Advertisement

Bakanlıktan yapılan açıklamada, yüksek değerli sanat eserlerinin ticareti yoluyla kara para aklama ve terörizmin finansmanının kolaylaştırılması üzerine bir çalışma yayımlandığı aktarıldı.

Açıklamada, yüksek değerli sanat piyasasında bazı kara para aklama riskine ilişkin kanıtlar bulunduğunu, terörün finansmanı riskine ilişkin kanıtların ise sınırlı olduğunun tespit edildiği bildirildi.

Yüksek değerli pazara özgü bazı niteliklerin sanatı kara para aklama için çekici kıldığı belirtilen açıklamada, sanat piyasasında kara para aklamaya karşı en savunmasız olanların sanat teminatlı krediler gibi finansal hizmetler sunan ancak kapsamlı kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele yükümlülüklerine tabi olmayan işletmeler olduğu kaydedildi.

Açıklamada, NFT'ler gibi gelişmekte olan dijital sanat piyasasının yapısına ve piyasa teşviklerine bağlı olarak yeni riskler oluşturabileceği vurgulandı.

Sanat piyasası katılımcıları arasında şeffaflığı teşvik etmek için özel sektör bilgi paylaşım programlarının geliştirilmesi tavsiye edilen açıklamada, gümrük uygulamalarına yönelik eğitimlerin güncellenmesi gerektiği aktarıldı.

"Takas edilemez token" anlamına gelen NFT (Non-fungible token), benzersiz dijital öğelerin sahipliğinin satın alınmasına veya satılmasına ve blok zinciri kullanılarak bunlara kimin sahip olduğunun takip edilmesine olanak sağlıyor. NFT, teknik olarak çizimleri, animasyonlu GIF'leri, şarkı veya video oyunlarındaki öğeler dahil olmak üzere dijital her şeyi kapsıyor.

Öte yandan ABD Hazine Bakanlığından yapılan bir diğer açıklamada, Finansal İstikrar Gözetim Konseyinin Hazine Bakanı Janet Yellen başkanlığında toplandığı bildirildi.

Açıklamada, Konseyin hedge fonlarının neden olduğu potansiyel finansal istikrar risklerini belirlemek için kurumlar arası bir risk izleme sistemini destekleme ve ortaya çıkan tehlikelerle başa çıkma seçeneklerini değerlendirme konusunda anlaştığı aktarıldı.

Citi analistleri, paylaştıkları araştırma bir araştırma raporunda para politikasındaki belirsizlik ve Türk lirasında artan oynaklık göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’de enflasyonun Mayıs ayında yüzde 50’yi aşarak zirveye ulaşacağını, sonrasında ise yüzde 30-35 civarında seyredeceğini öngördü.

2021’de yaşanan fiyat gelişmeler ve Ocak ayındaki yükseliş sonrasında bunun döngüsel değil sürekli bir konjonktüre işaret ettiğini belirten Citi, kurdaki geçişkenlik ve geçmiş verilere karşı hassasiyeti yüksek olan ileriye dönük beklentilerin de bu konjonktürü desteklediğini söyledi.

"Enflasyon görünümü önceki yıllara göre ciddi derecede bozuldu"

Citi, para politikası belirsizlik ve kurdaki oynaklıktan dolayı enflasyon görünümünün de önceki yıllara göre ciddi derecede bozulduğunu vurguladı.

Beklentileri ve fiyat istikrarını sağlamak için Merkez Bankası’nın gerçekten sıkı bir para politikası izlemesi gerektiğini söyleyen Citi analistleri, Türkiye için doğal faiz oranı ve enflasyon tahminlerine göre Merkez Bankası’nın para politikasını 2022’nin ilk çeyreğinde gözden geçirmek durumunda kalabileceğini dile getirdi.

"Rekabetçi kur tek başına yeterli değil"

Citi, hükümetin Türkiye Ekonomi Modeli ile ilgili de bir değerlendirme paylaştı. Rekabetçi reel döviz kurunun yapısal reformlarla desteklenmediği sürece tek başına cari dengeyi kalıcı olarak iyileştiremeyeceğini belirten kurum, Türkiye’nin 2021’de çift haneli bir büyüme kaydedeceğini ifade etti.

Merkez Bankası’nın Eylül 2021’den bu yana 500 baz puanlık faiz indirmesine rağmen tahvil faizleri ve banka kredi faizlerinin ciddi derecede arttığına değinen Citi analistleri, politika yapıcıların banka kredileriyle ekonomik aktiviteyi canlandırmada bu yıl zorlanabileceğini vurguladı.

Düşük politika faizi ve rekabetçi kurun döngüsel olarak ekonomiyi destekleyebileceğini fakat bunun tek başına bir ekonomik dönüşüm sağlamayacağını söyleyen Citi, yalnızca üretimdeki artışın kişi başına düşen milli geliri artırabileceğini ve insanların yaşam kalitesini iyileştirebileceğini belirtti.

TESK Genel Başkanı Palandöken, yapılan zamlarla esnafın elektrik faturalarının altından kalkamadığını belirterek, “Esnafımız en az 800 kilovatsaat elektrik tüketimi yaptığı için kademeli tarifede kademenin 210 kws’ye çıkartılması maalesef esnafımıza fayda sağlamadı. Akaryakıta gelen zamlar başta olmak üzere birçok kalemde yaşanan artışlar esnafımızı zaten zorlarken, kiradan çok gelen elektrik faturaları ödenemez hale geldi. Biriken borçlar nedeniyle de yapılandırması bozulan esnafımız zor zamanlardan geçiyor. Bu nedenle elektrikteki zamlar geri alınmalı. Esnafa özel bir tarife uygulanmalı. En azından belli bir süre bu zamların sübvanse edilmesi gerçekten esnafımızın en büyük beklentisi haline geldi” dedi.