Advertisement

Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan ve şu an ülkelerin sağlık başta olmak üzere ekonomik ve sosyal yapılarını olumsuz etkileyen koronavirüs salgınında ülkemizin süreci başarılı bir şekilde yürütmekte olduğunu görmekteyiz.

Devletimizin planlı olarak aldığı tedbirler salgının kısa zamanda kontrol altına alınmasına olanak sağladığı gibi ekonomik yansımaların derinleşmesinin önünü aldığını görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından mayıs ayı başında açıklanan normalleşme süreci kararları salgının kontrol altına alındığını göstermekte, ayrıca ekonomik ve sosyal zararların minimize edilmesi açısından olumlu bir devrenin başlangıcına ışık tutmaktadır. Normalleşme emarelerinin ortaya çıkmasıyla kapalı tutulan hizmet sektörü işletmeler ve imalat firmaları başta olmak üzere, ilimiz, bölgemiz, ülkemiz öncelikli olmak üzere küresel ticaretin en az hasarla süreçten çıkabilmesi beklentimizdir. Öncelikle ülkemizde alınan tedbirler kapsamında faaliyetlerini tamamen ya da kısmen durduran sektörlerin canlandırılması açısından devletimizin aldığı kısa çalışma ödeneği, KGF kredi paketleri ve vergisel ödemeler ile kredilerin ötelenme uygulaması süreçten en az kayıpla çıkmamıza vesile olacağı kanaatindeyiz.

Bundan sonra ne yapılmalıdır ya da bizi neler beklemektedir?

Tek taraflı bakılmadan iş dünyası ile devletimizin el ele vererek ekonomimizin ana lokomotiflerinin harekete geçmesi ve diğer sektörleri de kapsayacak önlemler ile işimiz ve aşımızın mücadelesini vermemiz gerekmektedir. Serbest piyasada normalleşme emarelerinin mayıs ayında hissedilmeye başlanması ve asıl sürecin haziranda yol alması beklentilerin ana çerçevesini içermektedir.

Öncelikle arz ve talep denkleminin oluşturulması ardından küresel ticarette ortaya çıkan fırsatların iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Küresel ticarette taşların yerinden oynaması bazı sektörlerin öne çıkması muhtemel etkiler içermektedir. Bizim yapmamız gereken Covid-19 salgını süreci gibi ekonomik gelişmeler ve değişmeleri de yerinde ve zamanında tedbir ve kararlar ile yönetmemizdir. Bu bakımdan Türk iş dünyası coğrafi ve küresel sermayenin jeopolitik yapısında öne çıkan en önemli pazardır.

Diğer yandan iç piyasanın dengelenmesinde iş dünyası ile devletimizin el ele vermesi şarttır. Piyasaların normale geçişinin çok rahat olamayacağını bilerek tek taraflı bir mücadele beklentisinde olmadan birçok sektör ve binlerce işletmenin zorlanacağı bir durum bizleri beklemektedir. Küresel hiçbir yapının tek başına ya da Covid-19 salgınının olumsuz etkilerini hissetmeden bu süreci atlatabileceği öngörülmemektedir. Salgın sonrası ortaya çıkacak fırsatlara daha çok yoğunlaşarak, yara almış sektörlerin pansuman tedbirler kapsamında normalleşmesini sağlayarak 83 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlık alanındaki başarı grafiğine ekonomik kapsamda da yaşamamızın zor olmayacağına inanmaktayız.

Bu vesile ile sağlıklı, ekonomik ve sosyal etkilerin minimize edildiği bir yaşam diliyoruz.

​​​​​​​Hasan ÇAKIRMELİKOĞLU

​​​​Giresun Ticaret ve Sanayi Odası YKB