Advertisement

Ben Moshinsky: Ekonomiyi suyun üzerinde tutan merkez bankası politikalarının etkisinin azaldığını söylediniz. Sizce merkez bankacıları bu durumu anlıyor mu?

Mohamed A. El-Erian: Bence merkez bankaları yapmaya çalıştıkları şey için en iyi politika araçlarına sahip olmadıklarını biliyorlar. Ama aynı zamanda merkez bankalarının başka seçeneklerinin olmadığını düşündüklerine inanıyorum. Bu biraz doktorun hastasından uzaklaşamamasına benziyor. Doktor, doğru ilaca sahip olmasa bile elindeki ilaçlarla elinden geleni yapmaya çalışır.

Moshinsky: Küresel ekonominin, finansal krizin hükümetleri bir araya gelip büyümeyi yeniden canlandıracakları bir kavşağa yaklaştığını söylediniz. Ne demek istediğiniz açıklar mısınız?

El-Erian: Geçtiğimiz birkaç yıl iki önemli özellik ile tanımlandı. İlki büyümenin yetersiz ve göreceli olarak istikrarlı oluşuydu. İkincisi ise merkez bankalarının sistem için gelecekten büyüme ve finansal getiri ödünç alarak zaman kazanmaya istekli ve kadir olduklarıydı. Bu iki özelliklik “yeni normal” kavramının temelini oluşturuyordu. Şimdi her ikiside baskı altına giriyor.

Öne sürülen, bunun bir mühendislik sorun olduğu değil, çoğunlukla mühendislik parçalarını biliyoruz. Bu daha çok bir uygulama sorunu, yani siyasi bir mesele. Geçmişe baktığınızda, elinizde mühendislik çözümü varsa fakat siyasi isteklilik yoksa, çözümün hiçbir zaman uygulanmadığını veya bir çeşit şokun sistemin çözümü uygulamasını sağladığını görürsünüz. Aklımdaki asıl soru şu: bu şok, bu kriz, ihtiyacımız olan bu “uyan” çağrısı ne kadar büyük olmalı.

Moshinsky: Bu kriz nasıl görünecek?

El-Erian: Bu kriz anının tam olarak ne olacağını bilmek zor fakat üç alandan birinden gelecek.

İlki piyasa kazası. Bu kavrama göre piyasada ani bir istikrarsızlık olur ve finansal piyasalarda, sonradan ekonomiyi tehdit eden çok büyük hareketler görürsünüz. Ocak ve Şubat aylarında buna yaklaştık.

En olası piyasa riski likidite sanrısından kaynaklanıyor: İnsanların paradigma değiştiği için portföylerini tekrar pozisyonlamak istedikleri her an likiditeye erişimleri olacağı yönündeki sanrı. Fakat daha önceden gördük ki, basitçe ifade etmek gerekirse, yeniden portföy pozisyonlanmasında yansıyacak bir paradgima değişikliğine izin verebilecek yeterli likidite mevcut değil. Bunun için iyi yapısal nedenler var. Giderek daralan broker-dealer zümresi aracılık sürecinin merkezinde yer alıyor.

Diğer bir unsur ise siyasi tarafta ve ABD de Avrupa da olsa önemli miktarda bu duruma uygun görünüyor. Düşük büyümenin süregeldiği yıllar boyunca toplumun hep küçük bir kesiminin fayda sağlaması, insanları kızdırdı. Bu sinir, düzen karşıtı hareketlere destek olarak kendini buluyor. Yani kriz doğabilecek ikinci unsur, insanların düşük ve eşit olmayan büyüme karşısında duyduğu hayal kırıklığı karşısındaki siyasi sistemin kendisi olabilir.

Son olarak ise üçüncü katalizör ekonomik taraftan gelebilir: Ekim 2008'de deneyimlediğimiz gibi. Bu tarz bir deneyimin ardından, Nisan 2009'da Londra'da toplanan G-20'de olduğu gibi, çok nadir karşılaşılan uluslararası politik koordinasyon gerçekleşir.

Tek soru, bu krizin harekete gememiz için ne kadar kötü olması gerektiği. Ne kadar kötü bir piyasa kazası, ne kadar kötü bir siyasi fonksiyon bozukluğu veya uyanmak için ne kadar kötü bir ekonomik yavaşlamaya ihtiyacımız var?

Moshinsky: Yani harekete geçmekten kastınız 2009 ruhuna yakın birşey mi?

El-Erian: Doğru.

Business Insider