Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Başçı: Enflasyon için para politikası dışında tedbir gerekli

Başçı: Enflasyon için para politikası dışında tedbir gerekli

  • TCMB Başkanı Erdem Başçı enflasyonun düşüş sürecinde olduğunu belirtti

Giriş: 09 Nisan 2015, Perşembe 14:11
Güncelleme: 10 Nisan 2015, Cuma 11:58

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Önümüzdeki dönemde, hava koşullarının 2014 yılındaki olumsuz etkilerinin geçmesine ilave olarak, Gıda Komitesi'nin alınmasını önereceği önlemlerin, gıda enflasyonunun düşürülmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi.

Başçı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 83. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin, düşen enflasyon sürecinde olduğunu söyledi.

Tüketici Fiyatları Enflasyonunun 2002'nin ocak ayındaki yüzde 73 düzeyinden 2012 sonunda yüzde 6,2'ye kadar gerilediğini hatırlatan Başçı, bunun son 44 yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.

Enflasyon oranının kalıcı şekilde düşük olmasının büyüme üzerinde olumlu etkisi bulunduğunu vurgulayan Başçı, Türkiye ekonomisinde de bunun görüldüğünü bildirdi.

Başçı, maliye, finansal sektör ve para politikaları olmak üzere birçok alanda gerçekleştirilen reformlar ve sürdürülen mali disiplinle düşen enflasyon döneminde Türkiye'de göreli kişi başına reel gelirin önemli ölçüde arttığına işaret etti.

Türkiye'deki kişi başına geliri AB ile kıyasladıklarını belirten Başçı, "Türkiye'de satın alma gücü paritesine göre kişi başına ortalama gelir, 1990'lı yıllarda Avrupa'ya göre 3'te 1 seviyesinde iken, bugün yüzde 50'nin üzerinde. Kişi başı gelirde Avrupa'ya giderek yaklaşmışız. Düşen enflasyon döneminde 3'te 1'den bu noktaya gelmiş" dedi.

Başçı, geçen 2 yıl süresince, yıl sonlarında gerçekleşen enflasyonun yüzde 5'lik hedefin üzerinde kaldığını kaydederek, şöyle konuştu:

"2013'ün sonlarından itibaren döviz kurlarında yaşanan aşırı hareketlilikler ve finans politikalarındaki oynaklık artışı, enflasyon görünümü ve makro finansal istikrarı olumsuz etkilemişti. Merkez Bankası olarak, 28 Ocak 2014'te para politikasında güçlü ve önden yüklemeli bir parasal sıkılaştırmaya gittik. Bu politikanın sonuçlarını geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren almaya başladık. Temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makro ihtiyati önlemlerin çekirdek enflasyon göstergelerini olumlu yönde etkilediğini görebiliyoruz.

Buna karşın enflasyon beklentileri henüz arzu edilen seviyelere ulaşmadı. Manşet enflasyonda 2013 sonlarından itibaren gözlenen yükseliş, enflasyon beklentilerinde de bozulmaya yol açmıştı. Alınan tedbirler sonucunda enflasyon ana eğilimindeki olumlu görünümün, enflasyon beklentisi üzerindeki düzeltici etkisinin ise özellikle gıda fiyatlarında artışlar nedeniyle sınırlandığını düşünüyoruz.

2014 yılında gözlenen kuraklık ve diğer olumsuz hava koşulları nedeniyle, gıda fiyatlarında yüksek seyrin ve oynaklığın, tüketici fiyat enflasyonunu olumsuz etkilediğini söylemek mümkündür."

- "Gıda enflasyonu konusunda ümitliyim"-

Başçı, gıda fiyatlarının son yıllardaki seyrine bakıldığında, enflasyonla mücadele para politikalarının yanı sıra diğer önlemlere de ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komite'sinin faaliyete geçmesinin çok önemli bir adım olduğunu kaydeden Başçı, "Önümüzdeki dönemde, hava koşullarının 2014 yılındaki olumsuz etkilerinin geçmesine ilave olarak Gıda Komitesi'nin alınmasını önereceği önlemlerin gıda enflasyonunun düşürülmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Başçı, komite hakkında da detaylı bilgi vererek, "Gıda Komitesi, gıda ve tarım ürünlerinin kısa ve uzun vadeli arz-talep, ihracat-ithalat ve üretim-tüketim değişimleri ile bu değişimlerin ve dağıtım zincirindeki gelişmelerin fiyatlara olası etkilerini izlemek ve değerlendirmek yoluyla, gerekli görülmesi halinde, alınacak tedbirlere ve uygulanacak politikalara ilişkin önerilerde bulunmayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı.

ıda Komitesinden çok ümitli olduklarının altını çizen Başçı, "Gıda enflasyonu konusunda ümitliyim. Bu ay sonunda enflasyon raporuna nasıl bir gıda enflasyonu varsayımı konulması gerektiğini birlikte belirleyeceğiz. Kuraklığın etkilerinin geçtiği, yeni afetlerin olmadığı, kırmızı et gibi birkaç alanda tedbirlerin alınmakta olduğu ve bunların da etkilerini gösterip enflasyonun bu yıl sonuna kadar daha olumlu noktaya gelebileceğini tahmin ediyorum. Bu manşet enflasyonun düşürülmesi açısından olumlu bir gelişme. Çünkü çift hanede bir tek gıda fiyatları kaldı, diğerlerinin hepsi oldukça olumlu bir noktaya geldi, hatta gıda dışı bizim yüzde 5 hedefi ile uyumlu seyrediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, cari açıktaki iyileşmenin mart ayında bir miktar ara vereceğini belirterek, "Sonra tekrar iyileşmenin devam etmesini bekliyoruz" dedi.

Başçı, Merkez Bankasının 83. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, iktisadi faaliyetlerdeki genel eğilim değerlendirildiğinde, Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın ılımlı bir artış eğilimi sergilediğini ifade ederek, genel hatlarıyla küresel büyüme oranlarının zayıf seyrini sürdürdüğünü ve iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiğini söyledi.

Gelişmekte olan ülkelerde, küresel krizden sonraki hızlı toparlanma döneminin ardından, büyüme oranlarının gerileme sürecine girdiğine işaret eden Başçı, Çin ve Hindistan dışında gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranlarındaki yavaşlamanın geçen yıl daha da belirgin hale geldiğini ifade etti. Başçı, söz konusu ülkeler küresel kriz öncesinde yüzde 6 hızında büyürken, bu oranın şu anda yüzde 2'ye, hatta daha altına gerilediğini kaydetti.

Türkiye'nin büyümesindeki yavaşlamanın da bu bağlamda değerlendirilmesinde fayda olduğunu dile getiren Başçı, şöyle konuştu:

"Türkiye ekonomisi için dış talepteki zayıflamaya rağmen, net ihracatın 2014'teki büyümeye katkı sağladığını memnuniyetle belirtmek isterim. Burada da bir çaba var ve bu çaba, ihracatçılarımızdan ve onları destekleyen kamu kuruluşlarından geliyor. Merkez Bankası da buna dahil. Çünkü biz de ihracatçılarımızı desteklemek için çok avantajlı koşullarda ihracat reeskont kredileri kullandırıyoruz. Burada bir başarı var. Başarıyı görebilmek için biraz döviz kuru hareketlerinden arındırarak, reel olarak bakmak lazım."

- "Türkiye'de diğer ülkelere göre daha güçlü istihdam artışı görüldü"-

İşgücü piyasasındaki gelişmeleri de değerlendiren Başçı, Türkiye'de son yıllarda diğer ülkelere göre daha güçlü bir istihdam artışının görüldüğünü bildirdi. Erdem Başçı, küresel kriz sonrasındaki istihdam düzeyleri karşılaştırıldığında, Türkiye'deki istihdamın, gelişmiş ülkelere kıyasla daha olumlu seyrettiğini ifade etti.

Son yıllardaki güçlü performansa karşın, 2014'teki istihdam artışlarının, hızla artan işgücü arzını karşılamakta yetersiz kaldığını ve işsizlik oranının yükseldiğini belirten Başçı, bu artışın ağırlıklı olarak tarım dışı sektörlerde gözlendiğini söyledi.

Başçı, mevcut küresel ve yurt içi konjonktürün, Türkiye ekonomisinin dengelenme süreci ve cari işlemler hesabı üzerinde de etkili olduğunu bildirdi.

Jeopolitik gelişmelerin ihracat üzerindeki olumsuz etkilerinin, Türkiye'nin Avrupa ülkelerinde artan pazar payı ile dengelendiğini anlatan Başçı, benzer şekilde Türkiye'nin ihracatının dünyadaki pazar payının da belirgin şekilde arttığını kaydetti. Erdem Başçı, Türkiye'nin dünyadaki bu pazar payından aldığı payın en son yüzde 0,91 seviyesine kadar yükseldiğini ifade etti.

- "Cari açıkta iyileşme mart ayında bir miktar ara verecek" -

Bu gelişmeler neticesinde, cari işlemler dengesinin 2011 yılından bu yana iyileştiğine dikkati çeken Başçı, şöyle devam etti:

"2011 yılının ekim ayında yaklaşık 77 milyar dolar seviyesinde bulunan 12 aylık birikimli cari işlemler açığı, bu yılın Ocak ayında yaklaşık 43 milyar doları seviyesine kadar azalmış bulunmaktadır. Ayrıca 2014 yılının ikinci yarısından itibaren petrol fiyatlarında gözlenen düşüş de cari işlemler dengesine olumlu şekilde yansımaya başlamıştır. İyileşme, mart ayında bir miktar ara verecek, sonra tekrar iyileşmenin devam etmesini bekliyoruz. Mart ayında ne oldu diye sorarsanız; otomotiv piyasası ciddi şekilde canlandı ve bu, sadece içerideki üretime değil, ithalata da yansıdı. Türkiye, mart ayında özellikle binek otomobillerde ciddi miktarda ithalat yaptı. Onun getirdiği geçici, ufak bir bozulma olacak ama nisan ve mayıstan itibaren, özellikle enerjinin katkısıyla, tekrar cari işlemlerdeki iyileşmenin devam etmesini bekliyoruz."

Cari işlemler açığının finansmanının, büyük ölçüde uzun vadeli borçlanma ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıyla sağlandığını anlatan Başçı, böylece cari işlemler açığını azaltma konusunda önemli yol kat etmiş olmanın yanında, küresel belirsizliklerden kaynaklanabilecek dalgalanmalara karşı finansman kalitesinde de kademeli bir iyileşme gözlendiğini söyledi.

Geçen yılın kasım ayında bankalara, "Dış borçlanmanızda mümkün olduğu kadar uzun vadeyi tercih edin" diye rica ettiklerini hatırlatan Başçı, bunun yapılmaya başladığını gördüklerini bildirdi. Başçı, "Bankalarımız gerçekten başarılı bir şekilde daha uzun vadeli borçlanmaya başladılar ve bunun devam edeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "2015 yılında temkinli para politikası duruşu sayesinde çekirdek enflasyon göstergelerindeki iyileşme eğiliminin devam edeceğini, ayrıca uygulanmakta olan yapısal reformların daha destekleyici arz yönlü koşullar sağlaması yoluyla ekonomimizin güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme eğilimine girebileceğini düşünüyoruz" dedi.

Başçı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 83. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında, para politikasının diğer ekonomi politikalarıyla etkileşimi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Küresel krizin, makro ekonomik ve finansal politikalar arasında eşgüdüm sağlanmasının, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemek için son derece önemli olduğunu hatırlattığını ifade eden Başçı, hanehalkı, firmalar ve finansal kesim gibi farklı ekonomik birimler tarafından birbirlerinden bağımsız olarak alınan iktisadi kararların makro olarak değerlendirildiğinde makro-finansal risklerin birikmesine yol açabildiğinin politika yapıcılar tarafından iyi bilindiğini dile getirdi.

Başçı, bu açıdan değerlendirildiğinde 2011'de oluşturulan Finansal İstikrar Komitesi'nin önemli bir ihtiyacı giderdiğini vurguladı.

Finansal İstikrar Komitesi'nin, Türkiye ekonomisinde özel kesimin aşırı borçlanmasının önüne geçmek ve finansman kalitesinin iyileştirilmesi konularını yakından takip ettiğine değinen Başçı, son yıllarda uygulamaya konulan makro ihtiyati politikaların kredi genişleme hızının sürdürülebilir düzeylere çekilmesinde başarılı olduğunu, ayrıca, kredi kompozisyonunun da tüketimden ziyade üretimi teşvik edici bir şekle dönüşmesinde önemli rol oynadığını söyledi.

Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan kararların da etkisiyle ticari kredilerin tüketici kredilerine göre daha hızlı büyüdüğünü ve bu gelişmenin hem dengelenme sürecine hem de finansal istikrara katkı yaptığını belirten Başçı, "Önümüzdeki dönemde de bu politikaların, Türkiye ekonomisinin istikrarlı ve dengeli şekilde büyümesine katkıda bulunmaya devam edeceğine inanıyorum" diye konuştu.

- "Kamu borç düzeyi oldukça düşük"-

Maliye politikasına ve yapısal reformlara ilişkin gelişmeleri de enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip ettiklerini dile getiren Başçı, bu açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye'nin kamu borcunun diğer ülkelere göre düşük seviyede olduğunun söylenebileceğini ifade etti. Başçı, şunları kaydetti:

"Özellikle gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiye'de kamu kesiminin borç düzeyi oldukça düşük görünmekte, gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında da Türkiye'nin ortanca ülkelere yakın olduğu görünmektedir. 2000'li yıllardaki en önemli kazanımlarımızdan olan mali disiplinin, hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Program çerçevesinde 2015-2017 yıllarında da devam edeceğini ve bunun enflasyondaki düşüşü destekleyeceğini öngörüyoruz."

Başçı, 2015 yılına dair şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçtiğimiz yıllar içinde fiyat istikrarını ve finansal istikrarı tehdit eden gelişmelere etkin bir şekilde cevap verebilecek esneklikte bir politika çerçevesi oluşturmuş ve gerekli politika araçlarını geliştirmiş bulunmaktayız. Buradan hareketle, 2015 yılında temkinli para politikası duruşu sayesinde çekirdek enflasyon göstergelerindeki iyileşme eğiliminin devam edeceğini, ayrıca uygulanmakta olan yapısal reformların daha destekleyici arz yönlü koşullar sağlaması yoluyla ekonomimizin güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme eğilimine girebileceğini düşünüyoruz."

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Bütün dünyada şu anda büyüme daha yavaş. Küresel kriz öncesi dönemin oldukça altında. Dolayısıyla dış talebimiz bir miktar zayıf olacak. Bunu kabul etmemiz gerekiyor" dedi.

Başçı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 83. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, birçok ülke için olduğu gibi, Türkiye açısından da gelecek dönemde karşı karşıya kalınacak görünümde dış konjonktürün önem arz ettiğini söyledi.

Dış konjonktürün 2015 yılında Türkiye ekonomisi için hem fırsatlar hem de zorluklar barındırdığını ifade eden Başçı, fırsatlar açısından, düşük seyreden emtia fiyatları ve düşük seyreden uzun vadeli faiz oranlarının iki temel unsur olarak ortaya çıktığını dile getirdi.

Türkiye'nin emtia ithal eden bir ülke olduğunun altını çizen Başçı, "Düşük enerji ve emtia fiyatları Türkiye'ye net bir şekilde yardım edecek" diye konuştu.

Aynı zamanda Türkiye'nin net borçlu bir ülke konumunda bulunduğunu belirten Başçı, bu durumun ülkenin düşük uzun vadeli faiz oranlarından yararlanabilmesi imkanının getirebileceğini söyledi. Başçı, bunun net faydalarının gelecek aylarda görülebileceğine işaret etti.

- "Dış talebimiz bir miktar zayıf olacak"-

Fırsatlara karşın, zayıf seyreden dış talep ile avro-dolar paritesinde gözlenen aşırı oynaklıklar olmak üzere iki temel güçlükten de bahsedilebileceğine dikkati çeken Başçı, zayıf dış talebin küresel büyüme hızındaki yavaşlamadan kaynaklandığını dile getirdi.

Zayıf dış talebin nedenleri konusunda son dönemde tartışmalar yaşandığını ifade eden Başçı, "Farklı görüşler var. Fakat bu bir vaka. Bütün dünyada şu anda büyüme daha yavaş. Küresel kriz öncesi dönemin oldukça altında. Dolayısıyla dış talebimiz bir miktar zayıf olacak. Bunu kabul etmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Başçı, bununla ilgili konuların gelecek hafta ABD'de yapılacak G20 ile IMF ve Dünya Bankası toplantılarında ele alınacağını bildirdi.

Bu kapsamda belirsizlik konusunun da değerlendirileceğini anlatan Başçı, belirsizliklerin gerek yatırım gerek tüketim anlamında harcamaları erteletici bir özelliğinin bulunduğunu kaydetti.

Euro-dolar paritesindeki oynaklıkların da diğer bir zorluk olduğunu vurgulayan Başçı, paritedeki oynaklıkların tarihte eşi az görülür seviyede oluştuğunu ve son 8 aylık dönemde paritede yüzde 20'nin üzerinde hareket yaşandığına dikkati çekti. Başçı, bunun Türkiye açısından "geçici" bir zorluk olarak ortaya çıktığını dile getirdi.

- Euro-dolar paritesindeki oynaklık-

Emtia fiyatlarındaki düşüşün girdi maliyetlerini olumlu yönde etkileyerek enflasyon ve dış denge üzerinde doğrudan iyileştirici rol oynadığını belirten Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uzun vadeli faiz oranlarındaki gelişmeleri incelediğimizdeyse, gerek euro bölgesinin uzun vadeli faizlerinin gerekse ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvil faizlerinin enflasyon beklentilerindeki düşüş ile birlikte gerilemekte olduğunu görüyoruz. Elbette ki bu gelişmelerin Türkiye'deki finansal piyasalar üzerinde de yansımaları oluyor. Nitekim, Türkiye'de de gösterge tahvil faizi küresel kriz öncesi seviyesinin oldukça altında bulunuyor.

Ekonomik büyüme eğilimlerinde görülen farklılaşma nedeniyle, ABD'deki para politikasının yavaş yavaş normalleşme sürecine girmesi ancak euro bölgesindeki zayıflıktan ötürü para politikasının bir derece daha gevşetilmiş olması, geçtiğimiz yılın ikinci yarısında yeni bir dengenin oluşmasına yol açmıştır. Avrupa'da faiz oranlarının daha hızlı gerilemesi ABD dolarının euro karşısında güçlenmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, ABD doları son bir yıllık dönemde benzer şekilde belli başlı diğer para birimlerine karşı da değişen oranlarda değer kazanmıştır. "

- "Risk primlerindeki artış DİBS getirilerine yansıyor"-

Geçtiğimiz yıl, küresel para politikalarındaki belirsizliklerin artmasının risk primlerinde ve kur oynaklıklarında artışlara neden olduğunu ifade eden Başçı, bu unsurlardan dolayı gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarının oynak bir seyir izlemeye devam ettiğini söyledi. Anılan sebeplerin yanı sıra 2014 yılının sonlarından itibaren artan iç ve dış belirsizliklerden dolayı Türkiye'ye özgü risk primlerinde de bir miktar bozulma gözlediklerini belirten Başçı, yakın dönemde yaşanan "risk primlerindeki bu artışın, farklı vadelerdeki DİBS getirilerine de yansıdığını kaydetti.

Belirsizliklerin bir süre için tüketim ve yatırım harcamalarının ertelenmesine neden olduğunun altını çizen Başçı, bu dönem geçtiğinde ise gerek tüketim ve yatırım harcamalarının arttığını gerekse fiyatlamaların eski seviyelerine gelebildiğini dile getirdi.

- "Kredilerin ve para arzının büyüme hızları makul düzeylerde"-

Geçen yılın başlarında uyguladıkları sıkı para politikası duruşu ve yılın ortalarında azalan belirsizlikler neticesinde, finans piyasalarındaki oynaklığın yıl ortasında düştüğünü ve risk primlerinde kısmi iyileşme yaşandığını hatırlatan Başçı, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Uygulamakta olduğumuz para politikası bileşiminde farklı araçları esnek bir şekilde kullanmaya devam ediyoruz. Likidite politikamızı konjonktürel gelişmeleri de dikkate alarak enflasyonu düşürücü yönde kullanmaktayız. Nitekim, çekirdek enflasyon göstergelerinin seyrinde önemli bir iyileşme kaydetmiş bulunuyoruz.

Diğer taraftan, bildiğiniz gibi, döviz kurlarında gözlenebilen aşırı oynaklığın enflasyon ve finansal istikrar üzerinde etkileri bulunabilmektedir. Bu nedenle döviz rezervlerimizi de aşırı oynaklık dönemlerinde destekleyici bir araç olarak kullanabilmekteyiz. Uygulamakta olduğumuz para politikası çerçevesinde, krediler ve para arzı, gerek fiyat istikrarı gerekse finansal istikrar açısından yakından takip ettiğimiz başlıca değişkenlerdendir. Sıkı para politikası duruşu ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredilerin ve para arzının büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir."

AA