Advertisement

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK) ''Türkiye'nin Büyüme Stratejisi: Yapısal Analiz ve Politikalar'' Araştırması'nda son elli yılda yaklaşık ortalama yüzde 4,5 düzeyinde gerçekleşen uzun dönem yıllık büyüme hızının, Türkiye'nin yeni bin yılda yeniden şekillenen dünya ekonomisinde layık olduğu yeri alması için yeterli olmadığı belirtildi.

TİSK'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Konfederasyon'nun kuruluşunun 50'inci yılı etkinlikleri çerçevesinde hazırlanan araştırma Prof. Dr. Osman Aydoğuş, Prof. Dr. Ömer Faruk Çolak ve Doç. Dr. Aykut Lenger'in imzasını taşıyor.

Araştırmada, Türkiye'nin son yarım yüzyılına ve özellikle dışa açık büyüme modelinin otuz yıllık uygulamalarına bakıldığında teknolojik gelişmeyi esas alan yeni bir büyüme stratejisine ihtiyaç olduğu ifade edildi.

Yeni büyüme stratejisinin ana amacının, yeniden şekillenen dünya ekonomisinde uluslararası iş bölümü hiyerarşisinde Türkiye'nin konumunu aşamalı olarak üst basamaklara çıkarmak ve rolünü yeniden tanımlamak olması gerektiği belirtilen açıklamada, Türkiye ekonomisinin, özellikle ihracatının ağırlıklı olarak emek-yoğun, düşük ve orta-düzey teknolojiye dayalı ürünlerden oluşmasından dolayı, söz konusu hiyerarşik yapının alt basamaklarında yer aldığı kaydedildi.



-Büyüme stratejisinin hedefleri

Uluslararası iş bölümünde daha yukarıya çıkabilmenin yolunun, sermaye birikimi sürecinde daha ileri teknolojilerin kullanılması ve bizzat yeni teknolojiler üretilmesinden geçtiği belirtilen araştırmada, büyüme stratejisinin temel hedeflerine ilişkin şu tespitlere yer verildi:

''Son elli yılda yüzde 4,5 civarında gerçekleşmiş olan uzun dönem büyüme hızı düşüktür. Türkiye'nin yeni bin yılda yeniden şekillenen dünya ekonomisinde layık olduğu yeri alması için yeterli değildir. Bu büyüme hızı ile Türkiye'nin ne gelişmiş ülkeler ile arasındaki mesafeyi kapatması, ne de 'yükselen ekonomiler' (gelişmekte olan ülkeler) arasındaki yarışta öne geçmesi mümkündür. Hedeflenen potansiyel büyüme hızı en azından BRIC KM ülkelerinin son 30 yıllık ortalaması olan yüzde 6,2'nin üzerinde olmalıdır.''

Sabit sermaye yatırımlarının GSYH içindeki payı (yatırım oranı) son otuz yılda yüzde 21, son on yılda (2002-2011) ise yüzde 20 olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan, son 30 yılın ortalama marjinal sermaye-hasıla katsayısı 5 civarındadır. Bu veriden hareketle, Türkiye'de büyüme hızının 1 puan yükseltilebilmesi için yatırım oranının 5 puan yükseltilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.''

Araştırmada ayrıca anılan hedeflere ulaşabilmek için yurt içi tasarruf oranının yükseltilmesi gerektiği ifade edilerek, cari açığın daraltılması adına yatırım-tasarruf açığının da daraltılmasının önemine değinildi.

Kısa vadeli-spekülatif sermaye başta olmak üzere dış kaynak gereksiniminin de azaltılması gerektiğine dikkat çekilen araştırmada, teknoloji düzeyi, Ar-Ge harcamaları ve beşeri sermaye harcamalarının ise yükseltilmesinin önemli olduğu kaydedildi.