Advertisement

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Türkiye'de belirli bir reform yorgunluğunun, AB'de de bir genişleme yorgunluğunun olduğunu söyledi.

Schulz, Türkiye ziyareti öncesinde Der Tagesspiegel gazetesinde yayınlanan röportajında, Türk hükümetinin, Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı François Hollande ile ikili ilişkilerin daha ileriye gideceğine inandığı yorumu yapılması ve bunun doğru olup olmadığının sorulmasına karşılık şunları söyledi:

''AB'nin Türkiye ile olan ilişkileri, bir ülkede hükümetin değişmesine bağlı değildir. Bu ilişkiler, Türkiye'deki reform süreçlerinin devam edip etmemesine ve sonuçta AB ülkelerinin Türkiye'yi almak isteyip istemeyeceğine bağlıdır. Türkiye'de belirli bir reform yorgunluğu var, AB ülkelerinde de belirli bir genişleme yorgunluğu. Bu durum Paris'teki hükümet değişikliğinden sonra da hızlı bir şekilde değişmeyecektir.''

Türkiye'deki reformların hangi alanda yavaşladığının sorulması üzerine de Schulz, AK Parti hükümetinin, iktidarının ilk döneminde, dini bir partiden beklenmeyecek kadar fazla reform gerçekleştirdiğini, ancak iktidarının ikinci döneminde ülkedeki ''toplumsal gruplar'' arasında bazı çekişmelerin görüldüğünü belirterek, ''Kürt sorununun çözümünde gerçek ilerlemeler yok. Bu günlerde Kürt vatandaş hakları savunucusu, milletvekili ve Saharov ödülü sahibi Leyla Zana 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Adil ve hukuk devleti ilkelerine göre yargılanmalı. Şunu açıkça söylüyorum; AB ve her şeyden önce Avrupa Parlamentosu bu davayı büyük dikkatle izleyecek'' diye konuştu.

Schulz, Türkiye'nin Avrupa'yla Arap dünyası arasında stratejik öneme sahip bir ülke olarak AB'ye dahil olması gerektiği şeklindeki tezin hala geçerli olup olmadığı sorusuna da 'bu tezin hala geçerli olduğunu, Müslüman nüfusa sahip Batılı temel değerleri kabul eden bir ülkenin AB'ye girmesinin, AB'nin dini bir topluluk olmaktan öteye gidebildiğinin kesin bir delili olacağını'' cevabını verdi.

Türkiye'nin, Kıbrıs Rum kesiminin AB'nin dönem başkanlığını üstleneceği süreçte ilişkileri en aza indirmek istediği yönünde bir açıklama yaptığının belirtilmesi üzerine de Schulz, böyle bir şeyin olamayacağını Türk görüşme muhataplarına söylediğini ifade ederek, ''AB'yi kimin yöneteceğine Türkiye karar vermiyor. AB'ye aday bir ülke, belirli bir AB ülkesinin dönem başkanlığını üstlenmesi durumunda müzakere yapmayacağını söyleyemez'' görüşünü aktardı.

AB ile Türkiye arasında sürdürülen müzakerelerde ilerleme sağlanamaması durumunda müzakere sürecinin gelecekte gözden geçirilmesinin gerekli olup olmadığı sorusuna karşılık da Schulz, 2005 yılında müzakereler başladığında, bunların mutlak surette tam üyelikle sonuçlanmayabileceği yönünde açıklama yapıldığını, bunu her zaman eleştirdiğini, çünkü bu açıklamanın müzakereleri başından beri zora soktuğunu kaydederek, ''Ya üyelik hedefiyle müzakere yapılır ya da hiç yapılmaz'' dedi.