Advertisement

Nomura Gelişen Piyasalar Ekonomisti İnan Demir BloombergHT'de Akıllı Para programına konuk oldu. İnan Demir Dolar/TL 'de son günler yaşanan değer kaybını ve Merkez Bankası'nın olası adımları konusunda beklentilerini paylaştı. 

Demir Merkez Bankası adımlarının zamanını ve büyüklüğnü kestirmenin zor olduğunu ancak TL'deki değer kaybının kötüleşmesini engelleyebileceğini kaydederek şunları söyledi:

"Merkez Bankası 16 Mayıs'ta piyasalardaki gelişmeleri takip ettiğini ve gerekli adımların atılacağını açıklamıştı. Bu açıklamanın yapılmasının ardından herhangi bir adımın atılmamış olması bence TL'deki değer kaybını büyüten etkenlerden bir tanesi. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın bu açıklamasının altının doldurması gerekiyor. Gecikmiş de olsa TL'deki değer kaybının kötüleşmesini engelleyecek bir adım olacaktır. Aradan geçen zamanda herhangi bir işaret almadığımız için atılması muhtemel adımların ne zaman atılacağını, hangi büyüklükte olacağını, piyasaları tatmin edip etmeyeceği konusunu kestirebilmek de zor"

Demir faiz dışındaki para politikası araçlarını kullanmanın TL'deki değer kaybının toparlanmasına yardımcı olmayacağını söyledi.

"Bir hamle gelecekse faiz artırımı tarafında olması lazım. Faiz dışındaki araçları kullanmanın TL'ye bir yardım sağlamayacağını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bilakis yurtdışı piyasaların bunları faiz artırımına alternatif adımlar olarak görmesi durumunda TL'deki değer kaybının daha da şiddetleneceğini ön görebiliriz."

Demir, kur geçişkenliği hesaplandığında enflasyonist baskıyı telafi için en az 250 baz puan faiz artışı beklediğini aktardı.


"Faiz artışı açısından baktığımızda yüklü faiz artışları gerektiği aşikar.TL'deki değer kaybı MB'nin en son faiz artırdığı tarihten beri (Nisan sonundan bu yana) yüzde 18'e yaklaşıyor. Yüzde 15'lik bir kur geçişkenliğini hesaplasak bile, enflasyona 250 baz puan bir etki yapmış demektir. Merkez Bankası'nın en azından bu enflasyonist etkiyi telafi edecek bir adım atması lazım. Kur geçişkneliği kat sayısının daha yükseldiği ihtimalini düşünürsek, sadece enflasyonist etkiyi yansıtmanın yeterli olmayabileceğini, reel faizlerin de artması ihtiyacını göz önünde bulundurarak, muhtemelen atılması gereken adım 250 baz puanın da ötesinde"