Advertisement

BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

Borsa İstanbul’da son dönemde bankacılık ve sanayi endeksi arasındaki makas sanayi lehine işlemeye döndü.

Banka/sanayi rasyosu 0,46 ile tarihi ortalaması olan 1,91 seviyesinin oldukça altında bulunuyor.

Sanayi şirketlerinin hisse senetleri TL bazında tarihinin en iyi yıllarından birini yaşıyor. Endeks yılbaşından bu yana TL bazında yüzde 63 getiri ile diğer sektörlerden pozitif ayrışmasını sürdürüyor.

Küresel büyüme hikayesi, parasal teşvikler, merkez bankalarının gevşek para politikaları ötelenmiş talep ve artan emtia fiyatları yükselişin ana lokomotifleri oldu.

Performans dolar bazında incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Hatta sanayinin lokomotifi olan bazı firmalar, mevcut TL bazlı primlerine rağmen çarpan ve piyasa değeri perspektifinde küresel emsallerinin altında kalmayı sürdürüyor.

Bu süre zarfı içerisinde küresel emsallerinden en fazla ayrışan sektör ise bankacılık endeksi olarak öne çıkıyor. Geride kalan yıllarda hacim, piyasa değeri, endeks ağırlığı ve piyasa lokomotifi olan bankacılık endeksi son yıllardaki zayıf performansı ile endeks içerisindeki baskınlığını da kaybetmeye devam ediyor.

Pandemi öncesinde 1,23 seviyesinde olan banka/sanayi rasyosu 2021 yılı nisan ayında 0,41’e kadar gerileyerek tarihini en düşük seviyesine çekilmişti.

Yılın devamında; banka kârlılıklarındaki beklentiler, hisse geri alımları, cazip değerlemeler gibi hikayeler bu rasyoyu tekrardan 0,56 seviyesine kadar çıkarmıştı. Fakat son dönemde TL’deki hızlı değer kaybı süresince bu rasyo tekrardan sanayi lehine işlemeye başladı.

Her ne kadar Aralık ayı başından bu yana bankacılık endeksi TL bazında yüzde 15’in üzerinde getiri sağlasa da, sanayideki yüzde 20’lik prim rasyonun sanayi tarafına kaymasına neden oldu. Kasım ayında başlayan TL’deki değer kaybı karşısında yatırımcılar; kasasında Döviz bulunduran veyahut net satışları döviz geliri ile olan firmaları tercih etti. Aynı süre zarfında emtia fiyatlarındaki yükseliş yine bazı sanayi firmalarının primini destekledi.

Son rakamlara göre BIST 30 şirketlerinin TL bazında yılbaşından bu yana performansına bakılırsa, en büyük getirinin yüzde 248 artışla Sasa Polyester tarafında olurken, dolar bazında sadece 6 şirket getiri sağladı. Bankacılık hisselerinde ise yılbaşından bu yana TL bazlı en büyük getiri yüzde 25 civarında Yapı Kredi bankasında olurken, Vakıfbank yüzde 9 kayıp ile hem bankacılık endeksinin hem de BIST 30 hisselerin içerisinde en kötü performansı sergiliyor.

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından açıklanan Satın Alma Gücü Paritesi'ne göre kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) endeksi 2020 yılı sonuçlarına göre 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesi ortalaması 100 iken, bu değer Türkiye için 62 oldu ve AB ortalamasının yüzde 38 altında kaldı.

Karşılaştırmalarda, 27 AB üyesi ülke, 3 Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkesi (İsviçre, İzlanda ve Norveç), 5 aday ülke (Türkiye, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk), 1 potansiyel aday ülke (Bosna-Hersek) ve Birleşik Krallık kapsandı.

Karşılaştırmalarda yer alan 37 ülke arasında SGP'ye göre kişi başına GSYH endeksi en yüksek ülke 263 ile Lüksemburg, en düşük ülke ise 30 ile Arnavutluk oldu. Kişi başına GSYH endeksinde Lüksemburg AB ortalamasının yüzde 163 üzerinde, Arnavutluk ise yüzde 70 altında değere sahip oldu.

Türkiye'nin 2020 yılı kişi başına fiili bireysel tüketim düzeyi 68 oldu

Kişi başına fiili bireysel tüketim düzeyi 27 Avrupa Birliği ülkesi ortalaması 100 iken, Türkiye için 68 oldu ve AB ortalamasının yüzde 32 altında kaldı. Karşılaştırmalarda yer alan 37 ülke arasında kişi başına fiili bireysel tüketim değeri en yüksek ülke 145 ile Lüksemburg, en düşük ülke ise 39 ile Arnavutluk oldu.

Türkiye'nin fiili bireysel tüketime ilişkin fiyat düzeyi endeksi, 2020 yılı sonuçlarına göre 38 oldu. Bu değer, AB ülkeleri genelinde 100 Euro karşılığı satın alınan aynı mal ve hizmet sepetinin Türkiye'de 38 Euro karşılığı Türk Lirası ile satın alınabileceğini gösterdi.

Avrupa’da doğalgaz fiyatları ABD’dekilere göre daha önce hiç bu kadar pahalı olmamıştı. Hollanda’da işlem gören vadeli doğalgaz kontratlarının gösterge fiyatı, ABD ‘deki doğalgaz fiyatlarından her bir milyon İngiliz termal birimi (MMBTU) başına neredeyse 40 dolar daha pahalı.

İki bölgenin doğalgaz fiyatları arasındaki farkın nedeniyse Avrupa’daki stokların kış aylarına göre düşük seviyelerde olması ve jeopolitik gerginliklerin tırmanması. Yatırımcılar Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri varlığını artırmasına odaklanırken, olası bir yaptırımla beraber Kuzey Akım 2’den gelecek doğalgaz aktarımının gecikebileceğine yönelik endişeler doğalgaz fiyatlarını yükseltti.

Hollanda 1 ay vadeli TZT doğalgaz kontratının fiyatı çarşamba günü megavatsaat başına 128 euro ile tüm zamanların en yüksek seviyesinde bulunuyor. Doğalgaz fiyatları en son Ekim ayı başında 116 euroya kadar tırmanmış, sonrasında Kasım başında 64 euroya kadar gerilemişti.

Rusya’nın Avrupa’ya sağladığı doğalgaz Kasım ayı boyunca artış kaydetse de geçen yılın aynı dönemine göre hala düşük seviyelerde bulunuyor.

Rusya’nın boru hatları üzerinden geçen yıl Kasım ayında Avrupa’ya aktardığı doğalgaz miktarı 450 milyon metreküp cicvarında bulunurken bu yıl 340 milyon metreküp civarında bulunuyor.

Gram altın, salı günü 800 TL'nin altına geriledikten sonra dolar kurundaki artışla beraber yeniden yükselişe geçti. Dolar/TL'nin 14,76 ile yeni bir zirve görmesiyle gram altın da 838 TL ile rekor tazeledi.

Küresel altın fiyatları ise yatırımcıların Fed toplantısına odaklanmasıyla son iki gündür dar bir fiyat aralığında dalgalı bir seyir izledikten sonra keskin bir düşüş yaşadı.

Altın yatırımcıları Fed’in kararını 15 Aralık akşamı açıklayacağı Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısına odaklandı. Fed Başkanı Jerome Powell halihazırda daha hızlı bir varlık alımı azaltımına hazır olduğunu belirtmiş ve enflasyonun artık geçici olduğunu düşünmediklerini vurgulamıştı.

Bloomberg ekonomistleri Fed politika yapıcılarının varlık alımı azaltma hızını iki katına çıkarabileceğini ve faiz artırımları için daha dik bir patika belirleyeceğini düşünüyor. Faizlerin yükselmesi de faizsiz bir varlık olan altın üzerinde baskı oluşturarak altın fiyatlarının düşmesine neden olabilir.

Singapur Değerli Metal Borsası CEO’su Victor Foo, Fed’in parasal teşvikleri beklenenden erken azaltmasının faizlerin de daha erken artıracağı anlamına geldiğini belirterek, “Dolar bu haberlerle halihazırda güçleniyor ve altın fiyatlarında aşağı yönlü bir trend bekliyoruz” dedi.

Gram altın fiyatı

Gram altın, geçen haftaya 785 TL civarında başladıktan sonra salı günü 773 TL’ye kadar gerilemişti. Çarşamba gününden itibaren dolar/TL ve küresel altın fiyatlarındaki seyirle kademeli olarak yükselen gram altın, haftaya 796 TL civarında başladıktan sonra dolar/TL'deki yükselişle 800 TL'yi geçerek 837 TL’ye kadar ulaşmıştı.

Dolar/TL’nin 14,75 seviyesine kadar tırmanması gram altındaki bu yükselişi etkilerken, dolar kurunun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın müdahalesi sonrasında 14’ün altına çekilmesiyle gram altın da yeniden 800 TL’nin altına gerilemişti.

Gram altın, küresel altın fiyatlarındaki düşüşe rağmen dolar kurunun 14,76 seviyesini görmesiyle çarşamba günü 838 TL ile yeni bir zirve görmüş oldu.

Ons altının sene başından bu yana yüzde 4’e yakın kayıp vermesine rağmen, gram altın dolar/TL’de yaşanan yüzde 80’e yakın yükselişle beraber yıl başından bu yana yüzde 75 yükseliş kaydetti. Bu da dolar/TL’deki yükselişin altın fiyatlarındaki ayrışma üzerindeki etkisini gösteriyor.

Ons altın fiyatı

Geçen haftaya 1.783 dolar civarında başlayan ons altın, hafta boyunca dar bir fiyat aralığında seyrettikten sonra cuma günü açıklanan enflasyon verisi öncesinde 1.770 dolara kadar gerilmişti. Enflasyon verisiyle beraber toparlanan güvenli liman, haftayı 1.782 dolar ile kapatmıştı. Ons altın, salı günü haftanın ilk iki günü dar bir bantta işlem gördükten sonra 1.770 dolar civarına geriledi.