Advertisement

1969'da J. C. R. Licklider, İnternet'in "çok" ilkel bir versiyonu olan ARPANET'in (İleri Araştırma Projeleri Ajansı Ağı) geliştirilmesine yardımcı oldu. JCR veya “Lick” hem psikolog hem de bilgisayar bilimcisiydi ve gezegendeki herkesin bilgisayarlar aracılığıyla birbirine bağlanacağı ve bilgiye her yerden erişebileceği “Galaksiler Arası Bilgisayar Ağı” adlı bir vizyonu destekledi. İnternet olarak da bilinen Galaksiler Arası Bilgisayar Ağı, buluta erişim için gereklidir.

Sanallaştırmanın anlamı 1970'lerde değişmeye başladı ve şimdi tamamen işlevsel bir işletim sistemine sahip gerçek bir bilgisayar gibi davranan sanal bir makinenin oluşturulması anlamına geliyor. Sanallaştırma kavramı, işletmeler kiralanabilir bir hizmet olarak "sanal" özel ağlar sunmaya başladıkça internet ile birlikte gelişimini sürdürdü. Sanal bilgisayarların kullanımı 1990'larda popüler hale geldi ve modern bulut bilişim altyapısının gelişmesine yol açtı.

1990'lar ve bulutun tanımlanması

İlk aşamalarında bulut, son kullanıcı ile sağlayıcı arasındaki boşluğu ifade etmek için kullanıldı. 1997'de Emory Üniversitesi'nden Profesör Ramnath Chellapa, bulut bilişimi yeni "bilgi işlem sınırlarının yalnızca teknik sınırlardan ziyade ekonomik mantıkla belirleneceği yeni bilgi işlem paradigması" olarak tanımladı. Bu biraz ağır açıklama, bulutun evrimini tarif etmek için doğru görünüyor.

Şirketler hizmetlerini ve kullanışlılığını daha iyi anladıkça bulut popülerlik kazandı. 1999'da Salesforce, Bulut Bilişimi başarıyla kullanmanın popüler bir örneği oldu. Platformu, yazılım programlarını son kullanıcılara ulaştırmak için İnternet'i kullanma fikrine öncülük etmek için kullandılar. Programa (veya uygulamaya) internet erişimi olan herkes erişebiliyor ve indirebiliyordu. İşletmeler, ofisten ayrılmadan, isteğe bağlı, uygun maliyetli bir şekilde yazılımı satın alabiliyorlardı. Bu hizmet kullanılmaya başladığı yıllar açısından oldukça önemli bir kapıyı aralamıştı.

2000'ler ve ilk ticari bulutların ortaya çıkışı

2002 yılında Amazon, web tabanlı perakende hizmetlerini tanıttı. Amazon kapasitelerinin sadece %10'unu kullanmayı (o dönem yaygın bir sorun) bir problem olarak gören ilk büyük işletmeydi. Bulut bilişim altyapı modeli, onlara bilgisayarlarının kapasitesini çok daha verimli kullanma esnekliği verdi. Kısa bir süre sonra, diğer büyük işletmelerde de aynı yolu izledi.

2006 yılında Amazon, diğer web sitelerine veya müşterilere çevrimiçi hizmetler sunan Amazon Web Services'i hayata geçirdi. Amazon Web Services sitelerinden biri olan Amazon Mechanical Turk depolama, hesaplama ve "insan zekası" dahil olmak üzere çeşitli bulut tabanlı hizmetler sunuyordu. Amazon Web Services sitelerinden bir diğeri, bireylerin sanal bilgisayarlar kiralamasına ve kendi programlarını ve uygulamalarını kullanmasına olanak tanıyan Elastic Compute Cloud (EC2) ismiyle hizmet vermeye başladı.

Aynı yıl Google, Google Docs hizmetlerini hayata geçirdi. Google Docs, başlangıçta Google Spreadsheets ve Writely olmak üzere iki ayrı üründen oluşuyordu. Google, kullanıcılara belgeleri kaydetme, düzenleme ve bunları blog sistemlerine aktarma olanağı sunan Writely'yi satın aldı. Google E-Tablolar, kullanıcıların elektronik tabloları geliştirmesine, güncellemesine ve düzenlemesine ve verileri çevrimiçi paylaşmasına olanak tanıyan İnternet tabanlı bir programdı. Microsoft Excel ile uyumlu Ajax tabanlı bir program kullanılmaktaydı ve elektronik tablolar HTML formtında kaydedilebiliyordu.

2007'de IBM, Google ve birkaç üniversite, hem hızlı işlemcilere hem de devasa veri setlerine ihtiyaç duyan araştırma projeleri için bir sunucu grubu geliştirmek üzere güçlerini birleştirdi. IBM ve Google tarafından sağlanan kaynakları kullanmak için gönüllü olan ilk kurum Washington Üniversitesi oldu. Carnegie Mellon, MIT, Stanford, Maryland ve California Üniversiteleri bu projeye katılmakta gecikmedi. Üniversiteler bilgisayar deneylerinin IBM ve Google'ın desteğiyle çok daha hızlı ve daha az parayla yapılabileceğini fark ettiler. Araştırmanın çoğu, IBM ve Google'ın da üzerinde çalıştığı sorunlara odaklandığından, bu düzenleme herkesin yararına oldu. 2007 aynı zamanda Netflix'in bulutu kullanarak akışlı video hizmetini başlattığı ve "izleme çılgınlığı" uygulamasına destek sağladığı yıldı.

Okaliptüs, özel bulutları dağıtmak için kullanılan ilk AWS API uyumlu platformu 2008'de sundu. Aynı yıl, NASA'nın OpenNebula'sı özel ve hibrit bulut platformlarını hayata geçirmek için ilk açık kaynaklı yazılımı sağladı. Sunduğu yenilikçi özelliklerin çoğu, büyük işletmelerin ihtiyaçları göz önüne alınarak hazırlanmıştı.

2010'lu yıllar ve işlevsel hibrit bulutlar

Özel bulutlar 2008'de çıkmış olsa da, hala ilkel bir seviyedeydi dolayısıyla çok popüler değildi. Genel bulutlarda zayıf güvenlikle ilgili endişeler, özel bulutların kullanımını teşvik eden güçlü bir itici güç oldu. 2010 yılında AWS, Microsoft ve OpenStack gibi şirketler oldukça işlevsel olan özel bulutlar geliştirdiler. (2010 aynı zamanda OpenStack'in çok popüler hale gelen açık kaynaklı, ücretsiz, kendin yap bulutunu herkese açık olarak sunduğu zamandı.)

Hibrit bulut kavramı 2011 yılında piyasaya sunuldu.Hibrit bulut özel ve genel bulut platformu arasında makul miktarda birlikte çalışabilirlik ve iş yüklerini ileri ve geri kaydırma yeteneği gerekliydi. O günlerde, genel bulutların sunabileceği araçlar ve depolama kapasitesi nedeniyle, pek çoğu istese de, çok az sayıda işletme bunu yapabilen sistemlere sahipti.

2011'de IBM, (bir kültürel düşünme projesi olan) Smarter Planet'i desteklemek için IBM SmartCloud sistemini tanıttı. Ardından Apple, daha fazla kişisel bilgi (fotoğraf, müzik, video vb.) depolamaya odaklanan ICloud'u piyasaya sürdü. Ayrıca, bu yıl boyunca Microsoft, televizyonlarda bulut hizmetlerinin reklamını yapmaya başladı ve genel kamuoyunun, fotoğraf veya video depolama yeteneğinin kolay erişimle mümkün olduğunun farkında olmasını sağladı.

Oracle, 2012'de iş için üç temel özellik olan IaaS (Altyapı tabanlı hizmet), PaaS (Platform tabanlı hizmet) ve SAAS (Yazılım tabanlı hizmet) sunan Oracle Bulut'u tanıttı. Bu "temel bilgiler" hızla norm haline geldi, bazı genel bulutlar tüm bu hizmetleri sunarken, diğerleri yalnızca birini sunmaya odaklandı. Hizmet olarak yazılım oldukça popüler hale geldi.

2012'de ise CloudBolt kuruldu. Bu şirket, kuruluşların hem özel hem de genel bulutları oluşturmasına, hayata geçirmesine ve işletmesine yardımcı olan bir hibrit bulut yönetim platformu geliştirerek bulut tarihinde önemli bir yer edindi. Genel ve özel bulutlar arasındaki ortak çalışma sorunlarını çözdüler.

Çoklu bulutlar, kuruluşların insan kaynakları, müşteri ilişkileri yönetimi ve tedarik zinciri yönetimi gibi belirli hizmetler için SaaS sağlayıcılarını kullanmaya başlamasıyla başladı. Bu hizmet 2013-2014 yıllarında popüler olmaya başladı. SaaS sağlayıcılarının bu kullanımı hala oldukça popüler olsa da, belirli hizmetleri ve avantajları için birden çok bulut kullanma felsefesi geliştirilmiştir. Bu felsefe, "ortak çalışabilme sorunları" nedeniyle belirli bir bulutu kullanma tuzağına düşmemeyi içerir.

2014 yılına gelindiğinde, bulut bilişim temel özelliklerini geliştirmişti ve güvenlik önemli bir endişe haline geldi. Bulut güvenliği, müşteriler için önemi nedeniyle hızla büyüyen bir hizmet haline geldi. Bu sektör son birkaç yılda o kadar büyük ölçüde ilerledi ki artık geleneksel BT güvenlik sistemleriyle karşılaştırılabilir koruma sağlıyacak bir konuma ulaştı. Bu, kritik bilgilerin yanlışlıkla silinmesine, çalınmasına ve veri sızıntısına karşı korunmasını içerir. Bununla birlikte güvenlik çoğu bulut kullanıcısının en büyük endişesidir ve bu endişenin daimi olması muhtemeldir.

Şu anda, bulut hizmetlerinin önde gelen kullanıcılarından biri uygulama geliştiricileridir. Bulut servisleri 2016'dan itibaren, geliştirici dostu olmaktan geliştirici odaklı hale gelmeye başladı. Uygulama geliştiricileri, sahip olduğu araçlar için buluttan tam anlamıyla yararlanmaya başladı. Çok sayıda hizmet sağlayıcı, daha fazla müşteri çekmek için geliştirici dostu olmaya odaklandı. İhtiyacı ve kâr potansiyelini fark eden bulut hizmet sağlayıcıları, uygulama geliştiricilerinin istediği ve ihtiyaç duyduğu araçları geliştirdi ve geliştirmeye devam ediyor.

2013 yılı ve modern kapsayıcıların ortaya çıkışı

İlkel kaplar 2004'ten beri (Solaris kapları) var olmasına rağmen, bu ilk kaplar sınırlı sayıdaydı ve belirli bilgisayar sistemleriyle sınırlıydı. Docker'ın son derece işlevsel bir kapsayıcı bulduğu 2013 yılına kadar bu araçlar benimsenmemişti. Dolayısıyla hem Docker'ın hem de kapsayıcların kullanımının ve Docker'ın büyümesinin aynı anda gerçekleşmesi tesadüf değildi.

2017 yılında, kapsayıcılarla çalışmayı kolaylaştırmak için yıllardır piyasada olan yüzlerce araç modifiye edildi ve kullanıldı. Google tarafından 2014 yılında geliştirilen ve daha sonra açık kaynaklı bir ürün olarak kullanıma sunulan Kubernetes bunlardan biriydi. Kubernetes, uygulamaları hayata geçirişleri, ölçeklemeyi ve işletmelerini otomatikleştirmek için tasarlanmış bir kapsayıcı düzenleme sistemi olarak hayata geçirildi.

Bulut Bilişim sayfası Microsoft Türkiye’nin destekleriyle hazırlanmaktadır.