Advertisement

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gölcük Tersane Komutanlığında Yeni Tip Denizaltı Projesi 1’inci Gemisi Pirireis’in Havuza Çekme ve 5’inci Gemisi Seydialireis’in İlk Kaynak Töreninde konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Bugün burada ülkemizin önemli savunma sanayi projelerinden biri olan yeni tip denizaltının havuza çekilmesi, diğerinin de ilk kaynağı için buradayız. Pirireis'in inşası 4 yıl önce başladı, 2022'de hizmete girmiş olacak. Hızırreis, Muratreis ve Aydınreis'in kaynağı yapılmıştı. Önümüzdeki yıl bitmeden Selmanreis'in inşasına da başlayacağız. 2022 yılından itibaren her yıl bir denizaltımız hizmete girecek, 2026'da 6 denizaltımız hizmete girmiş olacaktır. Projenin ilk adımının atıldığı günden bu yana herkese teşekkür ediyorum. Hedefimiz, elde ettiğimiz tecrübe ve birikimle milli denizaltı projemizi hayata geçirmektir. 

Denizaltılarımıza isimleri verilenler abide kişiliklerdir. Pirireis'in çizdiği harita ve kitabı bugün dahi hayranlıkla karşılanıyor. Pirireis'in verdiği mücadele gençlerimize örnek olacak kahramanlıklarla doludur. Seydialireis ise inanılması zor maceralarla dolu adeta süper kahramandır. Savaşa savaşa Hindistan'ın en ucuna kadar gitmiştir. Fırtınalar ve düşman saldırıları nedeniyle yıpranan donanmasının silahlarını Hindistan'daki kabilelere emanet ettikten sonra karadan dönüş yoluna geçmiştir. Karadan süren seyahati şaşkınlık ve hayranlık vericidir. Bölge halkının Japonya'ya giden Ertuğrul Firkateynine emanet edilen silahları vermiş olmasıdır. 

Türkiye olarak, geleceğimize güvenle bakabilmek için önce maziden atiye güçlü bir köprü kurmamız gerekiyor. Milletimize uzun yıllar boyunca bilinçli bir şekilde tarihi, başarıları, kahramanlıkları unutturulmak istenmiştir. Hakikat güneşinin kapatılması mümkün olmadığı için milletimiz ecdadının mirasına gizli saklı okunan kitaplarla sahip çıkmıştır. Anadolu'yu merkez aldığınızda Baltık ülkelerine, Çin'e, Hindistan'a, Kuzey Afrika ve Cebelitarık'a kadar her yerde izimiz vardır. Bu ülke ve milletin tarihini bilmeyenler 'Burada ne işiniz var' diye soruyorlar. asıl sorulması gereken soru 'Niye yokmuşuz' olmalıdır. Hem kendimiz hem dostlarımız için gecikmiş bir hak temsili mücadelesi içindeyiz. Suriye, Doğu Akdeniz ve son olarak Libya ile yürüttüğümüz çalışmalar hep bu çerçevededir. 

LİBYA MUTABAKATI: ELLERİNDEN GELSE

Denizcilerimizin ağırlıklı olduğu şurada Doğu Akdeniz ve Libya politikalarımız üzerinde durmak istiyorum. Yunanistan ve kimi ülkeler Türkiye'yi adeta denize adım atamaz hale getirmek içindeydi. Kimi Arap ülkeleri ve İsrail'in de benzer çalışmalar içinde olduğunu biliyoruz. Geldiğimiz noktada artık bu suskun ve çekingen politikayı sürdürme lüksümüz yoktur. Şayet KKTC ve Libya ile başlattığımız süreçten vazgeçersek, bize denize girecek kıyı, olta atacak sahil bile bırakmayacaklar. Karşımızdakilerin hak, hukuk, adalet, insaf gibi bir durumları yok. Ellerinden gelse bizi sadece Anadolu'dan değil, dünyadan kökümüzü kazıyacaklar. Ülkemiz artık bu tür sinsi ve açık saldırılara karşı kendi hakkını ve hukukunu koruyabilecek güce, iradeye sahiptir.

Meşru Libya yönetimi ile yaptığımız anlaşma bundan 10 yıl önce hazırlanan haritalar üzerinden yürütülmüş ve yapılmıştır. Bu anlaşmanın gereğini yerine getireceğiz. Hiç kimse bizi dışlama, kıyılara hapsetme, ekonomik çıkarları elimizden almak için karşımıza gelmesin. En uzun kıyı sahibi ülke olarak haklarımızı korumak için mücadele etmekte kararlıyız. 

AÇIK KAPI POLİTİKASI 

Son 17 yılda Ortaasya'dan Afrika'ya, Balkanlar'dan Güney Amerika'ya kadar açılım politikaları hayata geçirdik. Gittiğimiz her yerde samimiyetle, heyecanla karşılandık. Hangi kökene, hangi renge, dile, meşrebe sahip olursa olsun sevinçleri gözlerinden okunan insanlarla yeniden karşılaşan insanların muhabbbetiyle karşılaştık. Zulüm ve tehditle elde edemedikleri kimi ülkelerin istediklerini, biz bir selamla oluşturmayı başlardık. Bu politikaların sonuçlarını çarpıcı şekilde gördük. 

Türkiye'yi durdurmak için terör örgütleri dahil, akıl ve izanla izahı olmayan tehdit dahil tüm yolları denediler. Hala deniyorlar. Allah'ın yardımı, milletimizin direyati ve desteği ile önümüze kurulan tuzakları bozarak hedeflerimize yürümeyi devam ettiriyoruz. Suriye'deki harekatta nasıl büyük bir oyunu bozduğumuz ortadayken, bunları kötülemek için çırpınanlar hala mevcut. Bazı gafiller, 'Libya nere Türkiye nere' diyebiliyorlar. BM'nin tanıdığı meşru hükümet yerine bir savaş baronun illegal bir şahsa sahip çıkıyorlar. Türkiye ile Libya denizden komşudur. Biz Libya ile Akdeniz'de her türlü işbirliğine hak sahibiyiz. Gazi Mustafa Kemal'in Libya'daki mücadelesini de unutmamalıyız. libya bizim canımız pahasına yanında yer almamız gereken bir yerdir.  Türkiye Libya mutabakatından geri dönmeyecektir. Gerekirse karada, denizde ve havada her türlü imkanımızı değerlendireceğiz."