Advertisement

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuşuyor. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Koronavirüs salgını sebebiyle bir hayli zor şartlarda yürütülüyor olsa da akademik öğretimin kesintisiz devam etmesi çok önemlidir. Uzaktan eğitim tecrübesi elbette değerlidir ancak örgün öğretimin yerine tutmayacağı açıktır. Yeni akademik yılda hocalarımıza ve öğrencilerimize başarılar temenni ediyorum.

Türkiye uzun yıllar boyunca eğitim her kademesiyle birlikte, yükseköğretimde sıkıntılar yaşamıştır. Gençlerimiz ve ailelerimiz belli şehirlerde bulunan üniversitelere ulaşabilmek için büyük fedakarlıklara katlanıyordu. Belki gafletten belki kasıttan üniversitelerin yaygınlaştırılmasına engel olunuyordu. Hatta mesleki eğitimin önü kesilerek bu çarpıklık daha aşağı kademelere doğru genişletiliyordu. Her şehirde üniversite kurma sözü verdik. Buna birilerinin nasıl tepki verdiğini hatırlıyorum. Milletimizin desteği ve meclisimiz gayretleriyle 81 ilin tamamında üniversite kurulmasını sağladık. Bugün toplan 207 kamu ve vakıf üniversitemiz 8 milyon 267 bin öğrencimize öğretim veriyor.

Ücretsiz eğitim hayalini gerçeğe dönüştürdük. Hiçbir evladımızın maddi imkansızlıklar nedeniyle yükseköğretimden mahrum kalmaması için yurtların kapasitesini artırmakta geç kalmadık, burs ve kredi verme yeniliğine imza attık. Daha önce aylık 45 lira olan lisans öğrencisi burs/kredi ödemesini 550 liraya çıkardık, yüksek lisansta 1110 lira, doktora öğrencisinde 1650 liradır. Artık rekabet herhangi bir üniversiteye girmekte yaşanmıyor. Asıl üzerinde durulması gereken husus isteyen her gencimize yükseköğretim yolunun açılmış olması.

Tüm gücümüzü ve imkanlarımızı keyfiyet noktasına haslettik. İhtisaslaşma başta olmak üzere, üniversitelerimizi marka yapmak için birçok programı hayata geçirdik. Araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma üniversiteleri gibi geliştirmeye çalışıyoruz. İllerimizdeki üniversitelerimiz tek tip eğitim yerine farklı alanlarda gelişen bir yapıya kavuşma konusunda ilerlemeye başladı. 2006 yılından sonra kurulmuş üniversiteler arasında dünyada ilk 800'e giren üniversiteler olduğunu görüyoruz.

Dünyanın pek çok yerinde yabancı öğrenci sayısı azalırken, ülkemizde bu sayının 200 bini aşmış olması, Türkiye'ye duyulan güvenin ifadesidir. Biz de bundan mutluluk duyuyoruz. Anadolu'nun dört bir yanındaki üniversitelerimizin gelişimine daha çok önem veriyoruz. Yeni bir projenin müjdesini paylaşmak istiyorum. YÖK Anadolu Projesi. Bu projeyle, Anadolu'daki üniversiteleri gelişmiş üniversitelerle eşleştirerek eksiklerin giderilmesini istiyoruz. Bu programı akademik yılın ikinci döneminden itibaren hayata geçiriyoruz. Bir başka önemli adım da YÖK Sanal Laboratuvar Projesidir. Genel kimya ve fizik laboratuvar dersleri sanal ortamda verilebilecektir.

Artık her alanda küresel bir güç haline gelen bir Türkiye var. Bu Türkiye'nin en büyük ihtiyacı da yetişmiş insan gücüdür. Kalkınmamızda kritik öneme sahip teknolojilerin gelişmesi ve kullanılması konusunda ciddi açığımız bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın, MEB'in, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın çeşitli çalışmaları bulunuyor. Ancak arzu ettiğimiz yere gelebilmiş değiliz. Hangi evladımızın hangi alanda yürümesi gerektiğini tespit ederek, kendisine gereken imkanı sağlamalıyız. Anasınıflarına kadar sağlam, etkin, işler bir sistem kurmalıyız. Toplum olarak hep birlikte seferberlik anlayışı ile çalışmamız gerekiyor.

Gözden asla kaçırmamız gereken hayati bir husus var. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak için onların gönül dünyalarını da zenginleştirmeliyiz. Dünyada maddi zenginlikte çok ileri gittiği halde manevi çöküşte olan toplumlar var. Türkiye'yi böyle bir tehlikeyle yüz yüze bırakmayacağız. Maziden atiye kurduğumuz köprünün zenginliklerinin tamamına sahip çıkacağız. Bu topraklarda doğup büyüyen her evladımız tarihini, kültürünü en iyi şekilde bilmeli ve uygulamalıdır.

Hedeflerimize ancak bilimin ve teknolojinin tüm dallarında en ileri seviyeye ulaşmak için çalışan ve tarihinin, kültürünün temel bilgilerine vakıf nesillerle ulaşabiliriz. Ruhsuz bir beden ceset, maneviyattan yoksun bir zihin de robottur. Biz insani kamili yetiştirmenin peşinde olmalıyız. Bunun yolu da kendi varlığından başlayarak her şeyi sorgulayan, araştıran nesiller yetiştirmekten geçiyor. Hem aile eğitimi, hem mektep eğitimi bağlamında bu konuda ciddi eksiklilerimiz olduğuna inanıyorum. Öncelikli çözmemiz gereken yolumuzun başında bu husus geliyor. Üniversitelerimizden öncülük ve destek bekliyoruz.