Advertisement

Kovid-19 salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte tüm dünya ekonomisinde ani ve dramatik bir değişiklik yaşandı. Bireylerin, kurumların ve toplumların belirsizliklerle dolu bir ortama ayak uydurma çabası ve artacağı beklenen ekonomik zorlukların ortaya çıkması süreci daha da zorlaştıran etkenler arasında yer aldı.

Bu olayın tüm dünyada ve tüm pazarlarda önemli ve uzun süreli bir değişim yarattığı ve yaratmaya devam edeceği açıkça görülüyor. Bu değişikliklerin aynı zamanda Bilgi Teknolojileri (BT) ürünlerinin ve hizmetlerinin tüketimini, dağıtımını ve kullanımını etkileyecek şekilde yeni bir sayfa açması da kaçınılmaz hale geliyor.

Hayatta kalmak ve gelişmek istiyen kurumların, gelecekte işin büyümesini ve dayanıklılığı artırmak için dijital projeleri seçme, önceliklendirme ve uygulama ihtiyacı her geçen gün artıyor.

Kurumsal dünyaya baktığımızda yaşadığımız bu süreçte birçok şirketin halihazırda tuttuğu iş sürekliliği planlarını devreye aldığını gözlemliyoruz. Fakat bir yandan da hiçbir kurumun bu şekildeki bir değişikliği önceden tahmin edip bir eylem planı hazırlamasının söz konusu olmadığını biliyoruz.

Dijital dönüşüm her ölçekteki işletmenin stratejilerinin merkezinde yer alıyor

Kovid-19 salgınının dijital dönüşüm (DX) girişimlerini arttırdığı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kendini kanıtladı. Ve dijital dönüşüm artık her ölçekteki işletmenin iş stratejilerinin merkezinde yer alıyor.

IDC Türkiye’nin 2020 Mayıs ayında yapmış olduğu bir CIO araştırmasında katılımcıların yüzde 54’ü BT bütçelerini çok önemli gördükleri dijital girişimlere yönlendireceklerini belirtti.

Özellikle bu dönemde CAPEX maliyetlerini düşürüp OPEX’e geçmek isteyen kurumlar bulut teknolojilerine yöneldi. Bu noktada bulut teknolojilerinin dijital hazırlığa ulaşmayı ve yeni ekonomide başarılı olmak için stratejik olarak kendini dönüştürmeyi isteyen her işletmenin BT mimarisinin temelini oluşturduğunu belirtmek gerekiyor.

Pandemi çoğu kişiyi mobil bir çalışan yaptı

İçinde bulunduğumuz dönemle gelen karantina çoğu kişiyi mobil bir çalışan yaptı. Mobil çalışma şekli, dizüstü bilgisayarlar ve tabletler gibi mobil cihazlar, güvenlik ve mobil ağ erişimiyle ilgili BT stratejileri ve politikaları her işletme genelinde ölçeklendirilmek zorunda kalındı.

IDC Türkiye’nin 2020 Eylül ayında yapmış olduğu bir CIO araştırmasında katılımcıların yüzde 40’ı, en çok tercih edilen ikinci BT odaklı yatırım olarak, şirketin ağ kaynaklarına uzaktan erişim de dahil olmak üzere mobil çalışanlara destek konusu olduğunu belirtmişler.

Bu da gösteriyor ki, geçmiş zamanda çalışanların sadece belirli bir kısmının mobil bağlantıya ihtiyaç duyduğu ve iyi sonuç veren yaklaşımlar, yeni dönemde çalışanların çoğunu desteklemekte ve uzaktan çalışmayı ölçeklendirmekte yetersiz kalıyor.

Ağ bağlantısının da ötesinde, BT yöneticileri uzaktaki ve mobil çalışanlar için bir çalışma masaüstü ortamı sağlamalıdır. Bunu başarmanın olağan yolu sadece kurumsal dizüstü bilgisayarlar veya tabletler kullandırmak değildir.

Şirket içi sunucuları kullanarak sanal masaüstü ortamları kurulması hem güvenlik, hem performans, hem de maliyet anlamında iyi sonuçlar vermektedir.

Bununla birlikte uygulama sanallaştırma ile BT yöneticileri, hangi kullanıcıların hangi uygulamalara erişebileceği veya bir kurum içindeki konumu değişirse kullanıcının erişimini nasıl kaldırabileceği konusunda daha fazla kontrole sahip olabilecekler.

Kullanıcılar, kendilerine ait her cihazdaki yazılımın güncellenmesine gerek kalmadan uygulamaların en son sürümüne anında erişebilecek ve bunun yanında yönetim kolaylığı, uygun maliyet ve güvenlik gibi avantajlardan da faydalanabilicekler.

Kovid-19 öncesi evden çalışma oranlarına dönüş kolay görünmüyor

IDC nin dünya genelinde BT yöneticileri ile yapmış olduğu araştırmaya göre evden çalışma oranı pandemi öncesi yüzde 14 seviyelerindeyken, pandemi süresince yüzde 45 olduğu ve sonrasındaki normalde ise yüzde 22 seviyelerine ineceği öngörülüyor. Bu şartlar altında kurumların Kovid-19 öncesi evden çalışma oranlarına gelmesi kolay gözükmüyor.

Aynı araştırmada, uzaktan çalışmanın artışıyla birlikte daha da güçlenen bir kavram olan “dijital çalışma alanı teknolojilerinin” iş önceliklerine de ciddi anlamda katkısı olacağı düşünülüyor.

Bu teknolojilerin; iş sürekliliği, işletmenin dayanıklılığı, maliyet optimizasyonu ve dijital kurum olabilme gibi, özellikle son zamanlarda daha da güçlenen konulara olan katkısının çok yüksek olması bekleniyor.

Sanal masaüstü ve uygulama yaygınlaşmaya devam edecek

Bu noktada ihtiyacı adresleyen sanal masaüstü ve uygulama teknolojileri, sadece oluşturduğu maliyet avantajları ile değil, kullanım ve yönetim kolaylığı ile de kurumların daha fazla mobil olduğu ve uzaktan çalıştığı bu dönemde yaygınlaşmaya devam edecek.

Güvenli ve cihaz bağımsız bir şekilde uygulamaların ve masaüstlerinin sanallaştırılması ile ağ kapasitesindeki ve yanıt verme hızındaki değişikliklere karşı BT ortamının daha kapsamlı kontrol edilmesine olanak tanınır.

Ayrıca, dijital çalışma alanı sağlamak için “her yerden çalışma çözümlerinin” etkili bir bileşenidir ve bilgi grafikleri ile analitik araçlar sayesinde dijital çalışma alanı hizmetleri oluşturmak için uygulama, masaüstü ve kullanıcı davranışı hakkında kritik bilgileri toplayabilme özelliğine sahiptir.

Masaüstü ve uygulama sanallaştırma pazarına baktığımız zaman kurum içinde ve bulut ortamlarında bu pazarın büyüme dinamiklerinin de farklı olduğunu ortaya çıkıyor.

Bulut ortamında sanallaştırma çözümleri kurumlara daha cazip geliyor

Bulut ortamındaki sanallaştırma çözümlerinin kullandıkça öde mantığıyla, hızlı, güvenli, kesintisiz, donanım bağımsız, esnek, ölçeklenebilen, kolay yönetilebilen, uygun maliyetli ve çevik bir çözüm olması kurumlara daha cazip geliyor.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19’un ilk aşaması geçmiş gibi görünse de, ekonomik zorluklarla baş edebilme, sosyal ve ticari alanda daha uzun süreli değişikliklere uyum sağlama, BT yatırım kararlarına hakim olacak ve önümüzdeki beş yıl içindeki kurumsal öncelikleri yeniden şekillendirecek gibi duruyor.

Tarih bize BT’nin ekonomik krizlere hem kısa vadeli (maliyet düşürücü) hem de uzun vadeli (teknolojiyi benimsemede değişiklikler) yollarla yanıt verdiğini söylüyor. Ve Kovid-19, şirketlerin dayanıklılık planlarındaki zayıf noktaları ortaya çıkararak hem harici hem de dahili kullanıcılar için daha iyi kullanıcı deneyimleri oluşturmak amacıyla dijital dönüşüm (DX) girişimlerini hızlandırmaya devam edecek.

Birçok yetenek gelecek bir şey olmaktan yaşanan gerçeğe dönüşüyor

Yeni normalin de etkisiyle artık kurumlar, dijital işyeri kavramının klasik cihazlarla sınırlandırıldığı düşüncesinden giderek uzaklaşıyor. Gigabit hızında bağlantı ve uç nokta bilgi işlemin (edge computing), “gelecek bir şey” olmaktan çok “gerçeğe” dönüştüğü bu zamanlarda, bu yeni yeteneklerin çalışanlara sunulabilmesi için dijital çalışma alanları öne çıkıyor.

Bu fırsattan yararlanabilen şirketler, yeni teknolojilerle gelişen çalışma modellerinden daha iyi yararlanabilecek ve önümüzdeki yıllarda artan maliyet, gelir baskısından ve zorlaşan rekabet koşullarından en hafif şekilde etkilenecekler.

Her yerden, her zaman ve herhangi bir cihazdan güvenli erişim ise masaüstü ve uygulama sanallaştırma çözümleriyle dijital kurumların ajandasında var olmaya devam edecek.

Bulut Bilişim sayfası Microsoft Türkiye’nin destekleriyle hazırlanmaktadır.