Advertisement

İngilizce bilmek, modern dünyanın olmazsa olmazlarından biri. Türkiye'deki ileri düzey devlet okullarında eğitim fazlasıyla veriliyor, fakat dinlediğini ya da okuduğu anadili gibi anlayan bireyler maalesef konuşamıyor. "İngilizce biliyorum, ama konuşamıyorum" diyenler için izlenmesi gereken yol haritasını Tec İstanbul Yöneticisi ve İngilizce öğretmeni Fulya Yalezan, BloombergHT.com okuyucuları için Süheyla Yılmaz'a anlattı.

-İngilizce'yi devlet okullarında öğrenenler çok iyi derecede yazıp okuyabiliyorken neden konuşamıyorlar?

Fulya Yalezan; İngilizce'yi devlet okullarında öğrenenlerin çok iyi derecede yazıp okuyabiliyorken konuşamamaları ile ilgili "Bunun birçok sebebi var, sadece sistemi suçlayamayız. Bu üç ayaklı bir saç." diyerek konuyu şu şekilde açıyor:

-Yetersiz yayınlar

"Birincisi, ve eleştirebileceğimiz en kolay nokta, ülkemizde malesef, devlet okullarında kullanılan eğitim yayınları dil eğitimlerinde verilmesi gereken 4 beceriyi kapsama konusunda eksik kalıyor.

-İşin kolayına kaçan eğitmenler

İkinci sebep ise eğitmenlerin malesef işin kolayına kaçması. Kendini yetiştirmemek, diplomayı aldıktan sonra birtek ihtisas kitabının sayfasını açmamak, mesleki eğitim ve konferanslara katılmamak, ders kitabı dışında kaynak yaratmamak, öğrettiği dilin konuşulduğu ülkelerden hiçbirinde bir kere dahi bulunmamak vb. gibi tutumlar sergileyen eğitmenler var malesef. Bu gibi vizyonu dar meslektaşlar öğrenene daha çok zarar veriyor düşüncesindeyim her zaman. Ayrıca bu öğretmenler, kitapları birebir takip ettikleri için yazılı ve görsel alıştırmalarla gramer, ve dile ait altyapısal bilgiler sadece derste pekişebilirken, kitap ve okul dışında yapılması gereken konuşma egzersizleri, cümle kurma çalışmaları, dinleme yoluyla kulak dolgunluğu oluşturmak, oyun ve diyalog yoluyla konuşma becerisini geliştirici sistemler devreye sokulmuyor.

-Pratiği bırakmak

Son olarak tabi öğrenenlerin eksikliği sözkonusu. Yabancı dil her zaman bir kenara atılıyor, genç yaşta öğrenmek yerine bu ihtiyaç hep erteleniyor, özellike ebeveynler, çocuklarını yazın kurslara göndermek yerine, yazlıklarda ve evde zamanlarını boşa harcamalarına sebep oluyorlar. Bu durumda ilerde üniversite hazırlık sınavlarında ve kariyer arayışında büyük sıkıntılar ve engeller doğuruyor."

-İzlenmesi gereken yol

Öncelikle iyi bir eğitim danışmanı ile görüşülmesi gerektiğini savunan Fulya Yalezan; "Nasıl ki herkesin bir doktoru, bir avukatı, bir bakkalı vardır, iyi eğitim danışmanları da ailelerle bu tarzda yakın temas içinde çalışırlar. Ayrıca aynı ailede her seviyeden ve her türlü eğitim ihtiyacına da cevap verebildikleri için eğitimle ilgili her konuda danışmanları arayabilirler." açıklamasında bulundu.

-İş İngilizcesi konusunda nasıl bir yol izlemeli

İş ingilizcesini bireylerin belirli bir düzeyde genel İngilizce bilgisine sahip olduktan sonra alabileceklerini belirten Yalezan; "Bu alanda eğitim almak ya da kendisini geliştirmek isteyen adayların öncelikli olarak en az intermediate yani B2 seviyesinde genel ingilizce eğitimlerini tamamlamış olmaları gerekmektedir. Daha sonra yurtiçinde ve yurtdışında aktif çeşitli mesleki ingilizce eğitimlerine katılabilirler." dedi.

İş İngilizcesini kısa sürede halletmek isteyen danışanlarına bu konuda iki öneri getirdiğini belirten Yalezan önerilerini şöyle sıralıyor:

"Birincisi kendi iş kollarıyla ilgili materyalleri de ders programına entegre edebilecek kadar uzman bir eğitmenden özel ders almak. Biz kurumsal eğitimlerimizde öncelikle ihtiyaç tanımlamasını buna göre yapıyoruz.

İkinci olarak da özel derse ayıracağı bütçeyle yurtdışında kısa sürede ve yoğun bir düzeyde seyredecek iş İngilizcesi ya da mesleki sertifika eğitimlerine katılmak. Örneğin Kaliforniya’da bu tarz bir sertifika programının maliyeti sadece 1500 dolar. Adaylar, hem İngilizcelerini geliştiriyor, hem dünyanın en gözde noktalarından birinde kısa süreyle yaşıyor, hem de cv’sini geliştirmiş oluyor. Üstüne üstlük, dünyanın dört biryanından bu programa katılan diğer öğrencilerle kalıcı dostluklar kurarak onlarla ingilizce iletişimlerini sürdürdükleri sürece, kalıcılık pekişiyor, ayrıca da farklı kültürleri yakından tanıyorlar."

-İngilizcesini geliştirmek ya da sağlıklı tutmak isteyenler için gün içinde uygulanabilecek pratik öneriler...

Yalezan; İngilizcesini geliştirmek ya da sağlıklı tutmak isteyenler için gün içinde uygulanabilecek pratik önerilerini ise şöyle sıralıyor:

"İşyerinde sürekli bilgisayar başında olanlar, hergün bilgisayardan çeşitli online testleri çözebilir veya telaffuz sitelerini ziyaret ederek yeni kelimeler öğrenebilrler. Öğlen yemeğinin 15 dakikalık kısmını buna ayırmaları bile yeterli olur.

Bilgisayar başında olmayanlar ise dinleme derslerini akıllı telefonlarına indirerek kulaklıkla dinleyebilirler.

Servisle veya toplu taşıma araçlarıyla işe gidip gelirken ise Oxford Yayıncılık tarafından hazırlanan ve her seviye rahatlıkla tüm kitapçılarda bulunabilen; her birinde en az 100 yeni kelime öğretmeyi hedefleyen Bookworm serisi kısa hikaye kitapları vardır, bunlardan haftada bir yeni kitap okuyabilirler. Bu kitapları genelde ben öğrencilerime ikinci el kitapçılardan almalarını da tavsiye ediyorum.

Bu kitapların, online e-book versiyonlarını bulmak da mümkün. Ya da birsosyal paylaşım ağı mesajı sayesinde yüzlerce kişiyle bu tarz bilgi ve birikimleri, e-book ve aktivite koleksiyonlarını online olarak bilabedel paylaşmak da seçenekler arasında."

-Yurt dışında iyi bir eğitim için izlenmesi gereken yol...

Yurt dışı eğitimin günümüz şartlarında cv rekabeti göz önünde bulundurulduğunda kaçınılmaz olduğunu belirten Yalezan; "İş başvurularında ingilizce bilgisi sorusuna orta ya da iyi diye cevap verenlerin, işyerinde bu beceri düzeyi sınanmak istendiğinde düştüğü haller malum. Bu yüzden bilgiyi sertifikalandırmak da şart. Yurtdışında bu süreci tamamlamak isteyenler, her türlü, hem daha hızlı hem daha ekonomik çözüm imkanlarına sahip oluyorlar." açıklamasında bulundu.

"Bireylerin öncelikli olarak ruhsal anlamda gitmeye hazır olmaları ve geride bırakacakları hayatlarına bir virgül koyacaklarını kabul etmeleri gerekiyor." diyen Yalezan; "Daha sonra ise gitmek istediği süre, ilgi duyduğu ülke ve şehir olarak alternatiflerini iyi araştırıp düşünmesi gerekiyor. Örneğin soğukla arası iyi olmayan birisi için Kanada, Toronto eğitim anlamında dünyanın en iyisi olsa dahi çok cazip bir alternatif olamıyor. Ya da bir yerden bir yere giderken uzun yolculuklar yapmak istemeyen birisi için New York çok cazip gelmiyor. Bu yüzden önce gidilecek ülkeyi iyi belirlemek ve daha sonra eğitim alternatiflerine bakmak gerekiyor." bilgisini verdi.

Yalezan süre burada ikinci önemli unsur olduğunu belirterek "Bizdeki mevcut devlet eğitim sisteminden çıkan bir aday, Türkiye’de kurslara gitmiş bile olsa az önce bahsettiğim konuşma eksikliğinden ötürü en iyi ihtimalle elementary yani A2 seviyesinden gittiği ülkede eğitimlere başlıyor. Adaylar ilk bir aylık sürenin alışma süreci olacağını ve bu arada çok fazla birşeyi öğrenemediklerini düşünecekleri konusunda da baştan uyarıyoruz. Tecrübeyle sabit, bu ilk bir ayı azimle atlatan herkes bu sistemden başarıyla geçiyor. En iyi ihtimalle adaylar 9 aylık bir süreçte B2 seviyesini hakkıyla tamamlıyor, özgüvenle konuşuyor, okuduğunu anlıyor, kendini yazılı olarak da ifade edebiliyor. Yani 100 % cümle kuruyor." dedi.

İyi bir eğitim için her alanda olduğu gibi iyi bir okul, ve iyi bir kurs seçmek gerektiğini belirten Yalezan; "Bu konuda ise eğitim danışmanlarına güvenmek gerekiyor. Ben şahsen öğrencilerimi yönlendirdiğim tüm okulları ziyaret ediyorum, ordaki öğrencilerle konuşuyorum, birinci elden gözlem yapıyorum ve daha sonra bana danışanlara uygun olup olmadığına karar veriyorum. Türk öğrencilerinin belirli kriterleri ve olmazsa olmazları var, bunları ve kişiye özel hassasiyetleri dikkate alarak yönlendirme yaptığım zaman hiçbir sorunla karşılaşmıyorum. Ama şunu da söylemeliyim ki iyi bir eğitim için okulun kalitesi kadar adayın azmi ve sabrı da şart." açıklamasında bulundu.

-Nasıl bir bütçe ayırmak gerekir?

Yalezan İngilizce öğrenmek için bütçeyi oluşturan temel bileşkenleri ise şöyle anlatıyor:

"Bunlardan ilki okul ücreti, size yaşam boyu yarayacak ve belki de ilk ve son kez böyle bir fırsatı yaratıp değerlendireceğiniz için bu anlamda mümkün olan azami limitlerden kaçınılmamasını şiddetle tavsiye ederiz. Zamanınızı kötü bir okulda boşa geçireceğinize biraz daha bütçeyi zorlayarak iyi bir okulda hakkını veren bir eğitim almak paha biçilmez bir yatırımdır. Aksi taktirde astarı yüzünden pahalıya gelebilir.

İkinci sabit giderimiz ise kira. Bulunduğunuz ülkenin şartlarında yurt, öğrenci evi veya aile yanı tarzı alternatiflerden en rahat edebileceğinize yönelmeniz konusunda iyi düşünmeniz gerekiyor. Eğer bundan emin olamıyorsa adaylar, biz kendilerine yurtdışına çıkmadan önce kısa süreli çözümler sunabiliyor ve kendilerinin yurtdışına gittiklerinde yaşayarak ve görerek karar vermelerini salık veriyoruz.

Bir diğer gider kalemi ise yaşam masrafları. Bu kişinin kendisiyle daha çok alakalı aslında. Yani eğlencesine ve dışarda yemeye düşkün, alışverişi seven, lüks tüketen biriyse bu alışkanlıklar yurtdışında değişmiyor, aksine yepyeni cazibelere kapılıp ipin ucu kolay kaçırılabiliyor. Bu noktada sıkıntı yaşamamak adına baştan bir bütçe yapılması ve buna uyulması şart."

Dil öğrenmek ne kadara mal olur, sorusunun kendisine en çok sorulan soru olduğunu belirten Yalezan; "Size örnek bir okul fiyatı vermek istiyorum. Hem de bir yüksek öğrenim kurumu.  Diyelim ki İngiltere’de dil kursuna  gitmeye karar verdiniz ve yanında barınacak bir tanıdığınız var. Eğer olursa akabinde yüksek lisans bile okumayı düşünüyorsunuz. Bu konuda size kesinlikle bu işi Türkiye’den daha ucuza yapabileceğinizi söyleyebilirim. İngiltere’de yüksek lisans öğrencilerinin çalışma izinleri de var. Dolayısıyla bütçelerine kendileri katkıda bulunabiliyor. Örneğin 6 ay yoğun dil kursu + bir yıl sürecek bir yüksek lisans programı için sadece 5900 sterlin ödüyor. Yani 17.000 TL. Türkiye’de hangi üniversitede bu kalitede eğitimi İngilizce alınması ve İngilizce sorununu da aynı anda çözmesi mümkündür sizce?" diye soruyor.

 

-Sömestrde çocuklar İngilizce'lerini hızlandırmak için neler yapmalı

15 tatilin kısa bir dil kursu için çok ideal bir süreç olduğunu belirten Yalezan; "Günde 2 saat olmak üzere 2 hafta boyunca sıkmadan eğlendiren, ama hızlı bir şekilde kelime bilgilerini arttırmayı amaçlayan bir program oluşturduk. Hergün bu iki saatlik programda, en az 30 yeni kelime öğreniyor, resim boyuyor, öğrendiklerimizi sınıyor, cümle kuruyor ve konumuzla ilgili şarkılar dinliyor ve kısa filmler izliyoruz. Tüm bunları yaparken de hep birlikte çok eğleniyoruz. Bu sistemle hergün en etkin bir şekilde en az bir konuyu işlemiş oluyoruz. Örneğin 1 günlük programla devlet okulundan gelen çocuklarımıza oluşturduğumuz kursumuzda 100’e kadar saymayı ve saatleri öğrendik, şu anda daha önceden hiçbir altyapısı olmayan öğrenciler İngilizce analog saati sorabiliyor, okuyabiliyor, ve söyleyebiliyorlar ve derslerde ne hiçbir şekilde tek kelime Türkçe kullanılmıyor." açıklamasında bulundu.

Yalezan çocukların İngilizce öğrenmesini kolaylaştıracak diğer etmenleri ise şöyle sıralıyor:

-Kırtasiyelerde her seviyede satılan resimli kelime kartları,

-Kısa yaprak testleri,

-Çizgi film ve animasyon dvd’leri (her yaşa uygun olanlar seçilebilir)

-İnternet üzerinden bulunabilcek ücretsiz yüzlerce interaktif öğrenme programı ve oyunu,

-Sosyal ağlar ve çeşitli bloglardan bulunabilecek çalışma ve boyama kağıtları,

-Dinleme egzersizleri için cd + kitap setleri 

Kaynakların sonsuz olduğunu belirten Yalezan; "Yeter ki aileler doğru adreslere danışsınlar. Ancak verimli olacak ve pedagojik anlamda doğru yapılandırılmış kaynakları kullanmakta fayda var, aksine yanlış bir başlangıç çocuğun ömür boyu dil eğitiminden soğumasıne sebep olabilir." diye de uyarıyor.

-Anne babalara bu konuda düşen görevler...

Öncelikli olarak yabancı dili çocuklarının eğitim serüvenlerinin, dahası aile olarak kendi özel hayatlarının bir parçası haline getirmeleri gerektiğini savunan Yalezan " Böylece çocuklar büyüklerini örnek alırlar. İngilizce'yi lüks olarak görmemek bunun çocukların eğitim hayatı boyunca devam etmesi gereken bir süreç olduğunu kabullenmek, buna belirli bir zaman ve bütçe ayırmak ancak bu gerçekleri kabullenmekle başlar." açıklamasında bulundu.

"Eve alınacak düzenli İngilizce yayınlar, akşam televizyon saatlerinin belirli bir kısmının mutlaka ingilizce yayınlara ayrılması, evde her akşam en az 15 dakika okuma saati yapılması ve ailecek bu kurallara uyulması, çocukların sadece dil eğitiminin değil, akademik açıdan da gelişimini sağlar." diyen Yalezan; "Kitap okuyan insan her zaman daha geniş bir kelime dağarcığına sahiptir, bu yüzden de daha net konuşur kendini daha iyi ifade eder ve toplum içinde özgüveni yüksek bir birey olarak varlığını sürdürür." bilgisini verdi.

Yalezan "Kısa vade olarak da 15 tatilini ele almak gerekirse, çocuklara tatillerini en verimli bir şekilde değerlendirmeleri için günlük değişken ve rutin olmayan eğlence ve öğrenmeyi bir arada barındıran bir program yapılmalı ve içinde mutlaka her gün en az 1 saati yabancı dil aktivitesi olarak uygulanmalı." diyerek Programın içeriğinin çocukla birlikte ebeveynler tarafından oluşturulmasının çocuğun programı severek uygulası adına önemli olduğunu vurguladı. Yalezan böylece çocuğun hem zamanını boşa geçirmeyeceğini, hem tatil ödevlerini tamamlayacağını, hem de eğlenerek bilgisine bilgi eklemiş olacağını belirtti.

Yalezan, tüm bunları yapacak, uygulayacak zamanları olmayan veya nereden başlayacaklarını bilmeyen beveynlere ise bir bilene danışmalarını tavsiye ederken danışmanlık hizmetlerinin ise ücretsiz olması gerektiğini hatırlatıyor.

BU HABERE YORUM YAZ
 
30 Ocak 2013 Çarşamba, 15:52 Misafir ingilizce tv izleyin.