Advertisement

CEM COŞKUN

Almanya’da yeni koalisyon hükümeti göreve başladı. Sosyal demokrat parti SPD’nin lideri Olaf Scholz’un başbakanlığında oluşturulan koalisyon hükümetinde, Scholz’un yardımcılıklarını Yeşiller’in Eş Başkanı Robert Habeck ile FDP’nin Genel Başkanı Christian Lindner yapacak.

Başbakanın altında görev yapacak 16 kişilik bakanlar kurulu 8 erkek ve 8 kadından oluşuyor. Kabinede Türkiye’nin de yakından tanıdığı bir isim var: Cem Özdemir. Türkiye kökenli Özdemir yeni dönemde Almanya’nın Gıda ve Tarım Bakanı olarak görev alacak. Altını çizmekte yarar var, Cem Özdemir Almanya tarihindeki ilk Türkiye kökenli bakan olacak. Ve yine tarihte ilk defa Almanya’nın içişleri ve dışişleri de kadınlara emanet olacak.

Peki yeni hükümetin önündeki zorlu süreç ve bu sürece yönelik yol haritasında neler var?

İlk ve en büyük problem tabi ki Covid’le mücadele. Almanya’da bugüne kadar Covid nedeniyle ölenlerin sayısı maalesef 100 bini geçti. Dördüncü dalganın çok sert vurduğu ülkede yeni vaka sayıları pandeminin başladığı günden bu yana en yüksek seviyelerde geziyor. Burada biraz da olsa teselli sağlayan tek nokta ise ölüm oranının daha düşük seyretmesi.

Almanya’da henüz aşı konusunda bir zorunluluk yok. Fakat yeni hükümetin 2022’de bu konuda adımlar atması bekleniyor. Tabi bu da tartışmaları beraberinde getiriyor. Şu anda birçok Avrupa ülkesi gibi Almanya da aşısız vatandaşlarına baskıyı, farklı şekilde yani 2G kuralıyla uyguluyor. Market ve eczane gibi zorunlu alışveriş mekanları haricindeki mekanlara sadece aşı olanlar ya da Covid geçirip iyileşenler girebiliyor. Yani eğer aşılı değilseniz elinizde negatif test sonucunuz dahi olsa restorana, kafeye, alışveriş merkezine ya da konsere gidemiyorsunuz. Bu düzenlemeye karşın aşı karşıtlarının protestoları ise ülke genelinde devam ediyor.

Yeni hükümetin yol haritasındaki ikinci önemli başlık ise iklim değişikliği ile mücadele. Bu konu özellikle seçim döneminde tüm partilerin öncelik verdiği konuların başında geldi. Koalisyon ortağı Yeşiller’in vaatleri arasında ise ilk sırada yer alıyordu. Üç parti tarafından ortaya konulan mutabakat metninde 2030 itibariyle elektrik üretiminin yüzde 80’lik kısmının yenilenebilir enerjiden karşılanması karara bağlandı. Isınma için harcanacak enerjinin yüzde 50’lik kısmının ise karbon nötr olması hedefleniyor. Bu hedefler ışığında enerji üretiminde 2030 itibariyle kömür kullanımının durdurulması gündemde. Tabi bu noktada Rusya ile NATO arasında Ukrayna nedeniyle yükselen gerilimin doğalgaz naklinde yaratacağı sıkıntılar bu hedefin gerçekleştirilmesine nasıl etki edecek, hep birlikte gözlemleyeceğiz.

Geçelim yeni hükümetin göçmen politikasına. Koalisyon metnine göre Almanya’da yeni dönemde vatandaşlığa geçiş kolaylaştırılacak. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlileri çokça ilgilendiren çifte vatandaşlık konusunda da işlemlerin kolaylaştırılacağı öngörülüyor. Ayrıca halihazırda Almanya’da ikamet eden göçmenlere yönelik çalışma yasaklarının kaldırılması da gündemde. Diğer yandan, koalisyon ortakları düzensiz göçün azaltılması yönünde hemfikir.

Yeni hükümet Almanya’yı dijital geleceğe hazırlamak ve mevcut bürokrasiyi azaltmak konusunda kararlı. Eğitim alanında dijitalleşme de önemli hedeflerden biri. Ve tüm bu adımlar için gerekli altyapı çalışmalarına da hızlıca başlanılması kararlaştırılmış durumda.

Ekonomi alanında koalisyon metnine yansıyan bazı başlıklar ise şunlar: Öncelikle saatlik asgari ücret ve işsizlik maaşlarında ufak artışlar hayata geçiriliyor. Bunların yanında her yıl 400 bin yeni konutun inşa edilmesi ve bunların 100 bininin kamuya ait sosyal konut olarak kullanılması kararlaştırılmış durumda. Pandemi nedeniyle önceki hükümetin hayata geçirdiği teşvikler sürecek. Bunun yanında iklim değişikliğiyle mücadele ve yenilenebilir enerjiye geçiş için milyarca euro tutarında yeni teşvikler yolda.

Görüldüğü üzere yeni koalisyon hükümetinin önünde hayli zorlu bir yol haritası mevcut. Ayrıca ülkede birçok yorumcu koalisyon hükümetinin ömrünün uzun süreli olamayacağı konusunda hem fikir. Tamamen zıt politik fikirlere sahip Yeşiller ile Liberaller arasında derin krizler çıkabileceği öngörülüyor. Yeni Başbakan Scholz’un da bu krizleri yönetmede başarı sağlaması pek beklenmiyor. İçerde bu zorluklar karşılarında dururken; Avrupa’nın genelinde yaşanan göç sorunu ve bu sorunun körüklediği aşırı sağın yükselişi; Rusya ile artan tansiyon ve beraberinde yükselen enerji fiyatları gibi sıkıntılar da dışardan sarsıntılar yaratabilir.

Bunların yanında yeni hükümetin üstünde hissedeceği asıl baskı unsuru ise eski Başbakan Angela Merkel’in bıraktığı mirası nasıl yönettikleri olacak. 16 yıllık iktidarında Merkel Almanya’yı Avrupa’nın en güçlü ekonomilerinden biri haline getirirken, uluslararası arenada da kriz yönetimindeki başarısıyla büyük saygı kazanmıştı.

Partilerin seçim döneminde kullandığı renkler dolayısıyla “Trafik Lambası” adıyla anılan yeni koalisyon hükümetinin icraatları Almanya’yı olduğu kadar, Avrupa ve dünya siyasetini de etkileyecek. Dünyanın yeni bir değişim dönemine girdiği göz önüne alındığında, Almanya’dan bu dönemde yükselen ses büyük önem kazanacak.