Advertisement

Elektrik 4.0 sayfası Schneider Electric Türkiye’nin destekleriyle hazırlanmaktadır.

Coca-Cola İçecek Kurumsal İlişkiler Direktörü Servet Yıldırım endüstrinin yeşil yol haritasını Bloomberg HT’de yayınlanan Elektrik 4.0 programında anlattı.

Yıldırım, küresel ekonominin yıllar boyunca doğrusal bir modelle işlediğini yani üretim için gerekli hammadde ve kaynaklar doğadan alındığını ve tüketildiğini ve tüketim sonucunda ortaya çıkanın geri dönüşme gönderilmediğini yeni ekonomi de ise esas olan döngüseldik ve kaynakların verimli kullanılması olduğunu belirtti.

“Çöp ve atık arasındaki farkın farkına varmak gerekiyor”

Yıldırım’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

Türkiye’de yaklaşık 30 milyon ton katı atık üretimi çıktığı tahmin ediliyor. Atıkların yüzde 15’in de geri kazanılabilir atıklardan oluştuğu tahmin ediliyor. Her yıl en az 4 milyon ton geri kazanılabilirken çöpe atıyoruz. Döngüsel ekonomi bu anlamda firmalara bir değer vaat ediyor. Başlangıçta bir yatırım gerektiriyor ama sistem bir kere kurulduktan sonra tasarruf ve gelir yaratmaya başlayacaktır. Şirketlerin geri dönüşümde makro ve mikro anlamda hedefleri olması gerekiyor. Çöp bile atık arasındaki farkın farkına varan ve bunun gereğini yapan işletmeler için büyük ekonomik fırsatlar var.

Bu konulara olan farkındalığın son yıllarda arttığını gördüklerini söyleyen Yıldırım, “burada sürdürülebilir kavramından bahsetmek gerekiyor çünkü bütün şirketler artık sürdürülebilirliği farklı bir gözle bakmaya başladı ve bunu iş yapış tarzlarını bir parçası haline getirmeye başladılar” dedi.

Yıldırım, sürdürülebilirlik anlamında şirket olarak 20 yıllık bir geçmişleri olduklarını ve ilk çevre politikamızı 2002 yılında sürdürülebilirlik raporuyla yayınladıklarını söyleyerek şöyle devam etti:

Bazı taahhütlerimiz var, tüm ambalajlarımızı geri dönüştürülebilir malzemeden yapmak ve içinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanmak. Ambalajlarımızın toplanıp geri dönüştürülmesine katkıda bulunmak, su verimliliğini arttırmak, su bulunurluğunu korumaya yönelik projeler üretmek enerji kullanım oranımızı iyileştirmek ve tesislerimizde yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalışmak, mutlak sera gazi emisyonlarını azaltmak gibi hedeflerimiz var.

Amaçları değer yaratmak olan şirketlerin paydaşlarından gelen beklentiler var. Z kuşağının beklentileri var önceki kuşaklara göre daha farklılar çevre ve sürdürülebilirlik konularına karşı daha duyarlılar çünkü protesto kültürlerine çok uygunlar. Avrupa yeşil mutabakat gibi faktörler şirketleri bu alana yönelten faktörler arasında

Bloomberg HT’de yayınlanan Elektrik 4.0’ın bu haftaki konuğu Yönetim Danışmanı Mehmet Göçmen oldu.

Göçmen, pandeminin yeni bir yüzyıla girmemize sebep olduğunu ve yenilenebilir enerji kadar elektrifikasyonun da önemli olduğuna Türkiye’nin altyapı olarak yatırım yapması gerektiğini vurguladı.

Göçmen sözlerine şöyle devam etti:

Pandemi ve Pandemiden sonra oluşan ortam bizi yeni bir yüzyıla başladığımız fikrine getirdi. “Ne dönüşüyor?” teknoloji dönüşüyor, şirketler ve kurumlar teknolojiyi daha yoğun kullanarak hem rekabetçiliklerini arttırıyorlar hem de enerji başta olmak üzere verimliliklerini yükseltiyorlar. Bunun içerisinde robotlaşma, nesnelerin interneti, veri analitiği vb. var. İkinci dönüşen şey ise enerji oldu”

Elektrifikasyonun önemine vurgu yapan Göçmen, “Bu sadece sürdürülebilir enerji, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak değil elektrifikasyona yatırım yapılması gerekli. Bu alanda malzeme de değişiyor demir-çelik gibi ağır malzemelerin yerine kompozitler gibi yeniden kullanılabilen malzemeler ön plana çıkıyor. Yani bir malzeme dönüşüm var.

“Büyük ve hantal yerini küçük ve esneğe bıraktı”

Enerjideki değişim sürecinin aslında küresel bir değişimi de yer hazırlığını söyleyen Göçmen, “Yeni dünyada büyük ve hantal yok küçük ve esnek kavramları var. Bu aslında kültürel bir dönüşümü de içeriyor” dedi.

“Elektrifikasyon projesini hayata geçirmemiz lazım”

Büyüme konusunda Türkiye’nin sıkıntısı olmadığını sadece büyümenin içeriğinin değer katmadığını belirten Göçmen sözlerine şöyle devam etti:

Türkiye’nin büyüme konusunda sıkıntısı yok. Sıkıntı büyümenin kompozisyonunda değer yaratmıyorum yani yaratılan bir varlık yok. Şirketler borçlanarak büyüyor. Türkiye’nin cari açığı hep bir problem ve Türkiye kur yüzünden ataklara uğruyor. İkinci problem ise cari açık bu da aşağı yukarı enerji ithalatı civarında dolaşıyor.

Türkiye 20. yüzyıl enerji modelinde cari açığının yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 100 arasında enerji ithalatı oluşturuyor. Dolayısıyla bizim enerjiye stratejik bakma ihtiyacımız var. Yenilenebilir kaynakları yatırımı artırmamız gerekli, ama yetersiz doğalgaz ve kömürün yerine geçebilecek elektrifikasyon projesini hayata geçirmemiz lazım.

Doğalgazdan kurtulmamız lazım bunun yolu kombileri söküp ısı pompaları koymak bugün Almanya Hollanda ve İngiltere gibi ülkeler 2024 ile 2026 arasında evlere yeni kombi takılmasını yasakladılar.

Avrupa’da bu süreç daha da hızlandı çünkü savaş ile ilgili kesintiler risk yarattığının farkına varmalarına sebep oldu. Dolayısıyla elektrifikasyon, yenilenebilir enerji kadar önemli…

"Elektrik altyapısına yatırım yapmalı"

Üçüncü boyut ise sudan hidrojen üretimi ve bunu doğalgaz yerine kullanmak ve bugünkü boru hatlarını da bu amaçla kullanmak olduğunu belirten Göçmen, “Tüm bunlara baktığınız zaman Türkiye’de önemli bir alt yapı sorunu ortaya çıkıyor. Türkiye’nin elektrik altyapısı bütün bu elektrifikasyonu kapsayacak ve kavrayacak güçte değil. Dağıtım şebekelerine yatırım yapmak lazım her şeyden önce enerji mimarisini değiştirmemiz lazım” dedi.