Advertisement

Fed Finansal İstikrar Bölümü Ekonomisti Levent Altınoğlu Bloomberg HT’de yayınlanan Piyasa Hattı programına konuk oldu.

Altınoğlu, stagflasyon ortamında merkez bankalarının atması gereken adımlardan bahsederken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) gevşek para politikasının etkileri üzerine değerlendirmelerini aktardı.

Altınoğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Stagflasyon merkez bankalarına zorluk teşkil eder”

Stagflasyon ekonomide hem durgunluğun hem de enflasyonun bir arada olmasıdır. Stagflasyon ortamları merkez bankaları için zorluk teşkil eder. Böyle bir ortamda merkez bankası para politikasını sıkılaştırırsa durgunluğu daha da derinleştirebilir. Gevşek para politikası ile enflasyonu daha da körükler, o yüzden merkez bankaları için zorluk oluşturur. Böyle ortamlarda merkez bankasının kredibilitesinin önemi ortaya çıkıyor. Burada da demek istediğim şey merkez bankasının enflasyonun kontrolü dışına çıkmasına izin vermeyeceğine kamuoyunu inanmasıdır. Kredibilite varsa stagflasyon ortamlarında bile enflasyon beklentileri hızla yükselmez. Merkez bankası da bundan istifade ederek daha gevşek bir politikası güderek büyümeyi sağlayabilir.

“Enflasyonist baskı artarsa küresel faiz artışını öngörmek zor”

Küresel faizler artışa geçti. Bunun ne kadarının tedarik zinciri ile alakası var bilmek zor fakat böyle bir ortam gelişen ülkeler için risk teşkil ediyor. Bunun nedeni de bazı firmalar uzun zamandır devam eden düşük faiz ortamından faydalanarak çok borçlandılar. Faizler artınca bu firmaların yükümlülükleri reel olarak arttı. Bu sebeple bu ülkelerde ani sermaye çıkışları yaşanabiliyor. Sermaye çıkışları faiz artışları ile karşılanmazsa, kurun daha da yükselmesine neden olabiliyor. Emtia fiyatlarındaki artış enflasyonist bir baskı oluşturduğuna dair çoğu ekonomist hemfikir. Enflasyonist baskı artarsa küresel faiz artışının devamını bilmek zor.

“Türkiye'de faiz artışı gerekebilir”

Enflasyonun yüksek seyirde olmasına rağmen Türkiye’de gevşek para politikasının sürdürülmesi Türkiye ekonomisi için önemli riskler doğuruyor. Türkiye’de birçok firma Döviz cinsinden çok borçlanmış durumda ve borçların büyük kısmının kısa vadede ödenmesi gerekiyor. Dolayısıyla gevşek para politikası enflasyonu körüklüyor, enflasyon da kurun artmasına sebep oluyor. Döviz artınca firmaların reel yükü artıyor. Buradaki risk bu firmaların borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi endişesiyle ani bir sermaye çıkışının yaşanmasıdır. Reel sektörde durgunluk olursa banka sektörüne de sirayet edebilir. Geçmişteki krizlerde olayların böyle geliştiğini gördük. İhtiyatlı para politikası riskler ortaya çıkmadan faiz artışını gerektirir.

“Kur korumalı mevduat orta vadede enflasyonist baskı oluşturabilir”

Böyle bir ortamda enflasyonun azalmasını beklemek çok zor. Son zamanlarda TL büyük ölçüde değer kaybetti, bunun sebebi gevşek para politikası ve yüksek enflasyon ortamı. Yüksek enflasyon ortamında faiz artırımına gitmeden TL’yi desteklemek zorlaştı çünkü Merkez Bankası kura müdahale etmek için döviz rezervlerini büyük ölçüde sattı. Son yıllarda rezervleri artırmak için Merkez Bankası bankalardan döviz ödünç aldı. Dış yatırım ve ihracatla ülkeye giren döviz miktarı yetersiz kalırsa, Merkez Bankası o zaman ödünç alınan dövizleri ödemekte zorlanır. O zaman iki seçenekle karşı karşıya kalınır. Birincisi ödünç alınan dövizleri TL cinsiden ödemeye gidebilir ki bu enflasyonu daha da körükler. İkinci seçenek ödünç alınan dövizleri kısmen ödemeyerek olur ki bu bankalara zarar verir ve banka kredisini olumsuz etkiler. Kur korumalı mevduat uygulaması kura geçici destek sağlayabilir. Orta vadede ise enflasyonist baskı oluşturarak kura ters etki yaptığını da görmemiz mümkün