Advertisement

Ekonominin nabzı Bloomberg HT’nin ikincisini gerçekleştirdiği Türkiye Ekonomi Zirvesi’nde attı. Zirvenin açılışını Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, kapanış konuşmasını ise Başbakan Binali Yıldırım gerçekleştirdi.

Başbakan Yıldırım,“Türkiye’ye giydirilmeye çalışılan ateşten gömlekler ekonomiye zarar vermeden bertaraf edildi. Türkiye kazandı” dedi. Şimşek de piyasalardaki dalgalanmanın geçici olduğunu söyledi.

DİDEM CİNER: Sahip olduğumuz değerler geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor ve yolumuzu aydınlatıyor

Türkiye’nin tek ekonomi platformu Bloomberg HT, 22 Kasım Çarşamba günü Başbakan Sayın Binali Yıldırım ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’in teşrifleriyle Türkiye Ekonomi Zirvesi’nin ikincisini gerçekleştirdi. Ciner Medya Grubu olarak ekonomi ve iş dünyasının tüm paydaşlarını bu zirve aracılığıyla tekrar bir araya getirmenin mutluluğunu yaşadık.

Türkiye’nin  mevcut ekonomik durumunun ve yarınlarının tartışıldığı oturumlarda bankacılık, sigortacılık ve gayrimenkul sektörlerinin yanı sıra son yıllara damgasını vuran mega projeler de masaya yatırıldı. Sürdürülebilir büyüme ve kaliteli istihdam yaratmak için katma değerli üretimi teşvik edecek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak çözümler ortaya konuldu...

Cumhuriyet tarihi boyunca ilke edindiğimiz çağdaşlaşma vizyonu bu rekabetçiliği sağlama adına rehberimizdir. Başbakan Sayın Binali Yıldırım’ın zirvedeki konuşmasında ifade ettiği “50 yıllık Avrupa yolculuğumuzdan zerre sapmayacağız” sözü bu nedenle oldukça değerlidir. Çağdaş ve bir arada yaşama kültürünü barındıran değerler neredeyse bizim de yüzümüz oraya dönük olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluşundan bu yana güçlükler karşısında ayakta tutan bakış açısı hep bu olmuştur.

ÖNCELİK VERİLMESİ GEREKEN İLK ALAN GENÇLERİN EĞİTİMİ

Türkiye genç nüfusuyla bulunduğu bölgenin en dinamik nüfus yapısına sahip ülkesidir. Bu değerli yapının çağdaş eğitim bilinciyle doğru yönlendirilmes  i ülkemizin geleceği açısından en büyük sorumluluğumuzdur. Kalkınma yolunda Türkiye’nin öncelik vermesi gereken ilk alan eğitimdir.

Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’in zirvedeki sunumunda belirttiği gibi, Türkiye kırılganlıklarını azaltırken güçlü yönlerini geliştirmelidir. Bu bakımdan okul sayısındaki artış, öğretmen kadrolarındaki genişleme ve milli hasıladan eğitime ayrılan pay çok önemlidir. Çocuklarımızın geleceği şekillendirmelerine yardımcı olacak bir eğitim almaları, hem kendi yarınlarının hem de ülkemizin çağdaşlaşma vizyonunun garantisi anlamını taşımaktadır.

Her yıl işgücüne 1 milyondan fazla insanımızın katıldığı iş dünyasında bu gençlere yer açmak kadar, açılan yerlerin adil olarak dağıtıldığından da emin olmalıyız. Kadınların sadece üçte birinin çalıştığı gerçeği, hepimiz için geliştirilmesi gerekenler listesinin başında yer almalıdır.

ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARI ARTARAK DEVAM ETMELİ

Bugün dünya üzerinde gerçekleştirilen 10 mega projenin 6’sı Türkiye’de yükseliyor. Ülkemiz her geçen gün gelişen altyapısı ve iletişim imkânlarıyla gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek düzeye çoktan ulaştı. Bu yenilenmiş ve gelişmekte olan altyapının üzerinde katma değeri yüksek bir üretim örgüsü inşa etmek bizi sürdürülebilir bir geleceğe taşıyacak anahtardır. İşte bu nedenle özel sektör yatırımlarının artarak devam etmesi Türkiye ekonomisi için vazgeçilemeyecek bir unsurdur. Yatırımların sürmesi için hukukun üstünlüğü, demokrasimizin her geçen gün kendini yenileyerek güçlenmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi öncelikli olarak hedef almamız gereken gerçeklerdir.

İçinde bulunduğu zorlu coğrafyada Türkiye’yi diğer ülkelerden güçlü kılan değerler bütünü cumhuriyetin temel değerlerinden başkası değildir. Sahip olduğumuz bu kıymetler, geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor ve yolumuzu aydınlatıyor. Geleceğe güvenle bakan, aydınlık Türkiye’nin yarınlarında biz de Ciner Grubu olarak üzerimize düşen vazifeleri eksiksiz yerine getirmeye hazırız.

‘PİYASADA YAŞANAN DALGALANMA GEÇİCİ’




Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’i Didem Ciner karşıladı.

Bloomberg HT’nin ikincisini düzenlediği Türkiye Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Başbakan Yardımcısı Şimşek, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın geçici olduğunu söyledi. Şimşek “Piyasalardaki kargaşa, ABD’deki dava hepsi geride kalacak; Türkiye’de güçlü siyasi istikrar var, Türkiye’nin önü açık” dedi




Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, piyasalarda son dönemde yaşanan iniş çıkışların geçici olduğunu, bunları iyi anlamanın ve resmi sakin bir şekilde, paniklemeden doğru okumanın çok önemli olduğunu vurguladı. Bloomberg HT’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Türkiye Ekonomi Zirvesi’ne katılan Şimşek, Türkiye’nin, iddia edildiği gibi ciddi borç sorunuyla karşı karşıya olmadığını ifade etti. Türkiye’nin son 10-15 yılda karşı karşıya kaldığı birçok ciddi dış şokun geride kaldığını aktaran Şimşek şöyle konuştu: “Bugünkü piyasalardaki kargaşa, işte ABD’deki bir dava vesaire, hepsi geride kalacak. Türkiye’de güçlü bir hükümet ve siyasi istikrar var. Türkiye’nin önü açık. Türkiye’nin kamu maliyesi, bankacılık sektörü ve adaptasyon kabiliyeti oldukça iyi. Türkiye’nin borçluluğu iddia edildiği gibi kötü değil. Türkiye’nin bugün, evet, bir cari açık sorunu var ama bu yönetilebilir düzeyde.” 



Başbakan Yardımcısı Şimşek, zirvedeki konuşmasının ardından şu tweet’i paylaştı...

 ‘KURA VE FAİZE KARŞI DUYARLILIKTA AZALMA VAR’

Döngü karşıtı bir maliye politikasını devreye soktuklarını aktaran Şimşek “Türkiye’nin kamu borcunun döviz kuru ve faizlere olan duyarlılığı azalmış durumda. Eskiden Hazine’nin borcunun yüzde 58’i döviz cinsindeyken, bugün bu oran yüzde 39 civarında. Dolayısıyla kura karşı duyarlılıkta azalma var. Faize karşı da, eskiden faiz ağırlıklı olarak hızlı değişken faizle borçlanırken, sabit faizle borçlanıyoruz” diye konuştu.

‘REEL SEKTÖR DE HAZIRLIKLI’

Türkiye’nin, iddia edildiği gibi ciddi borç sorunuyla karşı karşıya olmadığını vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu: “Bankacılık sektörünün bugün net anlamda döviz açık pozisyonu yok. Hanehalkının da yok. Hanehalkının 100 milyar dolardan fazla döviz fazlası var. Çünkü biz 2008 sonrasında hanehalkının dövizle borçlanmasının önünü kapattık. Bugün kamu sektörü de net anlamda dış dünyaya borçlu değil, dış dünyadan alacaklı. Türkiye kamu sektörü itibarıyla da iyi bir noktada. Finans dışı reel sektörün bir döviz açık pozisyonu var. Bu doğru. 212 milyar dolar civarında... Ama kısa vadeli, yani bir yıl vadeye kadar reel sektörün dövizinde varlıkları yükümlülüklerini aşıyor; döviz pozisyon fazlası var, döviz pozisyon açığı yok. Bu, bir yıla kadarki döviz kurundaki şoklara karşı aslında reel sektör de hazırlıklı demek. Dolayısıyla iddia edildiği gibi Türkiye’nin genelinin bilançosunun kötü olmadığını net ortaya koyuyoruz.”

‘Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığı arttı’

Bankacılık sektörünün kârının makul düzeyde olduğunu ifade eden Şimşek “Devlet bilançosu da sağlam; bunlar Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığını artırıyor” dedi. Türkiye’de yatırımların makul düzeyde olduğunu vurgulayan Şimşek “Ama önemli kısmı makine, teçhizata değil inşaata gidiyor” dedi. Şimşek, yatırım ortamını iyileştirmek için çok kapsamlı bir reformu gelecek yıl ilk çeyrekte hayata geçireceklerini kaydetti.

‘TRANSİT TİCARETİN MERKEZİ OLACAĞIZ’



Bloomberg HT’nin Türkiye Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Başbakan Yıldırım, “Son birkaç yılda Türkiye’ye giydirilmeye çalışılan ateşten gömlekler ekonomiye zarar vermeden bertaraf edildi. Türkiye kazandı” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin transit ticaretin yakın gelecekteki merkezi olacağını kaydetti

Ciner Grubu bünyesindeki Bloomberg HT’nin düzenlediği Türkiye Ekonomi Zirvesi’nin kapanış konuşmasını Başbakan Binali Yıldırım yaptı. Dünyada yapılan 10 büyük projenin 6’sını Türkiye’nin gerçekleştirdiğini hatırlatan Binali Yıldırım, “Doğru planlama ve sağlam finansman ile Türkiye’ye değerli yatırımlar kazandırdık. Transit ticaretin yakın gelecekteki merkezi Türkiye olacak” dedi.

Konuşmasına “Bugünlerde finans piyasalarında yaşanan hareketlenmeler, bugün düzenlenen oturumları daha da önemli kılıyor” diye başlayan Yıldırım finans piyasalarındaki hareketlenmeye değindi. Yıldırım, “Son birkaç yılda Türkiye’ye giydirilmeye çalışılan ateşten gömlekler ekonomiye zarar vermeden bertaraf edildi. Türkiye kazandı” ifadesini kullandı.

‘BÜYÜME YIL SONUNDA YÜZDE 6’YI BULACAK’

2016 yılında Türkiye’nin yüzde 3.2 büyüdüğünü kaydeden Yıldırım, “2017’nin çok kötü bir yıl olacağı ve ekonominin bozulmaya devam edeceği yönünde açıklamalar vardı. Fakat bugün görülüyor ki, ilk 9 ayda doğrudan yatırım miktarı 7.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yıl sonunda büyüme oranımızın ise yüzde 6’yı bulması bekleniyor” diye konuştu. Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin dünyaya güven veren ender ülkelerden biri olduğunu ifade ederek, “Yatırımcıya güven veren bir ülkeyiz. Kredi derecelendirme kuruluşları 2018 için ekonomik kriz tablosu çiziyor. Vatandaşımız rahat olsun, 2018’de de gerekli tedbirler alınarak 2017’deki büyüme devam edecek” diye konuştu. Dünyada yapılan 10 büyük projenin 6’sını Türkiye’nin gerçekleştirdiğini hatırlatan Binali Yıldırım, “Doğru planlama ve sağlam finansman ile Türkiye’ye değerli yatırımlar kazandırdık. Transit ticaretin yakın gelecekteki merkezi Türkiye olacak” dedi.

‘Yeni ekonomik reformlar direnci daha da artıracak’

Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirten Yıldırım, son 15 yılda bunun test edildiğini ve Türkiye’nin bu testlerden başarıyla çıktığını kaydetti. Türkiye’nin ekonomik reformlarla direncini daha da artıracağını vurgulayan Yıldırım, “Vergi gelirleri performansı göstermektedir ki, ekonomi canlı kalmaya devam ediyor. Ticaret olmaz ise vergi tahsilatı olmaz” dedi. Son bir yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin vatandaşa iş bulduklarını sözlerine ekleyen Başbakan Yıldırım şöyle devam etti: “Turizm toparlanıyor, ilk 9 ayda yıllık yüzde 29’luk artış sağladık. Milli savunma sanayiindeki yerlilik oranını yüzde 60’ın üzerine çıkardık"

‘ABD’deki davalar ekonomik ilişkilere zarar noktasında’

Amerika’da görülmekte olan davaların asılsız söylentilere dayandığını belirten Yıldırım, “ABD’de devam eden bu yargı ve gelişen olaylar Türkiye’nin küresel ölçekteki ekonomik ilişkilerine zarar verme noktasına gelmiştir. Buna asla müsaade edilmemeli” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin ambargoları deldiğine ilişkin çıkan iddialarla ilgili de “Türkiye’nin başka ülkelerle yaptığı ticaret kimse kusura bakmasın bu Türkiye’nin işidir ve vereceği karara bağlıdır. Bazı ülkeler ambargo koydukları ülkeyle rahat rahat iş yapacaklar, aynı ülkeyle Türkiye ticaret yapınca bu suç olacak. Buna kargalar güler” diye konuştu. Yıldırım, Türk bankaları hakkında söylenti çıkaranların hayal kırıklığına uğrayacağını da ifade etti.

EKONOMİNİN NABZI, İKİNCİSİ DÜZENLENEN TÜRKİYE EKONOMİ ZİRVESİ’NDE ATTI



Başbakan Binali Yıldırım’ı, Ciner Grubu Başkanı Turgay Ciner ve Didem Ciner karşıladı.



Ciner Yayın Hold
  ing Başkanı Kenan Tekdağ da Başbakan Binali Yıldırım’ı karşılayanlar arasındaydı



Gün boyu  süren zirve Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasıyla sona erdi. Zirvede Bankacılığın Geleceği, Gayrimenkulde Yatırım Fırsatları, Sigortacılık ve BES ile Mega Projeler başlıklı 4 oturum gerçekleştirildi.

'Elinizi tutan yok faizleri indirin’

Piyasalardaki dalgalanmaların gelip geçici olduğunu ifade eden Yıldırım, “Ümitsizliğe kapılmamak lazım. Finans tarafında biraz problemlerimiz var, döviz ihtiyacımız var. Ama bunlar krize neden olacak gelişmeler değil” dedi. Faizler hakkında da konuşan Binali Yıldırım, “Bankalar yüksek faizden hoşnut değilmiş. Elinizi tutan mı var kardeşim, indirin o zaman faizleri” diye konuştu. Başbakan, 2017’de reel sektöre tarihi reform yapıldığını bildirerek, “Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamında 200 milyar liralık destek verildi 350 bin firmaya. Sadece büyük firmalar yararlanmadı, bunların içinde KOBİ’lerin oranı yüzde 74 olarak kaydedildi” dedi. Yıldırım konuşmasının devamında, “Yılın ilk 10 ayında ihracatta yüzde 11 artış var, ekim ayında yüzde 15 ile ise son yılların en yükseği kaydedildi. İhracat odaklı büyümeyi başarmak adına kararlı bir adım attık ve bunu sürdüreceğiz. Hedefimiz geçmiş yıllarda yakalanan 156 milyar dolar ihracat. Ekonomide altyapımız sağlam” ifadesini kullandı. Yıldırım, Orta Vadeli Plan sayesinde önümüzdeki yıllarda büyüme oranının yüzde 5.5’in altında olmayacağını, faiz ve enflasyonun ise tek haneli rakamlarda olacağını sözlerine ekledi. Yıldırım, turizmde ise hedefin 2015 yılı öncesindeki seviye olduğunu kaydetti.

Üretime ve yatırıma devam



Zirvedeki konuşmasına “Bugünlerde finans piyasalarında yaşanan hareketlenmeler, bugün düzenlenen oturumları daha da önemli kılıyor” diyerek başlayan Başbakan Yıldırım, Türkiye’yi 2023 hedeflerine götürmekte kararlı olduklarının altını çizdi. Yıldırım, “Uzun vadede felaket tellallığı yapanlar ters köşe olacak. Yatırımcılarımız, esnaflarımız, KOBİ’lerimiz herkes müsterih olsun, yatırım planlarını değiştirmesin. Büyümeye, üretime ve yatırıma devam edeceğiz”dedi.

Faizlerin yüksek olduğu eleştirisine katıldığını belirten Aydın, formül önerdi: Yükümüz azalırsa faizler düşer

TBB Yönetim Kurulu Başkanı Aydın, “Bankalar olarak eğer biz operasyonel giderleri doğru yönetirsek, kamusal yükleri makul bir seviyeye çekersek, faiz oranlarını aşağı çekme şansımız var” dedi



Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, faizlerin yüksek olduğu görüşüne katıldıklarını, ancak bunun nedenlerinin tartışılması gerektiğini söyledi. Bloomberg HT Ekonomi Koordinatörü Gökhan Şen moderatörlüğündeki “Türkiye’de Bankacılığın Geleceği” oturumunda konuşan Aydın, “Bankalar olarak eğer biz operasyonel giderleri doğru yönetirsek, kamusal yükleri makul bir seviyeye çekersek, faiz oranlarını aşağı çekme şansımız var” dedi. “Türkiye’de Bankacılığın Geleceği” oturumuna Aydın’ın yanı sıra Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici ve Citibank AŞ Genel Müdürü Serra Akçaoğlu katıldı.

‘BANKALAR ÇOK BİREYSEL DAVRANDI’

Sektör olarak faiz seviyelerinin yüksek olmasına karşı olduklarını vurgulayan Aydın şöyle konuştu: “Faizin yüksek olduğunu biz de söylüyor ve altını çiziyoruz ama parayı pahalılaştıran unsurların neler olduğunu da tartışmak istiyoruz. Türk Bankacılık sistemi hiç para kazanmasa bile faiz oranlarının aşağı doğru seyri azami 200 baz puan görünüyor. Yani yüzde 18 olan bir faiz, bankacılık sektörü hiç para kazanmasa yüzde 16 olabiliyor” dedi.

Faizlerin düşürülmesi için kamusal ve operasyonel yüklerin azaltılması gerektiğini ifade eden Aydın, “Paranın kendisi dışındaki maliyeti oluşturan en önemli unsurlardan biri kamusal yükler onun yanında da operasyonel yükler var. Bu operasyonel yüklerin doğru yönetilmesi lazım. Bu konuda bankacılık sistemi bireysel davrandı” dedi.

Her bankanın ayrı ayrı ATM ve para taşıma grupları bulunduğuna işaret eden Aydın, şunları kaydetti: “Her birimiz her sokağa bir tane banka şubesi kurduk. Her birimiz kendimize ayrı bir bilgi işlem şirketi oluşturduk. Dijitali her birimiz farklı farklı yapıyoruz. Özetle bankalar olarak eğer biz operasyonel giderleri doğru yönetirsek, kamusal yükleri makul bir seviyeye çekersek, faiz oranlarını aşağı çekme şansımız var.”

‘Katılıma iki yeni banka geliyor’

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, katılım bankacılığının 2017’de hem mevduat hem de kredi açısından bankacılık sektörünün üzerinde büyüdüğüne dikkat çekti. “İki yeni bankamız var. Pazar payını artırma etkileri yakında ortaya çıkacak” diyen Utku, “2002’den baktığınız zaman son 2 yılı katmazsanız, neredeyse bankacılık sektörünün iki katı hızla hemen her yıl büyüdü. Yüzde 2’nin altındaki bir pazar payından yüzde 6’lara kadar gelmişti” dedi.

‘Yurtdışı yatırımları artıralım’

Citibank AŞ Genel Müdürü Serra Akçaoğlu, çokuluslu firmaların Türkiye’de orta ve uzun vadede çok ciddi potansiyel gördüğünü vurguladı. Çokuluslu şirketlerin Türkiye’de yatırımının artması halinde, Türk şirketlerinin dünyada daha rekabetçi hale geleceğini belirten Akçaoğlu, “Ülkemize olan dış yatırımları ve katma değeri yüksek üretimi artırırsak dünyadaki değer zincirinden daha fazla pay alabiliriz. Bu şekilde cari açık da azalacaktır.” dedi. Akçaoğlu, dünyada hız kazanan teknoloji devriminin de ıskalanmaması gerektiğini söyledi.

‘Büyümeyi finanse edecek güçteyiz’

Aydın, yıl sonunda bankacılık sektörü mevduat büyümesinin kredi büyümesinin biraz altında kalacağını tahmin ettiklerini söyledi. Aydın, bankacılık sektörünün yüzde 17 sermaye yeterlilik rasyosuyla güçlü görünümünü sürdürdüğünü vurgulayarak kârlı pazarlarda çalışmalarını devam ettirdiğini dile getirdi. Aydın, “Türkiye’nin mevcut koşullardaki büyüme oranlarını finanse edecek güce, kudrete ve risk iştahına sahibiz” dedi.

‘Kaynak bulmada sorun yaşamayız’

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici de bankacılık sektörünün uzun vadeli faizlerin düşmesini istediğini vurguladı. Leblebici, “Bankacılık sektörü, uzun vadeli faizlerin kesinlikle düşmesini istiyor ki yatırım gelsin” dedi. Dünyadaki nakit kaynak akışı devam ettiği sürece bankacılığın kaynak sorunu yaşamayacağını öngören Leblebici, “Mevduat dışı kaynaklar bulmakta sorun yaşamayacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.

Prim üretimini 4’e katlamalıyız

Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç, kişi başına yıllık sigorta primi ortalamasının dünyada 638 $ iken Türkiye’de 156 $ olduğuna dikkat çekti ve ekledi: “Biz de prim üretimini 4’e katlamalıyız ki dünya ortalamasını yakalayabilelim.”

Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç, kişi başına yıllık sigorta primi ortalamasının dünyada 638 dolar olduğunu belirterek, “Kişi başına yıllık sigorta primi bizde 156 dolar. Prim üretimini 4’e katlamalıyız ki dünya ortalamasını yakalayabilelim” dedi. Vakıf Emeklilik ve Unico Sigorta sponsorluğunda gerçekleşen “Sigorta ve Bireysel Emeklilik Sistemi” oturumuna sektörün dört önemli ismi katıldı.

PAYIMIZ YÜZDE 0.28

Sigortacılığın dayanışma havuzu niteliğinde olduğunu aktaran Genç, dünya sigortacılığıyla Türkiye sigorta sektörünü karşılaştırdı. Türkiye’nin dünya prim üretimindeki payının yüzde 0.28 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Genç, “Hayat dışı sigortacılıkta payımız yüzde yarım. Burada mesela kişi başına yıllık sigorta primi İsviçre’de 6 bin 900 dolar, Japonya’da 3 bin 700 dolar, Almanya’da 2 bin 500 dolar, bizde 156 dolar, Yunanistan’da 398 dolar, Meksika’da 189 dolar...

Dünya ortalaması 638 dolar. Bu rakamlar bize gösteriyor ki bizim gidecek çok yolumuz var. Prim üretimini 4’e katlamalıyız ki dünya ortalamasını yakalayabilelim” değerlendirmesini yaptı. Gelecek 2-3 yılın sigortacılık sektörü için zorlu olacağını söyleyen Unico Sigorta Genel Müdürü Cenk Tabakoğlu Trafik sigortasında fiyatların ucuzlamasının halk için pozitif olduğunu, ancak sektörde sistematik risk yaratabileceğini kaydetti.

‘SİSTEMİN SİGORTASIYIZ

Emeklilik Gözetim Merkezi Genel Müdürü Mustafa Akmaz, sigortacılıkta gözetim ve politika üretimine katkıda bulunduklarını, sistemin sigorta görevini üstlendiğini ifade etti.

‘BES’e otomatik katılım yeni bir tasarruf alışkanlığı kazandırdı’


Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Özgür Obalı ise şu anda aşağı yukarı 8 kişiden birinin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) girdiğini belirterek, sistemin gelişimini sürdürdüğünü söyledi. BES’e olan ilginin 2013’te getirilen devlet katkısı ile 20 milyar liradan 60 milyar lira hacme ulaştığını aktaran Obalı, “Bu defa 2017’de adet bazlı ivme otomatik katılımla yakalandı. Bardağın dolu tarafından baktığımızda ciddi bir kazanım var. 1, 0’dan büyüktür. Hiç bu işin içinde olmayan 3,5 milyon insan bu sistemle tanıştı. Otomatik katılım Türkiye’ye yeni bir tasarruf alışkanlığı kazandırdı” diye konuştu.

CÜNEYT BAŞARAN


Türkiye’nin ekonomi kanalı, Türkiye’nin Ekonomi Zirvesi

Türkiye’nin tek ekonomi platformu olan Bloomberg HT, bu sene 2’ncisini düzenlediği “Ekonomi Zirvesi”nde bir kez daha sektörün tüm paydaşlarını, karar vericilerle bir araya getirdi. “Eee, ne var bunda?” diyebilirsiniz. Neticede yıl içinde benzer bir iddiayla onlarca zirve, konferans yapılıyor. Tabii ki Bloomberg HT Ekonomi Zirvesi’ne benzer, katkı sağlamış, değerli birçok organizasyon yapıldı. Hepsinin başımızın üzerinde yeri var.

Biz Bloomberg HT ailesi olarak 2 yıldır düzenlediğimiz zirvelerde ise bir miktar farklı strateji uyguluyoruz. Karar vericiler, sektör temsilcileri, regülatörler, akademisyenler ve diğer ilgili birimlerin bir araya geldiği Ekonomi Zirvesi’nde gün boyunca düzenlenen panellerde; Bloomberg HT kriterleriyle sorulması gereken soruldu, cevapları dünya ölçeğindeki benzerleriyle karşılaştırdı, rakamlar sorgulandı, bilançolar an  aliz edildi ve nihayetinde masanın farklı tarafında oturan her katılımcı için ortaya kullanılabilecek, faydalı sonuçlar çıkarıldı.

Piyasaların makro veriler üzerinden analiz yapma kabiliyetinin azaldığı, öngörülebilirliğin azaldığı, havanın iyice puslu olduğu bir dönemde Bloomberg HT Ekonomi Zirvesi’nde; uygulanan gevşek mali politikaların devam edip etmeyeceğinden TCMB’nin para politikasının ne kadar sıkı olduğuna, mega projelerin finansal olarak sürdürülebilirliğinden kentsel dönüşümün neden işlevsizleştiğine kadar her konu tartışıldı.

ZİRVE BOYUNCA ÖNE ÇIKANLAR

Ekonomi Zirvesi’nde en çok tartışılan konular, Türk dış siyaseti ve ekseninde ortaya çıkan gelişmelerin ekonomiyi ve piyasaları nasıl etkileyeceği üzerineydi.

Burada mesajlar çok net geldi. Başbakan Binali Yıldırım, bir soruya verdiği cevapta, “Türkiye, Batı ile ipleri koparmayacak. İşlerin kötüleşmesi ne Türkiye’ye ne de Batı’ya yarar” dedi. Hükümetten gelen açıklamalarda, Batı ile devam eden gerilimli dış politikanın tonunu düşürmek ve ilişkileri yeniden düzene koymak için ciddi çaba sarf edildiğini görüyoruz.

NATO dahil Türkiye’nin Batı dünyasında yer aldığı bütün organizasyonlarda varlığını devam ettirmek arzusunda olduğu, ancak ikili ilişkilerde Türkiye’nin hoşnut olmadığı alanların üzerinden geçilmesi gerektiği anlaşılıyor.

PİYASALARA MESAJLAR...

TCMB’nin bağımsızlığı ve para politikaları hakkında yapacağı hamlelerin siyaseten nasıl algılanacağı da ciddi merak konusuydu. Bu noktada Başbakan Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in verdiği mesaj net oldu: “Hükümet yapması gerekeni yapacak, TCMB de kendi üzerine düşeni yapacak.”

Bu mesaj ne anlama geliyor? Siyasetin gereği tartışmalar olabilir, hatta zaman zaman kamuoyunda “Acaba mı?” soruları oluşabilir. Ancak son kertede finansal istikrarın sorumlusu olan TCMB kendi kararlarını kendi alır!

Görüş farklılıkları olabilir, aynı kanaatte olmayabiliriz, hatta ciddi fikir ayrılıkları yaşanabilir. Ancak iş dünyası için elzem olan bir araya gelmek, çözüm odaklı tartışmak ve sonuca odaklanmaktır. Bloomberg HT de Türkiye’nin tek ekonomi kanalı olarak bu konuda üzerine düşeni yapmaya devam edecektir.

‘Dünyada 10 mega proje var, 6 tanesi Türkiye’de’

Türkiye Ekonomi Zirvesi’nin “Mega Projeler” başlıklı dördüncü oturumunda konuşan IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen, Türkiye’de son 10 yılda 327 milyar dolar altyapı yatırımı yapıldığını söyledi. Çeçen dünyadaki 10 mega projenin 6’sının Türkiye’de olduğuna dikkat çekti


IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen, Türkiye’de son 10 yılda 100 milyar doları enerjiye, 100 milyar doları ulaştırmaya olmak üzere toplam 327 milyar dolar altyapı yatırımı yapıldığını söyledi. Bloomberg HT Radyo Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen moderatörlüğünde gerçekleştirilen Mega Projeler oturumuna IC Holding Başkanı İbrahim Çeçen, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Aksa Jeneratör Genel Müdürü Alper Peker ve Aksoy Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy katıldı.

2 PROJE SÜRÜYOR

Çeçen, “Bu büyük altyapı projelerini milli paranız varsa, kaynaklarınız varsa, dışarıdan kaynağa gerek duymadan kendi modelinizle yapmak mümkün. Ama kendi kaynağınız yoksa ve ülkeniz de dışarıdan devamlı borç alma durumundaysa bu tür yatırımları ülke ve halk da istiyorsa parayı dışarıdan alacaksınız başka yolu yok” dedi. Yap-işlet-devret modeli ile büyük yatırımları yapmanın mümkün olduğunu belirten Çeçen, dünyada 10 tane mega proje yapıldığını bunun 6 tanesinin Türkiye’de olduğunu söyledi. Çeçen, “Bu 6 proje Osmangazi Köprüsü ve İzmir otoyolu, 3. Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Havalimanı, Çanakkale Köprüsü, Marmaray ve Avrasya Tüneli. Bunların aşağı yukarı 4’ü halkın hizmetinde. Diğer 2’si de devam ediyor” diye konuştu.

‘BİZDE ÇARPAN 3’

Çeçen, köprü ve otoyol geçişlerindeki ücretlerin yüksek olduğu yönündeki eleştirilere ve Açıl Sezen’in “Devlet kendi bütçesinden yapsaydı köprü ve otoyol maliyetleri değişir miydi?” şeklindeki sorusuna şöyle yanıt verdi: “Tartışılırdı. Bu yatırımların en büyük özelliği ekonomiye geri dönüş hızı. Üçüncü köprüyü biz değil de devlet yapsaydı 15 yılda biterdi. Bizde çarpan üç. Maliyetinin çok daha az olduğunu söylemek mümkün.” Nihat Özdemir de geçiş ücretlerindeki maliyetlerin nedenini şöyle açıkladı: “Bir projenin ortalama yapım süresi 3 ila 4 yıl. Daha fazla süre için yap-işlet-devret modeli kabul edilebilir değil. Çünkü ona finansman bulmak zorlaşıyor. 12 ila 13 yıl arasında da geri ödeme için bir finansman paketi gerekli. Yani, 16 yıl içerisinde öyle bir gelir elde edeceksiniz ki işin finansmanını karşılamanız gerekli. Bu nedenle proje sonrası ilk yıllarda bu yüksek geçiş maliyeti ortaya çıkıyor.”

‘Yüksek teknolojiye geçelim’

Aksoy Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, mega projelere sadece köprü ve otoyol olarak bakıldığında, işin katma değerinin anlaşılamayacağını vurguladı. Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kalkınması olduğunu kaydeden Aksoy bunun için katma değeri yüksek, yüksek teknolojiye dayanan bir üretim modeline geçilmesini önerdi. Aksoy, Singapurlularla Urfa-Diyarbakır arasında sıfırdan bir yazılım teknolojileri kenti kurmayı hedeflediklerini kaydetti.

‘Brezilya pazarına girmek istiyoruz’

Üçüncü Havalimanı’nın jeneratör ihtiyacını karşılayan Aksa Jeneratör; Brezilya piyasasına girmeye hazırlanıyor. Aksa Jeneratör Genel Müdürü Alper Peker, Mega Projeler oturumunun ardından Bloomberg HT’nin sorularını yanıtladı.

ABD’de ürettikleri jeneratörleri Irma Kasırgası’ndan etkilenen bölgelere gönderdiklerini vurgulayan Peker “Yaklaşık 200 jeneratörümüz kasırga bölgesine sevk edildi. ABD’de 2002 yılından bu yana kendi işletmemiz var” dedi. Bu sene Afrika’ya yatırımlarını yoğunlaştırdıklarını kaydeden Peker, “Gana, Güney Afrika ve Cezayir’de kendi depolarımız var. Buradan Afrika kıtasına daha da fazla yayılmak istiyoruz” diye konuştu. Çin’de 120 bin metrekarelik bir fabrikaları bulunduğunu belirten Peker, Hindistan’a da yatırım yapmayı planladıklarını aktardı.

‘Türkiye’de müthiş işler yapılıyor ama dünyaya yeterince anlatılamıyor’

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Türkiye’de pek çok başarılı işe imza atıldığına ancak yapılan iyi işlerin dünya kamuoyuna yeterince anlatılamadığını ifade etti. Nihat Özdemir, “Türkiye’de müthiş işler yapılıyor. Müthiş modellerle yapılıyor. Almanya’nın başkenti Berlin’de seneler geçti hâlâ havalimanını bitiremediler. İngiltere’de Londra’nın Belediye Başkanı ‘Heathrow Gatwick Havalimanı artık sıkışıyor’ diyor. Yeni havalimanı yapmak istiyor. 3. Havalimanı’nı örnek gösteriyor’ değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’de yapılan projelerde daha çok yabancı olmasını istediğini belirten Nihat Özdemir, “Daha çok yabancı sermaye gelsin. Maalesef henüz bunu daha başaramadık” diye konuştu.

KONUTDER Yönetim Kurulu Başkanı Elmas: İnşaat sektöründeki canlılık önümüzdeki 20 sene devam eder

Türkiye Ekonomi Zirvesi’nde inşaat sektöründeki gelişmeler masaya yatırıldı. Yılda 1.3 milyon konutun satıldığını belirten KONUTDER Başkanı Altan Elmas, “7.5 milyon bina da yenilenmeli. Bu böyle 20 sene devam eder” dedi

Bloomberg HT’nin Türkiye Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Altan Elmas, ekonomik dalgalanmaların konut sektöründe etkisinin kısa dönemli olduğunu söyledi. Emlak Konut sponsorluğunda gerçekleşen “Gayrimenkulde Yatırım Fırsatları” panelinde konuşan Elmas, kentsel dönüşümde 7.5 milyon konutun dönüştürülmesi gerektiğini bunun da 15-20 yıl gibi bir zaman alacağını belirtti. Moderatörlüğünü Bloomberg HT TV Haber Koordinatorü Ali Çağatay’ın yaptığı oturumda KONUTDER Başkanı Altan Elmas, Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Feyzullah Yetgin, İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım ve DKY İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dumankaya Türkiye’de inşaat sektöründeki gelişmeleri masaya yatırdı.

‘İSTANBUL’DA REKABET YÜKSEK’ 

Gayrimenkul sektöründe çok ciddi bir rekabetin olduğunu söyleyen Elmas, “Bu tüketici için iyi. Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon 300 bin konut satılıyor. 7.5 milyon bina da yenilenmeli. Bu böyle 20 sene devam eder. Konut darbeyle küçülmeyen tek sektör. Bu yıl da konut satışlarında yüzde 6-7 oranında büyüme öngörüyoruz” dedi. Ekonominin inişli çıkışlı dönemlerde projektörlerin ilk olarak gayrimenkul sektörüne döndüğünün iddia edildiğini kaydeden Elmas “Ancak TÜİK rakamlarına baktığımızda 2017’nin ilk dokuz ayı sonunda konut satışlarında toplamda yüzde 7.5’lik büyüme var. İstanbul’da ise bu oran yüzde 5.5. İstanbul’da konut satışlarının hızı, Türkiye ortalamasının biraz altında. Bunun nedeni de diğer illerden daha fazla yatırımcının olduğu İstanbul’da rekabetin yüksek olması” diye konuştu.


Türk Telekom 3 firmaya daha yatırım yapacak

Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Türkiye Ekonomi Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, küresel rekabet ortamında teknolojik altyapının önemine işaret ederek, fiber yatırımların gelişen dünyadaki yerini anlattı. Türk Telekom’un yatırımlarında bir sorun olmadığını söyleyen Doany, kendi döneminde 5 firmaya yatırım yapıldığını, 3 firmaya daha yatırımın gerçekleşeceğini söyledi.

5 YILLIK PLAN HAZIR

Şirketteki hisse dağılımı hakkında da değerlendirmede bulunan Doany, Türk Telekom’un yüzde 55’lik kısmının, şirketin operasyonel bölümü tarafından tamamen izole edildiğini söyledi. Doany, “Bu şirketin değerini artırmaya çalışıyorum. Yüzde 55’lik kısım borç verenleri rahatlatacak. Önümüzdeki hafta bir sonraki 5 yıllık planı hazırlayacağız. Kim bu hisseyi alırsa çok şanslı bir firma olacak” diye konuştu.

 FOTOĞRAFLARLA




Bloomberg HT ve Ciner Grubu’na organizasyon için teşekkür eden Başbakan Binali Yıldırım, Ciner Medya ailesi üyeleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.


Mehmet Şimşek ve Rifat Hisarcıklıoğlu’nu Kenan Tekdağ ile Cüneyt Başaran karşıladı.



Ciner Grubu Başkanı Turgay Ciner ile Didem Ciner, Mehmet Şimşek’le sohbet etti.




Turgay Ciner, bu yıl ikincisi düzenlenen zirveye katılan konuklarla tek tek ilgilendi.