Advertisement

ÇAĞLAR KUZLUKLUOĞLU BLOOMBERG HT-ARAŞTIRMA

Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinin ardından dünyada yaşanan küresel kriz ve günümüze değin uzanan belirsizlikler ile riskler, birliğe dahil bölgeler nezdinde kırılganlıkları daha da görünür hale getirdi. İktisadi Politikalar Araştırma Merkezi (CEPR) bünyesinde Andreas Diemer, Simona Iammarino, Andrés Rodríguez-Pose ve Michael Storper tarafından hazırlanan çalışmada AB üyesi ülkeler içindeki bölgesel kırılganlık ve risklere dikkat çekildi.

Uzun vadeli zayıf ekonomik döngüye maruz kalan bölgelerde, farklı tür ve derecelerde sosyal, ekonomik ve politik zorlukların varlığına işaret edilirken; bu olgunun toplumsal dinamikler açısından çeşitli risklere neden olduğu çalışmada dile getiriliyor. Gelişmişlik düzeyi yüksek olan ve kalkınmada tarihsel olarak öne çıkan bölgelerle, AB’nin genişleme süreci öncesi ve sonrasında birlik içerisinde negatif ayrışan bölgeler arasındaki farkın, 2 farklı Avrupa’ya neden olduğu belirtiliyor.

Gelir koşulları, üretkenlik ve istihdam gibi konuların ele alındığı çalışmada makro veriler kullanılarak Avrupa Birliği kalkınma ve gelişim yönünden bölgelere ayrılıyor.


Elde edilen sonuçlara göre; kalkınma bakımından dezavantajlı bölgelere yatırım ve politika yoğunlaşması sığ kalırken, avantajlı konumlarda gözlemlenen yığılma farklı bir takım riskleri beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği’nin geleceği için ise “2 farklı Avrupa”, bölgesel değil birliğin tamamı ölçeğinde bir risk olarak tasvir ediliyor.