Advertisement

Zaman, ve zamanlama..İki yıl geçti. AB krizine damga vuran dış borç sorunu iki yaşına bastı. Peki daha fazla doğum günü yaşayacak mı? Daha kaç yıl sürecek? Bunu bilebiliyor muyuz? Washington DC'de bu sorulara bu sene yanıt bulabilecek miyiz?

Bu baharda da her delege haftasonu dahil olmak üzere, bir haftasını ikili toplantılardan, grup fotolarına, basın toplantılarına kadar Yıllık toplantısını geçirmek üzere DC 'ye geldi. Hava biraz daha değişikti. İki yıllık kriz sürecini yaşayan Avrupa bölgesi liderleri, IMF lideri Lagarde'ın öncülüğünde problemli ülkelere adeta "fundraising", yani para toplama kampanyası başlattılar. İki gün süren kapalı kapılar ardında geçen toplantılardan sonra 21 Nisan Cumartesi sabahı itibariyle, toplanan parayı neredeyse iki katına yani $430 milyara çıkardılar. Peki, piyasaların korkusunu şimdilik bastırmak için toplanan para kimlerden, hangi ülkelerden geldi? En az 200 milyarı Avrupa bölgesi ülkelerinden geldi. Diğer dağılım ise şoyle: $200 milyar Avrupa'dan, $10 milyar Rusya'dan, $60 milyar Japonya'dan, 1.8 milyar Brezilya'dan, $5 milyar Singapur'dan, Danimarka+Norveç+İsvec'ten $60 milyar. ABD, Kanada ve Brezilya ise kesinlikle Avrupa tüm kaynaklarını seferber etmeden olmaz diyorlar ve yanaşmıyorlar.

Gelelim Türkiye'ye...Cuma sabahı daha kendisi taze taze ABD'deki tüm newstandlerde yeni çıkan Time Dergisi'nin kapak konusu "Dünyanın en etkili 100 kişisi" olarak seçildiğini basına özel röportajımızda duyurduğumuzda Basbakan Yardımcımız Ali Babacan, canlı yayına bize verdiği röportajda, Türkiye ekonomisi ile ilgili hedeflerimizden birinin tasarrufları artırıp cari açığı asağıya çekmek olduğunu belirtti. Hükümetin resmi büyüme tahmininin yüzde 4 düzeyinde olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Babacan konuyla ilgili olarak, "Türkiye'de herhangi sıkışıklığa neden olmadan, bütçe, para ve bankacılık politikalarıyla yüzde 4'lük büyüme rakamını tamamlayabiliriz diye düşünüyoruz" diye konuştu. Aynı şekilde günün ilerleyen saatlerinde bizimle röportaj yapan Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raisner de kendi büyüme tahminlerinin % 3.8, neredeyse 4'e yakın olduğunu, hükümetten biraz daha muhafazakar olduklarını da bu arada yorumlayarak, Turkiye'nin Avrupa Birliği'ni unutmaması lazım. Bölgenin entegrasyonu ve ülkenin muhtemel potansiyelinin bölge içindeki dinamiklerle büyüme ihtimaline dayanarak unutmaması lazım yorumlarında bulundu.

Birçok kişi gün içinde yani haftasonuna girmeden önce IMF kurtarma duvarının miktarını tartışıp bahse girerken, tüm liderler bir toplantıdan öbürüne koşuyordu. Aralarında Babacan da aynı şekilde toplantıları sona erip biz gazetecilerle, gece 22:00'yi geçen bir saatte Ritz Carlton'da basın toplantısı verdiğinde, Dünya Bankası Başkanı Zoellick ile görüşmelerinin beklenenden çok uzadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Şu anda bizden beklenen, bundan sonraki dönemde kendi deneyimlerimizi, tecrübelerimizi, iyi uygulamalarımızı mümkün olduğu kadar fazla ülkeyle paylaşmamız. Çünkü işleyen iyi bir örnek, yazılan reçetelerden, uluslararası kuruluşların yazdığı raporlardan çok daha etkili olabiliyor. İnsanlar gözleriyle gördüğü, iyi sonuç veren bir örneği çok daha ikna edici buluyorlar ve uygulamada da çok daha olumlu bakabiliyorlar. Türkiye'den böyle bir beklenti var, IMF tarafında da Dünya Bankası tarafında da var."

Bernanke ile de birebir görüşme yapan Babacan, benim sorduğum" "Peki Bakanım Bernanke size herhangi bir likidite operasyonu, QE3 ihtimalinden bahsetti mi" sorusuna şu cevabı verdi:

"Öncelikle Bernanke zaten geçen haftalardan birinde kapalı kapılar ardından söylediği laflar Bernanke'nin başını yeteri kadar derde soktu, ağzından kaçırdığı dışarı sızan yanlış yorumlanan, ama piyasaları sallayan QE3 yorumunu artık herhalde ağzına kolay kolay almama konusunda dersini aldı diyerek bizleri güldüren Babacan, ama şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte likidite operasyonlarıyla işte daha yeni yeni bir miktar büyüme, bir miktar istihdam görüyoruz ama ilelebet böyle sürmesi mümkün değil. Zaten seçime kadar böyle gider, ondan sonra gerekenleri yaparlar diye tahmin ediyorum" dedi. Biz bakanımızın bu yorumundan seçim öncesi QE3 olabilir, ama seçimden sonra bunun durması lazım, zira taşıma suyu ile değirmen dönmezi anlıyoruz. Bernanke QE3 ihtimali vermemiş, ama Bakanımızın kanaatince seçimden sonraya kadar yaparlarsa yaparlar, sonrasında dururlar.

Kendisi ABD ekonomisi ile ilgili olarak da:

"ABD'den bu yıl somut adım beklemiyoruz. Ekonomi açısından ABD Merkez Bankası'nın olağanüstü likidite koşullarıyla belki bu sene bir miktar büyüme, istihdam oluşacak ama başka hiç birşey yapmazlarsa, sadece para basarak yıllarca bu durumu idare edeceklerini düşünüyorlarsa, o büyük hata olur. Bizim de herkesin de beklentisi, artık 2013 yılında daha köklü tedbirlerin alınacağı, bütçe açıklarını azaltmak için adımlar atılacağı ve yapısal reformlar üzerinde de daha ciddiyetle durulacağı. Bu beklenti gerçekleşmezse, o zaman daha zor bir dönemi görebiliriz, ama ben o hatayı yapacaklarını sanmıyorum. Gereken neyse 2013'te yaparlar diye tahmin ediyorum.

2013'te öncelikle bütçe açıklarını azaltmaya başlayacak somut adımları atıp, orta vadeli ve kredibilitesi olan bir mali uyum programını açıklamaları gerekir diye düşünüyoruz doğrusu, sadece 1 yıl değil, en az 3 yıllık. Biz düşünüyoruz derken, bunu aynı zamanda bir G-20 önerisi olarak sonuç bildirgesine de işlemiş durumdayız. Yani, gelişmiş ülkelerin en kısa zamanda kredibilitesi yüksek, uygulanabilir orta vadeli programlarını açıklamaları gerekir diye G-20 bildirgesine yazdık. ABD de dahil, bütün ülkeler, doğru diye altına imza attı. Bu sadece bizim beklentimiz değil, olması gereken, umarım da olur". mesajını verdi.

Bu seferki gelişinde, IMFC komitesinin kısıtlı katılımından, Dünya Bankası kalkınma toplantıları, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin görünümü ile ilgili toplantı ve temaslar, G20 calışma yemeği, Rio 20 bakanlar toplantısı, Deauville ortaklığı toplantısı, IMF-Dünya Bankası toplantıları, Atlantic Council etkinliği onur konuğu olarak konusmasına kadar tum toplantı ve konusmaların faydalı olduğunu soyledi.

Suriye ile ilgili tek problem, uluslararası toplumun tek duruş sergileyememesi oldu diyen Babacan, tek ses yoktu. Mevcut rejimi neredeyse destekleyecek tutumlar vardı. Suriye'nin sorunları Suriye'nin dinamikleri ile çözülebilir. Baskı ve şiddetle bir yere varılmaz. Zor kullanma ve baskı ile değil. Rejimin sözlerini tutması lazım ve tutabilecek mi bunu da zaman gösterecek.Bir soru üzerine, Türkiye'nin ise bu zaman konusunda önerisi henüz yok.

Ama herkes bize Suriye'yi soruyor. Singapur Hükümet kurulundaki 89 yaşında başkanın bile bana ilk sorusu Suriye'ye ne olacak idi.

IMF 'deki kotamızın artırılması ile ilgili soruya da " IMF'ye $2 milyardan az borcumuz kaldı. Kota artırmak için IMF'nin kota reformu oy gücünün artması anlamına geliyor Türkiye açısından.

Oy gücü azalan ülkeler, ekonomik dengeler değiştiği için değişiyor deyince aklıma hemen yukarıda IMF kurtarma fonunun için saydığım ülke listesinde Brezilya'nın olmaması, nakit üstünde oturan Brezilya'nın $430 milyarın üstündeki bu para aktarımına katılmayı red etmesinin sebebinin oy gücü, kota ile ilgili talebi olduğu geldi. Çünkü Brezilya oy gücü artırılmadıkça, para aktarımında bulunmayacağını söylemişti. Türkiye olarak biz de aynısını yapabilir miyiz diye içimden geçirdim.

2013'ün Ocak ayından itibaren IMF'nin 3.kota oluşturması çerçevesinde, yani 2010 reformundan sonra Turkiye'nin kotasının % 1.09'a çıkmış olması bile aslında yeterli değil mesajını verdi.

İran'la ilgili gerilim yaşadık. Diplomasinin daha önemli olduğunu anladık. ABD'deki seçimlere kadar diplomasi kanallarının açık olması önemli.
İran'la ilgili riskler dünyadaki petrol taşıma kanalları ile ilgili riskler, petrol fiyatlarını yukarı taşıyor.

TMSF ve BDDK'ya üye atanması ile ilgili Bakanlar Kurulu'nda imza süreci başladı. Henüz verilmiş bir kesin karar yok. Olunca size açıklayacağız.

IMF mi yoksa Türkiye mi yardıma muhtaç ülklere daha fazla hibe verdi karşılaştırmalı sorusuna:

IMF'nin Kırgızistan'a yardımı $100 milyon, Türkiye ise $30 milyon hibe etti, Bosna Hersek'e sadece tarım programı içinde yapılan yardım $120 milyon. Libya'ya $250 milyonluk kredi verdik. Geçen sene Türkiye'nin farklı programlar çerçevesinde, yani sağlık, eğitim, askeri güven ve eğitim, gibi programlar çerçevesinde yaptığı total hibe $1.3 milyar.

OECD raporuna göre, tüm OECD ülkeleri içinde Türkiye'nin yardımı % 38 artmış. Somali'ye havaalanı, Sudan'a hastane için $75 milyon gibi programlarımız var. Bu yardımların ağırlığı Afganistan'a yapılmış, (birikimli yılların rakamına bakarsak ağırlık kazanır).

Hazine Bakanı Geithner ile de, onlardan gelen talep neticesinde görüşme yaptığını belirten Babacan geceyarısına yakın basın toplantısını sona erdirdi.


Şöyle bir geçtiğimiz haftaya baktığımda, aklıma röportaj konuklarımdan birini cafede beklerken, George Osborne'un politik danışmanı Rupert Harrison ile tesadüfen kafede yanyana otururken yaptığım konuşma geldi. Kendisine sizce umut var mı? $430 milyar Avrupa krizini şimdilik bastırmaya bile olsa yeterli olur mu? sorusunda kendisi "Umut var. Bu sene geçen senekinden daha umutluyuz. Tabii ki George Osborne AB'ye hep karşıydı. Ama diplomasi gereği, politika gereği ben demiştim diyemeyiz. hava daha az karamsar ve kriz teşhisi yapmış havadan çıkmış durumudayiz" dedi. Peki "umut var dediniz, yani bu kriz yayılmadan önlenip kontrol altına alınıp çözümlenecek mi? " Evet, kesinlikle, ama en önemli sorun, bunun ne kadar süreceği" mesajında bulundu. Evet zaman ve zamanlama herşeyden daha önemli ve cevabı zor bulmaca.

Melika Ayan

Bloomberg HT

New York Temsilcisi