Advertisement

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ''Büyümeyi ılıman hale getirmemiz iyi olur diye düşündük. Hükümet ile paylaştık. Bu açıdan bakıldığında ocak, şubat ve mart aylarını içeren ilk çeyrekte gayri safi hasılanın yatay seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz. Fakat daha sonra nisan, mayıs ve haziran aylarında bunun tekrar artıya döneceğini, büyüme eğiliminin ılımlı şekilde devam edeceğini tahmin ediyoruz. Buradan enflasyonist baskı beklemiyoruz'' dedi.

Başçı, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Dış Tİcaret Kompleksi'nde gerçekleştirdiği Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, son aylarda haber akışının hızlandığını, ekranlarda ve gazetelerde önemli gelişmelerin yer aldığını belirterek, özellikle son haftalarda daha ziyade Euro Bölgesi'nden haber akışlarının olumsuz yönde olduğunu kaydetti.

Türkiye'den gelen bilgilerin olumlu yönde gerçekleştiğini ifade eden Başçı, ''Avrupa'da çok çeşitli senaryolar ortaya çıkıyor. Para birliğinin geleceği ne olacak? Ortak kararlar uygulama sahasına girecek mi? Yoksa farklı kararlar almaları mı gerekecek? Bunlar bilinmeyenler ama önemli konulardır. Herkes merakla ilgiyle Avrupa'da olanları izliyor. Biz bu olup bitenlere karşı Türkiye olarak ne yapabiliriz? Fırsatlar nelerdir? Bunları değerlendirmelerini yaparak, belirli bir politika çerçevesi başlattık ve bu politika arzu edilen yönde devam ediyor. Ufak tefek sapmalar olabiliyor. Bu işin doğası gereği olarak şoklarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Önemli olan bu şokları doğru zamanda doğru tepki verebiliyor musunuz? Önemli olan bunla'' şeklinde konuştu.

Başçı, Merkez Bankası'na kurum olarak kanunla verilmiş görev alanı bulunduğunu anlatarak, şunları aktardı:

''Elbette görev alanı içerisinde hareket etmek durumunda bulunuyor. Kanunda yazan 2 görev açısından konuşmak istiyorum. Attığımız adımları bu iki görev çerçevesinde değerlendirmek mümkün. İhracat ile olan ilgimiz ikinci görev olan finansal istikrar ile ilgidir. Merkez Bankası'nın öncelikli hedefi fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Tek bir politika aracıyla bu amaçları gerçekleştirmeniz mümkün değildir. Fiyat istikrarı deyince aklımıza hemen enflasyon geliyor. Enflasyonu etkileyen temel faktörlerden biri taleptir. Acaba enflasyona yol açacak derecede yüksek bir ülkede aşırı, toplam talep var mı? Bunu sorduğumuzda bugün itibariyle böyle bir talep baskısının olmadığını görüyoruz. Ekonomimiz, Lehman krizi sonrasında çok kuvvetli bir toparlama yaptı. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla kriz öncesi seviyenin oldukça üzerine doğru çıktı. Oldukça hızlı, arka arkaya 2 yıl dünyada başta gelen büyüme hızına sahip oldu.

Bütün dünya bu kadar hızlı büyüyemezken, siz eğer bu şekilde hızlı büyürseniz ve ihracat kanalıyla değil de ithalat bağlantılı gelirse o zaman dış açık içerisinde kalıyorsunuz. Büyümeyi ılıman hale getirmemiz iyi olur diye düşündük. Hükümet ile paylaştık. Bu açıdan bakıldığında ocak, şubat ve mart aylarını içeren ilk çeyrekte gayri safi hasılanın yatay seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz. Fakat daha sonra nisan, mayıs ve haziran aylarında bunun tekrar artıya döneceğini büyüme eğiliminin ılımlı şekilde devam edeceğini tahmin ediyoruz. Buradan enflasyonist baskı beklemiyoruz.''

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, günümüzde artık finansal istikrarın bir ihtiyaç olduğunun ortaya çıktığını belirterek, ''Siz sadece enflasyonu düşük tutarak, fiyat istikrarını sağlayarak merkez bankacılık yapamazsınız. Mutlaka finansal istikrara bakmanız gerekir'' dedi.

Bunun çok doğru bir tercih olduğunu vurgulayan Başçı, bugün kanununda böyle bir madde olmayan pekçok merkez bankasının bunu istediğini ve kanuna yazdığını söyledi.

Erdem Başçı, ''Çünkü bunun bir ihtiyaç olduğu artık ortaya çıktı. Siz sadece enflasyonu düşük tutarak, fiyat istikrarını sağlayarak merkez bankacılık yapamazsınız. Mutlaka finansal istikrara bakmanız gerekir'' diye konuştu.

Burada 2010 yılının sonunda birinci sorun alanı, birinci risk unsuru olarak cari açıktaki potansiyel yükselmeyi gördüklerine değinen Başçı, bununla ilgili karşı tedbir ve yumuşatıcı tedbir alınması gerektiği yönünde ilk olarak Merkez Bankası'nın söylemler geliştirdiğini, daha sonra diğer kurumların da harekete geçtiğini ve bu konuda dengeleyici tedbirlerin şu anda meyvelerini vermeye başladığını söyledi.



-''Dengelenme önemli bir noktaya geldi''

Miktar olarak, reel mal ithalatı ve ihracatı açısından bakıldığında 2011'in başlarından itibaren dengelenmenin başladığının altını çizen Başçı, ''O dengelenme şu anda artık önemli bir noktaya kadar geldi. Fakat biz neden bunu cari açık rakamlarında tamamen görmüyoruz? Ticaret hadleri pek yardımcı olmadı. Enerji başta olmak üzere ithalat fiyatları, ihracat fiyatlarından daha fazla arttı. O yüzden biz bunu tutar olarak o kadar da hızlı görmedik. Yeni yeni görmeye başladık daha bu aylarda cari açıktaki düzelmeyi, ay ay kademeli bir şekilde gözlüyoruz'' şeklinde konuştu.

Aynı şeyin milli gelir hesapları açısından da görülebileceğine işaret eden Başçı, ''Nihai yurt içi talep, haddinden fazla artmıştı. İç talep kaynaklı büyüme, bu ortamda pek sağlıklı değil. O yüzden mutlaka Türkiye'nin ihracat kaynaklı büyümeye geçmesi gerekiyordu. Burada da amacımıza ulaşıyoruz. Katma değer açısından ihracatın büyümeye katkısı gayet olumlu. Politikalar devreye girdikten sonra, nihai yurt içi talep de yatay bir seyir izledi. Netice alınabiliyor'' dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ''Mayıs ayında enflasyonda önemli düşüş bekliyoruz. Enflasyonu bu ay tek hanede göreceğiz'' dedi.

Başçı,  her türlü öncü göstergenin ılımlı büyümeye devam edileceğine işaret ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Türkiye'de üretim faktörlerinin büyük bir potansiyele işaret etmesi yatıyor.. Birincisi fiziksel sermaye ve ikincisi de emek. Bu emeğin kalitesi, eğitim düzeyi, üretkenlik düzeyi gibi faktörler var. Sabit sermaye oluşumunun kalitesi önemlidir. Hem sermaye birikimi kriz sonrası hızlanmış durumda, gayri safi hasılaya oran da tepe nokta yüzde 22 idi krizden önce, yatırımların gayri safi hasılaya oranı... Lehman krizinde bu rakam düştü ve şu anda tekrar 22 seviyesine kadar yükseldi. Sermaye oluşumunda herhangi bir sorun yok. İş gücüne katılım oranı oldukça düşük seviyedeydi. Burada da sürekli ve kalıcı bir artış gözlüyoruz. Dolayısıyla Türkiye'de emek kıtlığı da yok. Eğitim tarafında biraz eksiklik var ama reformlar yapılmaya devam ediyor. Türkiye'de potansiyel üretim tarafından bakıldığında çok fazla bir çıktı açığını ters yönden etkileyecek bir gelişme söz konusu değil diye düşünüyoruz. Verimlilik, üretim faktörlerinden kaynaklanan büyüme bizim açımızdan, enflasyon açısından bir sorun oluşturmuyor. Yeter ki bir takım risklere dikkat edelim. Aşırıya gidişten kaçınmamız gerekir. Bunun dışında sağlıklı bir büyümedir.''

Başçı, kriz yıllarını kapsayan dönemde istihdamın ortalama yüzde 4 arttığını ifade ederek, şunları söyledi:

''Mali disiplinden uzaklaşan, bankacılık sistemine hürmet etmeyen ülkelere bakıldığında istihdam kayıplarıyla karşı karşıya kalındığını görüyoruz. İrlanda, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Japonya, ABD, İtalya gibi ülkelerden bahsediliyor. İstihdam ile ilgili bir anketimiz var. İş bulma olanakları açısından nisan, mayıs, haziran aylarında belki bir miktar daha iyi olacağı yönünde cevaplar alıyoruz. Bu iyi bir göstergedir. Biz, burada istihdam artışlarının devam edeceğini tahmin ediyoruz. Aşağı yönlü riskler var ama şu anda Türkiye'deki vatandaş açısından olumlu.

'Enflasyon neden arttı? diye soruluyor. Bu sorunun cevabı gayet basit. Türk Lirası, önemli ölçüde değer kaybetti. Önce bizim uyguladığımız politikalar sonucunda ağustos ayına kadar değer kaybetti. Daha sonra dışsal faktörlerle, Avrupa'da ve dünyada olan gelişmeler sonucunda ilave değer kayıpları oldu. Bu değer kayıplarının mutlaka enflasyon üzerinde yansıması var. Yaptığımız araştırmalarda bunun yüzde 15'lerde olduğunu düşünüyoruz. Tepe noktayı en son açıklanan nisan ayı enflasyonunu gördük yüzde 11'dir. Mayıs ayında enflasyonda önemli bir düşüş bekliyoruz. Enflasyonu bu ay tek hanede göreceğiz.''

Başçı, olumlu düşüşün beklentileri düzelteceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Uzun süreli çift haneli rakamlar, beklentileri bozuyor. Fiyat ücret pazarlıkları yapılırken gerçekten enflasyon Merkez Bankası'nın söylediği gibi yıl sonunda 6,5 gelecek yıl 5 şeklinde mi gidecek? gibi pazarlıklarda konuşulur. Biz yüzde 6,5 konusunda kendimizden eminiz. Bu ay ki düşüş ile vatandaşlarımızın, çalışanlarımızın daha emin olmalarını sağlayacaktır. Bize düşen görev, haziran, temmuz, ağustos aylarında bir yükseliş olacak, bu yükselişin sınırlı kalmasıdır. Ekim, kasım, aralık aylarındaki bu kuvvetli düşüş, bizi 6,5'a getirsin. Bizim planımız böyle. Döviz kurları konusunda bizi anlayışla karşılayın, bu konuda hassasız. Önümüzdeki günlerde ihracatçılarımızın Türk Lirası'nın aşırı değer kaybetmesini istemiyor ama bir miktar da diğer ülkelerde de değer kaybı olduğu için ihracatçılarımıza büyük ihtimalle yurt dışı yardım edecek, fakat biz Merkez Bankası olarak buna karşı duracağız ve Türk Lirası'nın sağlam para olarak kalmasında politikalar yapmaya devam edeceğiz.''



-''Bu ay yüzde 8'li rakamları belki görebiliriz''

Tek araç mı? Çok araç mı? sorularının cevabının elzem olduğunu ifade eden Başçı, ''Sadece kısa vadeli faizleri ayda bir defa değiştirerek bunu yapamazsınız. Biraz daha zengin politika setine ihtiyacınız var. Dünyada ekonomik veriler ile ilgili Consensus Forecast anket yapıyor. Bu anketlerin sonucunda, Türkiye'de enflasyondaki yükselişin geçici olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Bu yıl sonunda gerçekten düşeceğine herkes inanıyor. Gelecek sene daha da düşeceğine herkes inanıyor. Sadece fark şu; bu yıl sonu tahminleri 6,5'un üzerinde ve gelecek sene 5'in üzerinde genellikle tahminler... Burada bizim Merkez Bankası olarak biraz daha olumlu bir görüşümüz var. Kimin haklı olduğunu zaman gösterecek. Biz haklı çıkmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz'' diye konuştu.

Beklentilerin enflasyonu etkileyen önemli bir unsur olduğunun altını çizen Başçı, kira kontratları, ücret kontratlarının beklentilere göre şekillenmesinden dolayı bunların biraz daha yüzde 5'ler seviyesine düşmesini amaçladıklarını söyledi.

Başçı, ''Daha önce verilen enflasyon tahmininin bu ay düşüş, haziran ayında kısmi yükseliş ve yılın son 3 ayında kuvvetli düşüş görmeyi bekliyoruz. Geçen sene yılın son çeyrekte vergi artışları yapılmıştı. Bu ay yüzde 8'li rakamları belki görebiliriz ama ondan sonra bunun 6,5'e gelmesini istiyoruz'' dedi.

BU HABERE YORUM YAZ
 
18 Mayıs 2012 Cuma, 16:41 Misafir BAŞÇI M BANKASININ BAŞINA GEÇTİĞİ GİBİ TÜRK LİRASININ İTİBARINI SARSMIŞTIR.ŞİMDİ DURMUŞ TL YE GÜVENİN DİYOR BU KADAR BÜYÜK YALAN OLMAZ. DOLAR SENİN DÖNEMİNDE CUMHURİYET TARİHİNDEKİ REKORU KIRDI HABERİ YOK BAŞKANIN.İTHALATI DÜŞÜRMEK İÇİN GÖREVE GELDİĞİ GİBİ DÖVİZ PİYASASINI BOZDU DOLAR ALDI BAŞI GİTTİ .PİYASANIN GÜVENİNİ KAYBETTİ.DOLARLA OYNARSAN