Advertisement

Bloomberg HT Tüketici Güven Ön Endeksi Ekim ayında bir önceki ayın nihai endeksine göre yüzde 2,27 artarak 66,10 değerini aldı.

Endeksin detaylarına bakıldığında, tüketicinin hem mevcut durum algısında hem de geleceğe ilişkin beklentilerinde iyileşme izlendi.

Tüketim eğiliminde ise gerileme izleniyor. Başta hisse senedi piyasaları olmak üzere finansal piyasalarda yaşanan pozitif seyir, çalışan ve emeklilere yönelik bazı pozitif yasal düzenleme hazırlıkları Tüketici Güvenindeki artışın temel nedenleri gibi görünüyor.

Bu çerçevede Bloomberg HT Tüketici Beklenti Ön Endeksi bir önceki aya göre yüzde 9,66 artarak 81,97 olarak kaydedildi.

Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Ön Endeksi ise yüzde 0,83 düşüş ile 38,51 değerini aldı.

Yüksek enflasyonun alım gücünde yarattığı zorluk ve otomotiv ve konut gibi sektörlerde talebi canlandırmaya yönelik bazı maliye politikası beklentileri düşüşün nedeni olabilir gibi görünüyor.

Japon yeninin dolara karşı 32 yılın en düşük seviyesine gerilemesinin ardından, gözler bir kez daha Japonya Merkez Bankası’na (BOJ) çevrildi.

Dolar/yen kuru cuma gününü kritik 150 seviyesine oldukça yakın, 148,67 seviyesinden tamamlamıştı. Böylece yen dolara karşı aralıksız 9. haftasını da düşüşle noktalamıştı.

Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki Cuma günkü açıklamasında, para piyasalarında artan oynaklıktan “derin bir endişe” duyduklarını belirtirken, ülkenin üst düzey döviz yetkilisi Masato Kanda da “Cesur adımlar atmaya hazırız” açıklamasını yapmıştı.

Benzer bir açıklama Cumartesi günü BOJ Başkan Yardımcısı Masazumi Wakatabe’den geldi. Wakatabe piyasadaki hareketlerini “tek taraflı” olarak tanımladı.

Kuroda gevşek politikadan vazgeçmiyor

Aynı gün açıklamalarda bulunan BOJ Başkanı Haruhiko Kuroda ise yendeki düşüşe karşın merkez bankasının duruşunda bir değişiklik olmayacağını ve gevşek para politikasına sadık kalacaklarını vurguladı.

Kuroda, “BOJ, parasal genişlemeye devam etmeyi, ekonomiyi desteklemeyi ve fiyat istikrarı hedefini sürdürülebilir ve istikrarlı bir şekilde sağlamayı uygun gördü” dedi. Japon yeni tüm bu açıklamaların ardından zayıf görünümünü sürdürüyor.

Japonya 22 Eylül’de, ABD ile para politikasının ayrışması nedeniyle para birimi yenin kayıplarının hızlanması karşısında 1998’den beri ilk kez döviz piyasasına müdahale etmişti.

Bazı stratejistlere göre Japon yetkililer tekrar harekete geçmek için belirli bir seviye yerine düşüşlerin hızına odaklanabilir. Ancak bazıları da 150’nin Japon vatandaşları için önemli bir psikolojik seviye olduğunu ve aşılmasının hükümet üzerinde yeniden harekete geçmesi için baskı oluşturacağını düşünüyor.