Advertisement

Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde ivme kaybeden Satın Alma ve Birleşme’ler özellikle bu yılın ikinci çeyreği ile birlikte yeniden canlandı. Üstelik bu canlanma sektörel anlamda da herhangi bir yoğunlaşma göstermiyor. Yılbaşından bu yana gerçekleşen satın alma işlemlerinin en büyük 5’ine baktığımızda, banka, havacılık, ilaç, enerji, madencilik alanında olduğu dikkat çekiyor. Küresel bazda eğilime baktığımızda aslında durumun Dünya’da o kadar da parlak değil. 2008 krizinin ardından 2010 ve 2011 yılları bu işlemler açısından belirgin şekilde iyi geçerken, 2011 yılının son çeyreğinde başlayan yavaşlama halen devam ediyor.

Makarayı geriye saralım… 2008 Krizi, birçok ulusal ve uluslararası şirketin belini bükmüştü. Finans krizinin büyüyerek kısa sürede reel sektörü içine alması ile Merkez Bankaları piyasaya para pompaladı; politika faizlerini agresif şekilde indirdi. Ayrıca ABD’de bankacılık sisteminin sorunlu varlıklarından arındırıldı. Bu kriz önlemleri de krizin ardından yaprak kımıldamayan satın alma ve birleşmeleri de gecikmeli olarak tetikledi. Fonlama maliyetlerinin düşmesi ve bankaların yeniden kredi vermeye istekli olması ile krizden etkilenen şirketler, krizden görece güçlü çıkan şirketlerce göze kestirildi. Bu güçlü eğilim 2011 yılının son çeyreğine kadar sürdü. 4ç11’de işlem adedi %6, işlem hacmi ise %23 geriledi. Euro Bölgesi krizinin bankaları kredi verme güdüsünü zedelemek bir yana, neredeyse ortadan kaldırması bu gerilemenin arkasında yatanlardı. 2012 yılında işlem adedinde ve hacimde zayıf seyir devam ediyor. Bu zayıf seyre ayrıca ortalama %20’nin üzerinde primli gerçekleşen işlemlerin %10 gerilemesi eklendi.

Türkiye’de esasında zamansal süreç küresel piyasalar ile örtüşüyor. 2009’da işlemler bıçak gibi kesilirken, sözkonusu yılın ardından toparlanan satın alma ve birleşmeler, 2012 yılında ivme kaybetmeden devam ediyor. Global ekonominin hala güven vermediği ortamda, uluslararası şirketler yüksek miktarda nakit üzerinde otururken, fırsat kollayan bu firmalar için Türk Şirketleri hem demografik yapısı ile Pazar potansiyeli hem de coğrafi konumu ile mercek altına aldılar. Ayrıca bu yıl açıklanan teşvik paketleri de Türkiye ile ilgili saydığımız nedenleri diğer ülkeler içerisinde özellikle ön plana çıkarıcı katalizör oldu. BloombergLP verilerine göre, 2012 yılında 47 sayın alma ve birleşme duyurusu olurken, tutar da 5,6mlr USD idi. Bu işlemler incelendiğinde en çok göze çarpan ise özellikle küçük ölçekli şirketlerin hedef olması. Yılbaşından bu yana açıklanan 47 işlemden 45’i 500mln USD’nin altında. Ancak kamuya açıklanan işlemlerin şu ana kadar 23’ü sonlandırılırken, 24’ünde süreç devam ediyor. Öte yandan Özelleştirme İhaleleri’nin işlemler üzerindeki etkisini göz ardı etmemek gerek. 2010 yılındaki aktivitenin %50’sini oluşturan ihalelerin ağırlığı 2011’de %7’ye geriledi. Dolayısı ile 2011’de işlem adedi artmasına karşın hacim düştü. 2012 için ise özellikle enerjide üretim ve dağıtım ihaleleri konusunda belirsizlik var. Ancak buna rağmen aktivite devam ediyor. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise uluslararası dorudan yatırım ile ilgili olarak, yılın ilk beş ayında girişin toplam 6,5 milyar ABD doları olduğunu belirterek, “Türkiye uluslararası doğrudan yatırımcılar için de güvenli bir liman, önemli bir yatırım üssü olmaya devam etmektedir” dedi.

Bu yılın en büyük 5 işlemi şu şekilde: Denizbank / Alıcı: Sberbank, TAV Havalimanları / Alıcı: Aeroport de Paris, Ağaoğlu Şirketler Grubu’na bağlı iki adet Rüzgar Enerjisi Santrali / Alıcı: Doğan Şirketler Grubu, Kümaş Manyezit / Alıcı: Gözde Girişim Sermayesi, Graniser Granit / Alıcı: Bancroft Private Equity Plc.

Cihan Başkal

Bloomberg HT Araştırma Bölümü

cbaskal@bloomberght.com

Kapat