Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Babacan: "Bütçe açığımız AB'ye göre makul"

Babacan: "Bütçe açığımız AB'ye göre makul"

  • Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye'nin borç stoğunun çok çok aşağılara inmemiş olmasına rağmen bütçe açığının AB'ye göre makul seviyelerde olduğunu söyledi

Giriş: 05 Ocak 2011, Çarşamba 15:32
Güncelleme: 05 Ocak 2011, Çarşamba 15:32

ANKARA (A.A) - 05.01.2011 - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin borç stoğunun hala çok çok aşağılara inmiş olmadığını belirterek, ''Şu anda borç stoğumuz gelişmekte olan G-20'nin ortalamasında'' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirilen ''3. Büyükelçiler Konferansı''nda, küresel görünüm ve Türkiye ekonomisi konusunda bir sunum yaptı.

Babacan, Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde bulunurken, Türkiye'nin dünyada yaşanan küresel krize, ilk kademe reformlarını tamamlayarak girdiğini söyledi. Bankacılık reformlarının 2006 yılı itibariyle tamamlandığını belirten Babacan, bütçe açığının çok makul seviyelere indirildiğini kaydetti.

Bankaların bilançolarını son derece sağlam bir yapıya kavuşturduklarını belirten Babacan, şu anda stres testlerinin çok yaygın yapılmaya başlandığının duyulduğunu hatırlattı. Babacan, bankacılık sektöründe yapılan stres testlerini kendilerinin 2004'de başlattıklarını belirterek, bu testlerin bankaların zafiyetlerinin belirlenmesinde kullanıldığını kaydetti. Babacan, 2006 sonuna kadar da bankacılık sektöründeki bütün zaafiyetleri giderdiklerini kaydetti.

Kriz ortamında Avrupa ve Amerika'da pek çok banka sarsılırken, aynı bankaların Türkiye operasyonlarının sapasağlam ayakta olmasının, Türkiye'de kendilerinin koyduğu kurallara uyma zorunda kalmalarından kaynaklandığını ifade eden Babacan, yabancı bankaların kendi ülkelerindeki ortamında daha esnek kuralları bulunduğunu, Türkiye'deki kuralların daha katı ve sağlam olduğunu anlattı. Babacan bu kurallar sayesinde yabancı bankaların Türkiye'de sapasağlam ve ayakta kaldığını kaydetti.

Türkiye'nin krizden çıkış stratejisini pek çok ülkeden önce açıkladığını belirten Babacan, Eylül 2009'da orta vadeli programı telaffuz ettikleri zaman pek çok ülkenin o gün itibariyle buna benzer birşey yapmadığını ve günü kurtarma peşinde olduklarını söyledi. Kasım'daki G-20 zirvesinde gelişmiş ülkelerin de artık orta vadeli programlarını açıklamaları gerektiğini söylediklerini hatırlatan Babacan, 3 yıllık bir programı bile ortaya koymada pek çok gelişmiş ülkenin zorlandığını ve pek çoğunun hala bunu açıklamadığını bildirdi.

-TÜRKİYE'NİN FAİZ DIŞI FAZLASI OLACAK-

2011'den itibarin artık Türkiye'nin faiz dışı fazlasının olacağını, bunun da çok ender bir tablo olduğunu belirten Babacan, bunun da yine Türkiye'yi sağlam kılan faktörlerden olduğunu belirtti. Yüzde 73,7'den aldıkları borç stoğunu 2007 yılı sonu itibariyle çok hızlı bir şekilde milli gelirin yüzde 39,5'ine indirdiklerine vurgu yapan Babacan, 2008'deki parti kapatma davası ve Türkiye'nin kendi içinde yaşadığı istikrarsız dönem, 2008 sonunda Türkiye'yi daha çok vuran kriz ve bütçe açığının gelirlerdeki düşmeyle birlikte artmasının Türkiye'nin borç stoğunu 1 yılda yaklaşık 6 puan yükselttiğini bildirdi. 2009 sonunda rakam bu iken 2010 sonunda bunun yüzde 41 küsurlarda biteceğinin görüldüğünü söyleyen Babacan, gelecek sene de bu borç stoğunu en dip noktaya yani yüzde 39'a tekrar çekmiş olacaklarını söyledi. Türkiye'nin borç stoğunu diğer ülkelerle kıyaslayan babacan şunları kaydetti:

''Gelişmiş G-20 ve gelişmekte olan G-20 diye ikiye ayırdığımızda gelişmiş G-20 ülkelerinin borç stoğu artmaya devam ediyor. Bu artışın ne zaman duracağı ve inişe geçeceğiyle ilgili şu anda hiçbir ipucu yok. Muhtemelen daha çok para basarak bu açıkları gidermeye çalışacaklar. Ya da çok güçlü bir hükümet o ülkelerde gelecek, diyecek ki (Tamam arkadaş ben çok ciddi tasarrufa gidiyorum.) Gözünü karartıp önemli tedbirler alacak.

Öte yandan gelişmekte olan G-20'ye baktığımızda borç stoğunda çok ciddi bir bozulma yok. Ve biz indik, onların aşağı yukarı ortalamasını yakalamıştık. Bu krizle beraber biraz yükseldi ama tekrar gelişmekte olan G-20 ortalamasına inmiş oluyoruz. Yani bazen şu deniyor. (Türkiye'nin borcu diğer ülkelerden çok düşük. O zaman niye korkuyoruz ki? Niye bütçemiz açık olmasın? Niye daha çok harcamayalım?) Bu teklifler geliyor bize. Bunun kendi içimizde de bazen mücadelesini veriyoruz.

Ancak gelişmekte olan ülkelere baktığımızda kamu borç stoklarının fazla yüksek olmadığını görüyoruz. Ve biz kendimizi onlarla mukayese edip onların liginde nerede olduğumuza dikkat etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin borç stoğu hala çok çok aşağılara inmiş değil. Gelişmekte olan G-20'nin ortalamasında şu anda borç stoğumuz. ABD, Avro Bölgesi ve Türkiye'yi mukayese ettiğimizde ABD'de borç stoğu artmaya devam ediyor. Şu anda yüzde 100'e yakın noktalarda. 2015'de yüzde 110 doğru çıkacak. Avro Bölgesinde yine artmaya devam ediyor. Oysa Türkiye'de bir azalma trendi var. Ama dediğim gibi bu, hani biz AB üyesi olsak nerelerde olacaktık? AB ortalamalarıyla mukayese etmek için koyduğumuz bir gösterge. Yoksa bizim onlara bakıp da (Durumumuz iyi. Daha çok harcayalım. Daha çok açık verelim) diyecek konumda değiliz.

Yine Avrupa ile karşılaştırmada bakıyoruz en yüksek borcu olan bir numaralı ülke Yunanistan, ikincisi İtalya, arkasından İzlanda, İrlanda geliyor. Arada Fransa'yı atlıyoruz. Risk yok gibi görünüyor ama Fransız risk primleri aralığın son haftasında tarihi yüksek seviyeleri gördü ve Türkiye'ye yaklaştı. İtalya'nın risk primleri zaten geçmiş durumda Türkiye'yi ama Fransa'da da risklerin son dönemde yükseldiğini görüyoruz. Bütçe açığı noktasında da yine AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında yine Türkiye daha makul bir noktada.''

-BÜYÜME ORANLARI İTİDALLİ-

2010 yılı büyümesine ilişkin yüzde 6,8 gibi oldukça muhafazakar bir tahmin yaptıklarını belirten Babacan, ancak bunun şu anda geçileceğinin anlaşıldığını söyledi. Bu rakamın geçileceğini AB Komisyonu, OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşların da söylediğine dikkat çeken Babacan, bazı kuruluşların Türkiye'nin 2010 yılı büyümesinin en az yüzde 7,5, yüzde 8 düzeyinde gerçekleşeceği tahmini yaptıklarını kaydetti. Ancak kendilerinin büyümede muhafazakar tahminler yaptıklarını belirten Babacan bunun nedenini açıklarken şöyle dedi:

''Mesela yüzde 4,5 da 2011 için muhafazakar bir tahmindir. Daha yüksek bekleyen kuruluşlar var. Ancak biz bunu özellikle böyle yapıyoruz ki risklerin çok olduğu bir dönemde büyüme tahminini yüksek koyduğumuzda ve ona göre makro ekonomik çerçevemizi çizdiğimizde esneklik alanımız kalmıyor, sıkışıyoruz. Olumsuz senaryolar meydana geldiğinde sıkışıyoruz. Dolayısıyla muhafazakar tahminler koyup, muhafazakar tahminler doğrultusunda programımızı yaptığımızda ilerde daha esneklik alanı kazanmış oluyoruz ve sürprizler olduğunda da bunlar genellikle olumlu sürprizler olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla itidalli, ihtiyatlı bir duruş aslında bu gösterdiğimiz büyüme oranları.''

Herşeyden önemli olanın, güven ve istikrar ortamı olduğuna vurgu yapan Babacan, bunun ekonomide çok temel bir belirleyici faktör olduğunu söyledi. Elinizde ne kadar doğru program olursa olsun onu kimin uygulayacağının, siyasi istikrar ve güçlü bir iktidarın o ülkede bulunup bulunmadığının önemli olduğunu ifade eden Babacan, güçlü bir hükümetin, gözünü karartıp her türlü tedbiri alacak bir hükümetin işbaşında olmasının iş dünyası, piyasalar ve yatırımcılar için çok önemli bir güvence olduğunu kaydetti.

Orta vadeli planda bütçe açıklarını her yıl basamak basamak düşüreceklerini açıkladıklarını söyleyen Babacan, bunu 2009'da yaptıklarını söyledi. Şu anda sorun yaşayan ne kadar Avrupa ülkesi varsa bunların 2009'da harcamalarını, bütçe açığını arttıran ülkeler olduğunu belirten Babacan, hemen 2010'da bu bütçe açıkları ve ağır borçlarının vurduğunu, bu ülkelerin 2009'da vatandaşlarına dağıtmaya çalıştıklarının çok daha fazlasını vergi artışları, maaş kesintileri ve maaş dondurmalarıyla geri çekmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Türk parlamentosunda, yabancı parlamentolardan çok daha farklı bir bütçe tartışması yapıldığını belirten Babacan, ''Eğer biz de 2009 da aynı mantıkla hareket etseydik. Allah korusun 2010'da gelip bizi benzer bir şekilde vurabilirdi'' dedi. Piyasalarda bozulmanın hızlı, düzelmenin ise yavaş olduğuna işaret eden Babacan, 2010 yılında bütçe açığını aşağı yukarı yüzde 4'le tamamlamış olacaklarını bu yılki bütçede ise yüzde 2,8'lik bir açık öngörüldüğünü kaydetti.

Pek çok ülkede bütçe açıklarının yüzde 8,9, ile yüzde 10-12 düzeyinde olduğunu belirten Babacan, 2012 ve 2013'de de bütçe açığını daha da düşüreceklerini ortaya koyduklarını, bunu nasıl yapacaklarını politika olarak da ilan ettiklerini söyledi.

Bazı ülkelerin bütçe açıklarını kaça indireceklerine ilişkin rakamlar verdiğini ancak bunu nasıl yapacaklarını anlatmadıklarını anımsatan Babacan, bunu nasıl yapacaklarını açık bir şekilde ortaya koymadıkça piyasaları ikna etmelerinin mümkün olmayacağını söyledi.