bir sıkıntı yok. SPK kanunu için biz somut bir tarih söylemedik bugüne kadar. En kısa zamanda tamamlansın istiyoruz kuşkusuz. Eğer 30 Haziran'a Meclis kapanmadan yetişirse, tabi çok memnun oluruz ama bilemiyorum. Son aya giriyoruz, haziran ayına giriyoruz. Yoğun bir şekilde SPK yasası üzerinde de çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.



-''Halk Bankası hisselerinin halka arzı''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Halk Bankası'nın yüzde 25'inin halka açık olduğunu ve özelleştirme sürecine girmiş bu bankada bundan sonraki adımın, yüzde 25'i yüzde 49'a kadar yolu açık olmak üzere çıkarmak olduğunu söyledi.

Daha ileri aşamada stratejik satışta 50'lik hissenin satışının da söz konusu olabileceğini ifade eden Babacan, ''O güçte Halk Bankası'nı parayı verip de alacak güçte banka dünyada çok az. Genelde büyük bankalar ağırlıklı olarak bilanço küçülme operasyonlarını yaşıyorlar şu anda. Dolayısıyla biz isteriz ki bunlar değerinde karşılığını bulsun. Stratejik satış kısa dönemde söz konusu değil ama halka arzın ikinci aşamasının ne zaman olacağı ve yüzde kaç olacağı piyasa koşullarıyla alakalı'' dedi.

-Bankacılık eşittir itibar

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu dönem Türk bankacılık sektörünün çok başarılı sınav verdiği bir dönem olduğunu belirterek, ''Bankacılık eşittir itibar, bankacılık eşittir güven. İtibar ve güven olmadıktan sonra bankacılıktaki sektörün varlığı, devamı mümkün değil'' dedi.

Babacan, böyle bir ortamda Türkiye'deki bankacılık sektörünün çok farklı duruş sergilediğini belirtti.

Yaptıkları reformlar, iyi düzenleme ve denetleme çerçevesinin oluşması, kurumların da istisnasız şekilde uygulama yapmasının çok çok önemli olduğunu dile getiren Babacan, kural koyup duruma ve kişiye göre esnetilmesinin beraberinde çok kötü sonuçları getirdiğini ancak, Türkiye'de bunun olmadığını, açık kurallar konulduğunu ve bankacılık sektörünün de bu kuralları benimseyerek uyguladığını kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''İyi yönetim ve sahiplenme sonucunda bugün Türk bankacılık sektörü dünyada parmakla gösterilir hale geldi'' dedi.

Türkiye'deki iyi örneklere işaret eden Babacan, şunları söyledi:

''Amerika ve Avrupa bankaları kendi ülkelerinde sıkıntıya düşerken, bu bankaların Türkiye'deki operasyonu, kolu sapasağlam ayakta kaldı. Bunun en önemli sebebi uluslararası kuruluşlar da olsa buradaki operasyonları Türkiye'deki kurallara göre çalışmak zorunda. Bunun içindir ki bu bankaların hepsi bütün bu kaosta, tirbülansta kendi evlerinde sıkıntı yaşarken, Türkiye operasyonu en önemli, en kıymetli varlığı haline geldi. Kendi bilançolarını düzeltme adına en kıymetli varlığınız nedir, nakde çevirip de bilançoya katabileceğiniz ne var diye baktıklarında, Türk bankalarına dönmek zorunda kaldılar. Ana bankanın piyasa değeri Türkiye operasyonunun değerinin altına düşmüş. Türkiye'deki operasyonu çok daha değerli. Madem böyle bir kıymet var. Bu bizim bankalarımızın değer ve kıymetini gösteriyor. Bunu yapanlar da hisse satanlar, bankasını satmak durumunda kalanlar da zoraki, istemeye istemeye içleri kan ağlayarak bu işlemleri yapmak durumunda kalıyorlar.''

Babacan, ''Bu dönem Türk bankacılık sektörünün çok çok başarılı sınav verdiği bir dönem oldu. Bankacılık eşittir itibar, bankacılık eşittir güven. İtibar ve güven olmadıktan sonra bankacılıktaki sektörün varlığı, devamı mümkün değil. Türkiye'nin ekonomisi şu anda bu kadar hızlı büyüyorsa Türkiye'de istikrar ortamı varsa, Avrupa'nın pek çok ülkesinde yaşanan sorunlar Türkiye'de yaşanmıyorsa, bu Türkiye'deki siyasi istikrar, makro ekonomik istikrar... Bunlar önemli ama bankacılık sektörünün de itibarını ve önemini bütün bu dönemde korumuş olması... Bizim iyi işleyen bir bankacılık sektörü olmasaydı yüksek büyüme oranlarını yakalamamız da mümkün değildi'' dedi.



BU HABERE YORUM YAZ
 
04 Haziran 2012 Pazartesi, 16:06 Misafir bazı yorumcuların yazdıkları gerçekten akıllara durgunluk veriyor. grev çalışanların hak kayıplarına karşı tek silahıdır, bunu da elinden alırsanız işçiyi tamamen köleleştirmiş olursunuz ve grev yasağı o sektörlerle sınırlı kalmaz, başka alanlara yayılır. toplu sözleşmelerin de (gerçi bizdeki daha ziyade toplu "görüşme" olarak adlandırılır ve tam bir çadır tiyatrosudur) hiçbir anlamı kalmaz. kaldı ki thy çalışanlar maaşlarını beğenmedikleri için değil, grev hakları ellerinden alındığı için direniyorlar. bu ülkede birgün işçilerin birliği sermayeyi de, padişah bozuntularını da mutlaka yenecek!
01 Haziran 2012 Cuma, 07:51 Misafir bu gerekçe benimsenecekse, asıl, adı grev olmayan gevlerin milli gelire etkisi daha büyük olduğu için yasaklanmasını öneririm: sermaye sahibinin yatırım yapmayıp parasını servet olarak tutması aslında grevdir ve 74 milyonun gelirini etkiler. bankaların kredi vermemesi, yüksek faizle kredi vermek istemeleri grevdir. adamın arsa veya bina alıp ne kullanıp ne de kiraya verip atıl vaziyette tutarak rantçılık yapması grevdir, sermaye stokuna her ilave aynı zamanda "iş" demekse, bütün bunlar "iş bıraktırma" eylemidir. eksik rekabet koşullarında çalışan sektörlerdeki işçi çıkarmalarlar yasaklansın.
01 Haziran 2012 Cuma, 03:10 Misafir grev ne ya, sosyal yaşantı çıtasını sendikalar değil, toplumsal farkındalik ve arz-talep belirler. birileri işsiz gezerken 4 bin tl maaş alan adam grev yapacak ha? 1930 ların dünyasında yaşamıyorsunuz, dünyanın en büyük şirketleri 5 cent daha uygun fiyata üretip rekabet gücünü artırmak için çinli çalıştırdığı fabrikaları çine açıyor. burdaki adam firmayı batırmak pahasına grev yapacak, benim milletim de ahh vahh yazık diyecek ha... o zararlar cebinizden çıkmıyor mu, devletin zararı uzaydan mı kapatılıyor. herkes rekabete uyacak işçi de öyle...sendika başkanı da jagura biner tabi bu düzende...
ÖNE ÇIKAN HABERLER
PİYASA ÖZET
Son %
BIST 100 102.486 -0,57
USD/TRY 5,7139 0,47
EUR/TRY 6,3076 0,12
EUR/USD 1,1034 -0,37
FAİZ 15,43 0,65
ALTIN/ONS 1.504,06 1,04
BRENT 66,62 10,63
© haberturk.com
Yukarı