Advertisement

Merkez Bankası bugün politika faizinde beklentiler doğrultusunda 25 baz puan indirime giderek %5.75'ten %5.50'e indirdi. Koridorun alt ve üst bandın arasındaki 400 baz puan farkı ise aynen koruyarak önceden de belirttiği gibi ölçülü bir adım atmış oldu.  Merkez Bankasının Fiyat İstikrar mesajıyla birlikte Türkiye 2 yıllık-10 yıllık tahvil makası ise geçtiğimiz hafta 100 baz puanken, karar sonrası 65 baz puana kadar geriledi. Güne %5.74 bileşik seviyesinde başlayan gösterge faizde karar sonrası %5.81 seviyelerine tırmandı. İMKB cephesinde ise sabahki 78 bin seviyeleriyle elde edilen kazanımları PPK Kararı sonrası bir kısmının geri verildiği görüldü. TL cephesi ise Merkez Bankası faiz kararını sevmiş gözüküyor. Karar sonrası TL'de hem Dolar'a hem de Euro'ya karşı değerlenme var.

Merkez Bankası politika faizini aşağı çekerek piyasa oyuncularına göre, bir anlamda ' Enflasyon konusunda endişem yok, ancak büyümeye biraz daha odaklandım, bu açıdan bunu destekleyici politikalar uyguluyorum' mesajını vermiş oldu.

Alt bantta indirim beklentisinin yüksek olmasına karşın, alt bantta bir değişiklik yapılmadı. Yani diğer bir deyişle, Merkez Bankası, bankaların haftalık/gecelik, kısa vadeli paralarına %5 faiz vermeye devam edecek.

Ekonomistlerin 4'te 3'ünün beklediği üst bandı indirmeyerek de, bankaların uzun vadeli kredilerinde biraz daha düşük oranları elde etmesine elverişli bir ortam yaratmadı.

Yabancı para zorunlu karşılıklarındaki beklenmedik 0,4 puanlık artış ise Merkez Bankası'nın dışarıdan çok para gelmesinden endişe etmesinden daha çok gelen paranın büyük bir kısmının rezerv olarak tutulmasını istediğini bir anlamda gösterir nitelikte.

Akbank Hazine GMY Kerim Rota'ya göre:

Politika faizinde çok ölçülü bir indirim, alt bant ve üst bantta indirim olmaması da hem reel efektif kur seviyesinden hem de ileriye yönelik olarak verilen büyüme sinyallerinden ek tedbire ihtiyaç olmadığı mesajını okuyoruz. Verilerdeki gelişmelere göre alt ve üst bantta değişikliğe gidilebilir ancak görüntü itibariyle sınırlı bir politika faizinde indirimle yetinildi gibi gözüküyor. Özellikle uzun vadeli Döviz zorunlu karşılıklarında sınırlı artış olduğunu gördük. Bu da özellikle bankaların ve şirketlerin daha uzun vadeli borçlanmalarını teşvik eden kısa vadeli borçlanmalarının da bir yandan maliyetini artıran bir etken olarak görülüyor. Merkez Bankası önümüzdeki dönemde daha veri ağırlıklı izleyecek gibi görülüyor. Faiz tarafında özellikle çok sınırlı düşüşler olabileceğini görüyoruz. Bu düşüşlerde doğru aylarda doğru zamanlarda kullanmak isteyecektir. Dolayısıyla bu yılsonu faiz düşüşünün hepsini bitirip ondan sonrasında düz gitmek istemediğini önümüzdeki dönemde bir miktar bu verilere göre kararlarından değişiklikler olabileceği gözlemleniyor. Koridorun alt bandının indirilmemesi, Merkez Bankasının bu ay için TL seviyesinden memnun olduğunu gösteriyor. Ancak önümüzdeki dönemde hem açıklanacak enflasyon verileri hem de kur seviyesinin piyasadaki değişkenliğine göre 120 seviyesinin aşılması olası görünüyor. Bu seviye aşıldığı takdirde alt bantta indirim yeniden gündeme gelebilir. Sayın Başkanında daha önce iletişimini yaptığı gibi 120-130 seviyesini aşıldı olarak kabul ediliyor, henüz 120 seviyesi aşılmadığı gibi Aralık ayı pas geçildi. Kararın faiz piyasasına çok büyük bir değişikliğin olmasını beklemiyoruz. Belki biraz Ocak ayında beklenen yabancı girişlerine biraz daha hızlandırıcı bir etkisi olabilir. Dışarıdan gelecek kaynakların büyüklüğü ve hızı beraberinde iç talebin büyüklüğü doğrultusunda faiz tarafında hareketi belirleyici olacaktır. Dışarıdan gelecek kaynaklara karşı alt bant, iç talebe ve mevduat faizlerine yönelik ise üst banttan önlemler alınabilir. Ocak ayından itibaren esas hareketi alt bantta görebiliriz.

Renaissance Capital Global Baş Ekonomisti Charles Robertson'a göre:

Politika faizi yaklaşık 1-2 senedir devam eden bir politikaydı. Yatırımcılar artık getiri avcısı oldu. Bu da merkez bankalarının faiz indirmesini daha kolay bir hale getirdi. Merkez Bankasının adımı yavaşlayan büyümeye karşı bir hamleydi. Merkez Bankasının önümüzdeki yıl %4 ve üstü büyüme hedefini yakalayabilmek için bunu yapması gerekiyordu. Yurt dışından Türkiye'ye 6 ay önce bakıldığında çok daha negatif bir tablo vardı ancak şu an durum değişti. Merkez Bankası faiz politikası hiç olmadığı kadar şeffaf bir durumda. Politika tutuma alışmak bir zaman aldı ama bu alışkanlıktan bu yana korkulan kadar kötü bir durum olmadığı görüldü. Büyüme ve toparlanmanın devamını içeren bir süreçteyiz. 2013'te Türkiye için büyüme beklentimiz %4 civarında ancak petrol fiyatlarına bağlı olarak bu rakam değişebilir. Benim endişem kredi büyümesi tarafında 2014'te küresel gelişmelerle kredi büyümesinin nasıl ivmeleneceği konusu.

İş Yatırım Araştırma Müdürü Serhat Gürleyen'e göre:

MB'nin alt banda dokunması, TL'nin değer kazanmaya başladığı ve TL'nin rekabet gücünün azaldığı bir ortamda anlamlı olurdu. Alt banda dokunmaması ise, MB kısa vadede böyle bir risk görmediği anlamına gelir. Politika faizini piyasanın beklediği ölçüde indirdi. Büyümenin canlanması için yeterli ortamı sağladı. Piyasaya satış gelmesinin sebebi ise, biraz kafa karışıklığı, bazı oyuncuları 50 baz puanlık indirim bekliyordu. Ancak unutmayalım ki beklenti anketini yapanlar ekonomistler ancak piyasa hareketlerini yönetenler para sahibi olanlar. Yabancı para zorunlu karşılıklarındaki 0,4 puanlık artış o kadar da beklenmiyordu. Merkez Bankası dışarıdan çok para gelmesinden endişe etmiyor. Ama genel paranın büyük bir kısmının rezerv olarak tutulmasını istiyor. Bir anlamda ulusal rezervleri güçlendiriyor. Türkiye uzun vadeli faizler anlamında karşılaştırdığımızda, belki reel olarak değil ama nominal anlamda cazip konumda. Türkiye'nin özellikle algılanan riski çok çok düşük.

 

BloombergHT Araştırma Bölümü

Ayşe İyigündoğdu

aiyigundogdu@bloomberg.net