Advertisement

Mücevher sektörümüz, 35 bin kuyumcu ve 6 bin üreticisiyle birlikte toplam 1 milyon kişinin geçimini sağladığı bir sektör. Bu sektör, Koronavirüs salgının açıklanmasından bu yana geçen süreçte büyük bir kayıp yaşıyor.

Mart ayı başı itibarıyla ülkemizde de başlayan Koronavirüs salgını, ilk etapta ana ihracat pazarlarımız Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Orta Doğu vb. bölgelerle olan ilişkilerimizin kesilmesine yol açarken Nisan ayında sektörümüzün hem iç hem de dış piyasada tamamen durmasına sebep oldu.

Bu süreçte Nisan ayı toplam ihracatına baktığımızda en çok altından mamul mücevherci ve kuyumcu eşyasının ihraç edilmesi, vatandaşların yastık altınları bozdurduğu anlamına geliyor. Altın, lüks bir tasarruf aracı olarak hemen her dönemde nakde dönebilir. Dolayısıyla bozdurulan bu altınları, külçe vb. şekillerde işlenip ihraç edildiğini görüyoruz.

Bunun sebebi şu; Vatandaşımızın en büyük özelliklerinden biri gerek ekonomik dalgalanmalarda gerek belirsiz dönemlerde finansa ulaşması için yastık altındaki altınını kullanıma sokmasıdır. Koronavirüs sürecinde insanlar, aynı 2008, 2015 ve 2018 yılında olduğu gibi yastık altına başvurmaya başladı. Bunun için mücevher sektörü stratejik bir sektördür diyoruz.

Mücevher sektörü Türkiye’nin hub olması için uğraşıyor. Fakat son bir iki senedir daha iyi olması için alınan önlemler bunun Türkiye’nin bu konuda daha fazla gelişmesini maalesef engelliyor. Biz beyaz eşya gibi elektronik gibi bir lüks tüketim aracı değiliz. Biz yurtdışından aldığımız altınları Afrika’ya, Ortadoğu’ya, Rus ülkelerine, Doğu Avrupa’ya ve Türki Cumhuriyetlere tekrar ihraç ediyoruz. Bu ihracatın artırılabilmesi için Dahilde İşleme Rejimi, hemen ve acilen tüm ülkelerle uygulanmalı. ahilde İşleme Rejimi sayesinde geçen sene 7,2 milyar dolar ihracata imza attık. Bu sene hedeflediğimiz 8,5 milyar dolar mücevher ihracatına ulaşabilmek amacıyla Dahilde İşleme Rejimi, resmen ihtiyaç haline geldi.

İnsanlar Türkiye’nin her şeyi bulabildikleri bir pazar olarak görüyorlar. Alışveriş için ülkemize geliyorlar, gelirken de yanlarında altın getirmek istiyorlar. Çok uzun bir süre örneklerle faydalarını anlattığımız ve sonunda kabul edilen yolcu beraberinde 5 kilograma kadar altın getirilebilmesi hususunda sınırlamalar kaldırılmalı. Yolcuyla birlikte gelen altının Londra Borsası’na (LBMA) kayıtlı olması zorunluluğu, ilgili hükme ‘standart dışı’ ibaresi eklenerek kaldırılmalı. Böylece sınırlar kalkarak yolcu beraberinde gelen 5 kilogram altın, hem mücevher hem de diğer sektörlere büyük katkı sağlayacaktır.

Mustafa Kamar

JTR Yönetim Kurulu Başkanı