Advertisement

BloombergHT.com, Editör Süheyla Yılmaz'ın hazırladığı Türkiye Enerji ile Şahlanacak yazı dizisinin üçüncü bölümünde termik enerjiyi masaya yatırdı. Konuyla ilgili görüş bildiren enerji uzmanı ve eski TEDAŞ yöneticisi Osman Nuri Doğan, verimsiz durumdaki termik santrallerin bir an önce özelleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak duyulacak iş gücü sebebiyle 10 bine yakın istihdam sağlanacağını belirtti.

-Termik enerji demek kömür demek değil...

Doğan,  öncelikle termik santral denince akıllara sadece kömür santrallarının gelmemesi gerektiğini vurgulayarak "Kömürün yanında doğal gaz, fuel-oil, motorin, nafta, LPG ve nükleer yakıt kullanan santralların tümü termik santraldır.  IEA’nın raporuna göre 2010 yılı rakamları ile dünyada tüketime sunulan 21.431 TWh’lik elektrik enerjisinin % 80’inden fazlası termik santrallarda üretilmiştir." açıklamasında bulundu.

 

-Fosil yakıt kullanımı artıyor

"1971 - 2010 dönemine bakılacak olursa üretimde fosil yakıt kullanımı giderek arttığı görülecektir." diyen Doğan "Ancak fosil yakıtlar belirli bir ömürlerinin olması ve bu ömürlerinin artan talep karşısında hızla azalıyor olması yeni enerji kaynakları arayışına zorlamaktadır. Mevcut yapıda gelecekte fosil yakıtlara alternatif nükleer kaynaktan başka bir enerji kaynağı henüz bulunmuş değildir." bilgisini verdi.

Elektrik enerjisinin sürekli, kesintisiz, her zaman dilimi içinde, talep kadar üretilmek zorunlu bir enerji olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiğini söyleyen Doğan, 2010 yılında termik yakıt kaynaklarına göre en büyük elektrik enerjisi üreticilerinin üretim miktarları ve bu kaynaklara göre dünyadaki toplam üretim miktarlarını göstermek amaçlı aşağıdaki tabloyu hazırladı.


Doğan; ülkemizdeki durum ile ilgili ise 2012 sonu TEİAŞ verilerine göre toplam 239 milyar kWh elektrik enerjisi üretiminin % 73,4’ü termik santrallardan karşılandığını belirterek bu üretimin yakıt cinslerine göre dağılımının ise aşağıdaki gibi gerçekleştiği anlattı. Doğan'ın bildirimine göre dünya ortalamalarına göre farklılığımız ülkemizdeki su potansiyelinin biraz daha yüksek olmasının sonucu.



-Türkiye'nin termik enerji potansiyelinin boyutu

"Ülkemizde yaklaşık 11 milyar ton kömür rezevri olduğu bilinmektedir. Ancak ülkemizdeki kömür cinsleri oldukça düşük kalorifik değerlerdedir." diyen Doğan; "Bu sonuç daha fazla kömür yakılarak elektrik enerjisi elde etmek anlamı taşır. Ayrıca yerli linyitlerin kül ve sülfür oranlarının yüksek olması da ayrıca desülfirizasyon tesisi kurulmasını zorunlu hale getirmektedir." açıklamasında bulundu.

"Ülkemizde bu kömürlerden elektrik enerjisi üretimi yapan santral kapasitesi 8.500 MW civarındadır." bilgisini veren Doğan, "İnşaası devam eden ve yapılabilir santral kapasite ile birlikte toplam yerli kömürle elektrik üretim kapasitemiz 26.000 MW civarındadır." bilgisini verdi.

-Termik santrallerin enerji üretiminin yanındaki faydaları

Termik santrallerde üretim esnasında atık buhardan fayda sağalanabilindiğini anlatan Doğan atık buharın özellikle kağıt sanayi ve tekstil sanayinde kullanılabildiği gibi ayrıca konut ısıtmasında da faydalı olabileceğini belirtti.

Hatırlanacağı üzere Esenyurt Termik Santraline bağlı Esenkent Sitesi'nde kojenerasyon sistemi kullanılıyor. Yani açığa çıkan ısı enerjisiyle ısınan su, izole edilmiş borularla Esenkent'teki 7 bin 350 konutun ısınma ve sıcak su ihtiyacını karşılıyor. Böylece evlerin sıcak su ve ısınma maliyeti doğalgaza göre yaklaşık yüzde 50 ucuzluyor.
 
 

-Termik santral 10 bin kişiye istihdam sağlayabilir

Termik santrallarda hem maden işletmeciliği sahası hem santral işletmecilik olması ve üretim için yan hizmetlerinin çokluğu nedeniyle diğer santrallara göre oldukça fazla işgücüne ihtiyaç duyulduğunu anlatan Doğan "Ortalama 1.000 MW gücündeki bir kömür santralında 1.000 – 1.500 kişi istihdam edildiği düşünülürse tüm kömür kapasitemizin kullanılması halinde yaklaşık 10.000 kişiye yeni istihdam olanağı sağlanmış olacaktır." dedi.
 
-Termik, güneş, rüzgar...

Elektrik enerjisi üretiminde ana ilkenin sürekli, kesintisiz üretim olduğunu belirten Doğan "Bu nedenle elektrik enerji üretiminde öncelikle temel güç (Base Load) santrallarına ihtiyaç vardır. Temel güç santralları 24 saat ve yılda 7.000 – 8.500 saat kesintisiz üretim yapma kabiliyeti olan santrallardır. Bu özellikteki santrallar kömür, doğal gaz ve nükleer santrallarıdır. Rüzgar ve güneş bu özelliklere haiz olmadığı için temel güç santrallarına alternatif santrallar değildir. Hatta su santralları bile rüzgar ve güneşe göre daha iyi olmasına rağmen temel güç santralı olarak gösterilmemektedir." açıklamasında bulundu.

Doğan "Rüzgar santrallarının çalışma saatleri yaklaşık 2.000 – 3.500 saat aralığındadır. Güneş santralları ise gün ışığına bağlıdır. Gece saatlerinde üretim imkânları yoktur. Kabul anlamını taşımamakla birlikte bir an için termik santrallarını üretimini bu kaynaklardan karşılayalım diyelim. Bu takdirde termik kapasitenin 4 – 5 katı büyüklükte söz konusu santrallara ihtiyaç olur. Bunun yatırım maliyetini karşılamanın ne denli imkansız olduğunu anlatmaya gerek yoktur." bilgisini verdi.

"Bu tür santralların kurulmasına kimse karşı değil" diyen Doğan, "Ancak, maliyet fiyatlarının ekonomik olması halinde yapılmasında fayda vardır. Yine de bu santrallarının bugünkü teknolojileri ile talebin karşılanmasında alternatif olarak gösterilmesinin mümkün olmayacağı görüşündeyim." yorumunda bulundu.
 
-Cebimiz nasıl daha fazla ısınır?

Doğan, EÜAŞ’ın elinde olan ve verimsiz çalışan termik santralların biran önce özelleştirilmesi gerektiğini belirterek "Ancak, özelleştirmelerde çıkan fiyatlar (hem dağıtım hem de üretimde) ne kadar yüksek olursa daha sonra bu fiyatlar tüketiciye bir şekilde yansıyacaktır. Ayrıca, sektörde yapılacak her türlü sübvansiyon maliyet olarak tarifeye yansıyacaktır. Elektrik fiyatlarının tüketici açısından olumlu olabilmesi için tarife üzerindeki faaliyet dışı kalemlerinin kaldırılmasının gerekli olacağı kanaatindeyim." sözleriyle de fiyat maliyet tüketici üçgenine dikkat çekiyor.
 
Ülkemizin elektrik üretimi için birincil enerji kaynağı konusunda yetersiz olduğunu belirten Doğan "Mevcut tüm kömür rezevrlerimizi, su kaynaklarımızı maksimum sevide kullansak dahi mevcut % 7’ler seviyesindeki talep artışı karşısında bu talebi yerli kaynaklarla karşılamamız mümkün değildir.
Bu nedenle doğal gaz, ithal kömür ve nükleer santrallardan vazgeçemeyiz." dedi.

 

-Nükleere kadar ne yapılacak?

Bugün sağlanan elektrik enerjsinin % 44 -45 oranındaki kısmı doğal gazdan % 12,5’lik kısmı ithal kömür santrallarından karşılandığını belirten Doğan, "Önümüzdeki dönemlerde özellikle ithal kömür santral payı artacaktır. Nükleer henüz başlamadı. Ancak, biran önce başlamasında yarar vardır. Bugün santralın temeli atılsa 8 yıl sonra hizmete girecek. Peki o zamana kadar ne yapılacak? Bunu sorgulamamız gerekiyor." görüşünde bulundu.

TEİAŞ tarafından yayınlanan kapasite projeksiyonuna ve EPDK ilerleme raporlarına bakıldığında 2015 sonrasını pek umut verici olmadığı yönünde görüş bildiren Doğan; Acilen bu konuda alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor:

-Doğal gazda gelinen nokta için şikayet edilmesi yerine kaynak çeşitlendirilmesine gidilmeli,

-Yerli kömürü kullanımı yanında ithal kömür santrallarına gereken önem verilmeli,

-Gerçek maliyetli piyasanın oluşmasını sağlayarak yatırımcının önü açılmalı,

-EÜAŞ özelleştirilmesine hız verilmeli

-Doğal gaz depolama tesisleri yapılmalı

Yıldız: Nükleer santral 3,500 istihdam yaratıyor

Analiz: Hidrolektrik yılda 13 milyar doları kurtarabilir

Analiz: Fotovoltaik teknoloji milyarlarca doları içeride bırakır

Analiz: Türkiye enerjide müsrif

BU HABERE YORUM YAZ
 
23 Ocak 2013 Çarşamba, 16:01 erdimyildiz@yahoo.com anmerhaba özelleştirilmesi bir yana geri dönüşüm ile ilgili dünya ayaklanmış araştırmaların hadi hesabı yok biz hale hazır termik santrallerden çıkan ve yıllardır boşa giden buhar enerjisini kullanmakt bi çareyiz nasıl düzelecek anlayamadımki bunun raporları, araştırmaları var zeten ne desem bilemedim...............
23 Ocak 2013 Çarşamba, 11:52 Misafir özelleştirince düzeliyor mu? bitiyor mu dertler tasalar?