Advertisement

Türkiye’de belirli dönemlerde canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına yönelik spekülasyonlar yaşanır. Buna gerekçe olarak kimi zaman yüksek et fiyatları gösterilir kimi zaman da Türkiye’de yeterli hayvan varlığının olmadığı savunulur. Eleştirilerde zaman zaman haklılık payı olsa da söz konusu sorunların çaresinin aslında ithalat olmadığı herkes tarafından bilinir.

Bu yıl da bir dönem yine Türkiye’nin kırmızı et ve canlı hayvan ithalatına ihtiyacı olduğu yönünde beklentiler yaratıldı.

Kurban Bayramı yaklaşırken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile sektörün ileri gelenleri ise söz konusu ithalatı gündeme getirecek bir durumun olmadığı noktasında hem fikir.

Ancak bakanlığın hafta sonunda yaptığı, “Kurbanlık hayvan temini konusunda sıkıntı yaşanmayacak. Ülke genelinde kurban olarak kesilebilecek 1 milyon 207 bin 608 büyükbaş ve 3 milyon 645 bin 918 küçükbaş hayvan bulunuyor" açıklamasına karşın besilik danaya ithalat yolunu açmaya hazırlanması kafaları karıştırdı.

Sektör temsilcileri, işletmelerde 100 ve üzeri hayvanı olan besicilerin mevcut hayvan sayılarının yüzde 40’ı kadar ithalat yapabilecek olmasını geçici bir çözüm olarak yorumluyor.

- Sınırsız ve şuursuz bir ithalat yapılmayacak -

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, bazı sebepler göstererek işletmesine hayvan koymayan büyük şirketlerin olduğunu ve “İç piyasada kaliteli hayvan yok” mazeretinin önüne geçmek amacıyla böyle bir karar alındığını söyledi. Tunç, geçmişte olduğu gibi sınırsız ve şuursuz bir ithalatın yapılmasının söz konusu olmadığını savundu.

Kararın bu hafta içinde çıkmasının beklendiğini belirten Tunç, büyük işletmelerdeki besi hayvanlarında yaklaşık 300 bin kapasitenin boş gözüktüğünü belirterek, “Bunun yaklaşık %40’ı dışarıdan getirilirse 120-150 bin hayvan arasında bir ithalat söz konusu olabilir” diye konuştu.

Aslında Türkiye’nin bu alanda ithalata ihtiyacı olmadığının altını çizen Tunç, “Türkiye’de etçi ırklar yurtdışıyla karşılaştırıldığında olmayacak denecek kadar az. Kırmızı etteki büyümeye kendimizi adapte etmemiz lazım. Bundan 5-6 ay önce bakanlığın 32 ilde bir projesi başladı. 32 ildeki bütün dişi hayvanlara etçi ırklarla ilgili tohumlama yapılıyor. Bunların sonucunu 2 yıl içinde almayı hedefliyoruz. Bu şekilde Türkiye’yi et üretiminde Avrupa ve dünya ile entegre edeceğiz” dedi.

- “Türkiye’de et sıkıntısı yok, ithalatlar günü birlik çözüm” - 

Türkiye’de et sıkıntısı yaşanmadığını ve bu yönden bakıldığında aslında ithalat yapılmasının doğru olmadığını belirten Tunç, “Böyle bir düşüncemiz de yok. Çünkü Türkiye’de et sıkıntısı yok. Tek sıkıntı tüketim arttıkça İstanbul gibi büyük şehirlerdeki restoranlarda kaliteli et talebi artıyor. Türkiye de daha kaliteli kırmızı eti kendisi yetiştirmek zorunda. 1-2 yıl içinde biz de daha kaliteli et üretir hale geleceğiz. Türkiye’nin son yıllarda kırmızı et üretimine paralel olarak tüketiminde de hızlı bir artış var” dedi.

Söz konusu ithalatların günü birlik bir çözüm olduğunu kaydeden Tunç, uzun vadeli proje ve planlarla üretimin artırılması ve Türkiye’nin bu alanda kendini geliştirmesinin öneminin altını çizdi. Tunç, “Bu ülkede hayvancılıkla geçinen 100 binlerce üretici ve aile var. Ülkemizin bırakın Dövizi dışarıya vermeye, ihracatı artırarak döviz getirmeye ihtiyacı var” dedi.

- “İthalat ile hayvancılık yapabilmek mümkün değil” -

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Cemalettin Özden ise besilik dana ithalatına kurbandan sonra izin verileceğini belirterek, “Bu ithalat, önceki yıllardaki gibi değil. Veteriner Bilgi Sistemi (Türkvet) kayıtlarında yer alan, tarım il ve ilçe müdürlüklerinden besicilik yaptıklarına dair kapasite raporuna sahip işletmeler kendisi getirip ithal edip, bakacak. Önceki gibi aracılar getirip satamayacak” dedi. 

İthalatla hayvancılık yapabilmenin mümkün olmadığını kaydeden Özden, şuan çok fazla sayıda dişi hayvan kesildiğine dikkat çekti. Etçi ırklara yönelmek üzere bakanlığın toplantılar yaptığını belirten Özden, “Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz gibi bölgelerde etçi ırklara yönelik çalışmalar var. Türkiye’de uzun vadeli politikalar kapsamında bölgeler, etçi ve sütçü bölgeler olarak belirlenecek” diye konuştu.

Hatırlanacağı üzere, ithalat konusunda son bir haftada sektörün farklı kesimlerinden görüşler de gelmişti.

- “İthalat üretime büyük darbe vurur” -

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurban Bayramı yaklaşırken et ithal lobilerinin 'yeterli kurban yok' diyerek ithalat kapısını açmaya çalıştıklarını belirterek, "Eğer bir ithalat kapısı açarsak zaten yüksek maliyetle üretim yapıyoruz. Allah korusun üretime büyük darbe vururuz. Üretimi bir daha ayağa kaldırma şansımız olmaz." diye konuşmuştu.

Bayraktar, et fiyatlarının aşağı düşürülmesi isteniyorsa hayvancılar için kaba ve kesif yemdeki KDV'nin yüzde 8'den yüzde 1’e çekilmesi gerektiğini savunmuştu.

Anlaşılan o ki Türkiye hayvancılık konusunda uzun vadeli üretim politikasını ortaya koyamadığı sürece bu tartışma ve dönem dönem yaşanan ithalat hamleleri devam edeceğe benziyor.

Biz de yazmaya devam edeceğiz.

Bloomberg HT Editörü
İrfan Donat
idonat@bloomberght.com

Tags: Besilik dana, besicilik, tarım, hayvancılık, et, ithalat, İrfan Donat

BU HABERE YORUM YAZ
 
10 Eylül 2014 Çarşamba, 16:37 Misafir yazıklar olsun bu ülkeye saman ithal ettiren bugday ithal ettiren yem ithal ettiren yönetime.
10 Eylül 2014 Çarşamba, 14:57 mpaylan@hotmail.com yemdeki k.d.v. sinin maliyeti ne kadar düşüreceğini hesapladı mı acaba? erkek danalar yaklaşık 20-24 ay beslenmektedir. bu süre içindeki yiyeceği yem tutarı 3500 tl civarındadır kdv oranı %1 e düşmesi halinde bu tutar 225tl düşük yem maliyeti demektir. bir erkek dana 300-350 kğr et verdiğine göre kdv düşmesi sadece 64 kuruş fiyatı düşürür bu tatar ne kadar fiyatlara yansır siz düşünün!!!!!!