Advertisement

Çin’de başlayıp bütün dünya ülkelerine yayılan Covid-19 virüsüne karşı mücadeleye devam edilirken virüsün ekonomik etkileri de bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Dünya genelinde yüzbinlerce insanın ölümüne ve ekonomik açıdan kayıplar verilmesine sebep olan süreçte, gelinen noktada normalleşme adımlarının başlaması hepimiz için sevindirici olmuştur. Uzmanların tahminlerine göre de birkaç ay içerisinde virüs ile mücadele kontrol altına alınabilecek.

Peki sonrasında ticarette, sanayide, üretimde ve sosyal yaşamda neler olacak? Yeni Normal ne olacak?

Kısa vadede kademeli ve kontrollü bir şekilde normalleşme olmalıdır. Her ne kadar koronavirüsle mücadelede Avrupa’dan ve Uzak Doğu'dan iyi durumda olsak da, tedbirlerin dozunun erken düşürülmesi, ülkemiz adına iyi yönetilen bu sürecin zarar görmesine sebep olabilir. Pandemi süreci ekonomik hayatı ve üretimi tüm dünyada sekteye uğratmış durumda. Bu denli etkileri gördükten sonra asıl önemli olan ülkemiz adına orta uzun vadede ne yapılması gerektiğidir.

Biz Çankırı TSO olarak bu konuyu her platformda dile getirmeye çalışıyoruz. Ülkemizde üretimde, ticarette, sanayileşmede, beşeri sermayede risk dağılımını homojen yapmamız gerekiyor. Büyük şehirlerimiz bu yükleri almış durumdalar fakat bu da ortaya bahsetmiş olduğumuz risk faktörünü doğuruyor. Sadece İstanbul ülkemizin ihracat yükünün %50'sine ve ülke nüfusunun %20 sine sahip durumda. Olabilecek bir doğal afette ya da daha yıkıcı etkileri olabilecek durumlarda İstanbul’un zarar görmesi halinde ülkemizin ne denli zarar görebileceğini iyi anlamak gerek. Bu durumda özellikle Anadolu’dan büyük şehirlere verilen iç göçün geri döndürülmesinin hükümetimiz için uzun vadeli bir hedef olması gerektiğini düşünüyoruz.

​Virüsün ortaya çıkması elbette küresel sonuçlar ortaya çıkaracaktır ve çarklar yeniden dönmeye dünya ile başlayacaktır. Bu salgın ile küreselleşme politikalarında ciddi değişiklikler olacağı aşikardır. Ülkeler kendi ihtiyaçlarını kendi topraklarında üretme eğilimine ve tedarik zincirini kısaltma düşüncesine bürünmeleri olası bir sonuç haline gelecektir. Özellikle tarım sektörünün önem sırasının artacağı ortak bir düşünce haline gelmiştir. Bu noktada gıda güvenliği de daha çok önem kazanmış olacaktır. Tarımda korumacılığın gıda maliyetlerini yükseltmesi de olası bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak ülkemizin verimli tarım arazilerine sahip olmasının yanı sıra modern tarım tekniklerine entegrasyonda problem yaşamaz ise bu durumdan karlı çıkacaktır. Dijitalleşme olgusunun ne denli önemli olduğunu da bu süreçte görmüş olduk. Hemen her gün ileriye giden teknolojik gelişmelere hakim ve entegre olunması her birey, şirket ve devlet için olmazsa olmazdır.

​Yaşanan süreçte krediler, kısa çalışma ödeneği vb. destekler ticaret ve sanayide firmalara zaman kazandırsa da virüsün asıl etkileri normale dönüldüğünde yaşanacaktır. Bu noktada firmalarımızı ayakta tutabilmek için canla başla çalışılması ve devlet desteklerinin dozunun arttırılması gerekmektedir.

Sonuç olarak “Yeni Normal” olgusunu yaşayarak tecrübe etmemiz gerekecek. Sanayinin, Üretimin, Ticaretin ve Sosyal Yaşantının çok hızlı değişimler göstereceği ilerleyen günlerde, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır” sözünü düşüncelerimize yerleştirerek, bilim ve akıl ışığında ülke olarak daha azimli bir şekilde çalışarak yaşanacak olan tüm süreçleri başarılı bir şekilde atlatacağımızdan şüphemiz olmamalıdır.

Hayrettin Çelikten

Çankırı Ticaret ve Sanayi Odası YKB