Advertisement

Avrupa Merkez Bankası (AMB) bu hafta ekonomiyi canlandırmak amacıyla aldığı radikal tedbirleri gözden geçirmek için toplandığında, uzak duracağı konusunda ısrarlı olduğu tek bir araç var: Getiri eğrisi kontrolü.

Tahvil faizlerini belli bir seviyede tutmak için müdahale etmeyi öngören bu politika, yaklaşık dört yıl önce Japonya Merkez Bankası tarafından uygulanmaya başlandı ve bunu koronavirüsün ekonomiyi etkilediği bir ortamda bu yıl Avustralya Merkez Bankası takip etti.

Ancak AMB bu yolu izlemeyecek gibi görünüyor. Banka baş ekonomisti Philip Lane, iki hafta önce yaptığı açıklamada, "Getiri hedeflemesine ya da getiri eğrisi kontrolüne gitmeyeceğiz, kesinlikle gitmeyeceğiz" demişti.

Tahvil faizleri, ülkelerin koronavirüs pandemisi ile mücadele ettiği bir dönemde, artan yoğun borç stoklarını nasıl yöneteceklerine ilişkin tartışmanın merkezinde yer alıyor. Eğer kamu otoriteleri bu borç yükünü altından kalkılabilir bir hale getirmenin yolunu bulamazlarsa, ekonomileri yıllarca sarsıntı içinde kalabilir.

Getiri eğrisi kontrolü, bu borç yükünü, kamu kesimi borçlanma maliyetlerini düşük tutarak ve kredinin fiyatını tüm ekonomi boyunca yayarak önümüzdeki yıllarda yönetilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Büyük ölçüde kısa vadeli borçları etkileyen merkez bankalarının faiz oranlarından farklı olarak, bu strateji hangi madde en uygun olarak düşünülüyorsa o vade üzerinde etkili olabilir.

Japonya Merkez Bankası, örneğin, 10 yıl vadeli tahvillerin faizini sıfır seviyesine yakın tutmayı hedefliyor. Avustralya Merkez Bankası ise üç yıl vadeli tahvillerin getirisinin yüzde 0.25 civarında tutmayı amaçlıyor.

Lane, belli faiz seviyelerini sağlamanın yegane yolunun, en azından hedeflenen vadede, her şeyi satın alma sözü vermek olduğunu kaydetti. Bu sadece bir hükümetin yerine getiremeyeceği denli zor bir söz. Euro Bölgesi'nin 19 üyesi bulunuyor ve iki ülke de aday olma yolunda. Bu ülkelerin ekonomik ve bütçe güçleri birbirinden oldukça farklı.

Axa Investment Managers çekirdek yatırımlardan sorumlu baş yatırım yetkilisi Chris Iggo, "Bu, birden çok maliye politikası arz edenin bulunduğu bir para birliğinde daha zor," dedi ve "AMB getiri eğrisini ve ülke kredi spread'ini eş zamanlı olarak yönetmek zorunda, ancak bu stratejinin ana fikri ülke tahvil faizleri aşırı düşük seviyelerde istikralı bir biçimde tutmak" değerlendirmesinde bulundu.

Farklı tahvil faizleri arasındaki spread'ler (farklar) stresin temel bir göstergesi konumunda. AMB'nin 1.35 trilyon euro büyüklüğündeki (1.5 trilyon dolar) pandemi acil satın alma programı dolayısıyla, bu farklar tüm Avrupa'da virüsün sebep olduğu sert satışların gerçekleştiği Mart ayından bu yana azalıyor.

Piyasalarca yakından izlenen İtalya ve Almanya'nın 10 yıl vadeli tahvilleri arasındaki faiz farkı, dört ay önce sert bir şekilde yükseldikten sonra hızla geriledi ve şimdilerde 170 baz puan seviyelerinde.

Ancak eğer AMB bu farkı tamamen ortadan kaldırsaydı, yasalara aykırı bir uygulama olan hükümetleri parasal olarak finanse etmekle suçlanacaktı.