Advertisement

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'de olanlar da olmayanlar da dahil olmak üzere, dünyadaki otomotiv sektörünün bütün üst düzey yöneticilerine ve yönetim kurullarına yeni teşvik sistemini tanıtan bir mektup yazacaklarını belirterek, ''Bunu yedi düvele duyuracağız. Ben inanıyorum ki birçok firma rekabet etmek için bu iddialı teşvik sistemini görecek ve gelecek'' dedi.

Bakan Çağlayan, motorlu kara taşıtları ana sanayinde gerçekleştirilecek yatırımları öncelikli yatırım kapsamına alan ve Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin düzenlenen ''Yeni Teşvikler Işığında Otomotivde Yeni Hedefler'' konulu toplantıda sektör muhabirleriyle bir araya geldi.

Yatırım teşvik sisteminde önemli bir revizyon gerçekleştirdiklerini kaydeden Çağlayan, ''Asgari 300 milyon lira tutarındaki ana sanayi yatırımları, asgari 75 milyon lira tutarındaki motor yatırımları, asgari 20 milyon lira tutarındaki motor aksamları, aktarma organları ve bunların aksamları ile otomotiv elektroniğine yönelik yatırımları öncelikli yatırımlar kapsamına alarak, 5. bölgede uygulanan desteklerden faydalanmalarına imkan sağladık'' diye konuştu.

Otomotiv yatırımlarının daha çok gelişmiş illerin yer aldığı 1. ve 2. bölgelerde gerçekleştirildiğine işaret eden Çağlayan, yeni düzenlemenin detaylarına ilişkin şunları söyledi:

''Bu kapsamda, 1. ve 2. bölgelerde sigorta primi işveren hissesi desteği 2 ve 3 yıl süreyle uygulanırken, sektör yatırımları artık yatırım yerine bakılmaksızın 7 yıl süreyle bu destekten faydalanacak. 1. ve 2. bölgelerde vergi indirimi desteği için yatırıma katkı oranı yüzde 15-20 iken, sektör yatırımları için artık bu oran yüzde 40 olacak, yüzde 80 oranında vergi indirimi imkanı sunulacak. Hatta yüzde 40 olan yatırıma katkı oranının yüzde 50'sini yatırım döneminde kullanabilecekler. Bu imkan 1. bölgede yapılan yatırımlar için söz konusu değilken, 2. bölgede oldukça cüzi düzeyde.

Birinci ve ikinci bölgelerde gerçekleştirilen yatırımlara faiz desteği uygulanmazken, sektör yatırımları 700 bin liraya kadar faiz desteğinden faydalanma imkanına sahip olacak. Bu yatırımlar ayrıca KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti ve yatırım yeri tahsisi ile desteklenecek.''

-''Bu yolculuğun sonu bize kendi markamızı getirecek''-

Amaçlarının mevcut yatırımlarda yerlilik oranlarının artırılması ve bir Türk markası olduğunu belirten Çağlayan, ''Türkiye'de otomobil sektöründe yerlilik oranı yüzde 56. Yani 100 dolarlık her üretimin her 56 doları Türkiye'den, 44 doları dışarında alınıyor. Hedefimiz bunu yüzde 85'ler mertebesine getirmek. Burada yerlileşmeyi ne kadar çok yaparsak o kadar çabuk kendi markamıza yaklaşacağız. İkisi beraber giden bir süreç. Yani bu yolculuğun sonu bize kendi markamızı getirecek'' şeklinde konuştu.

Çağlayan, ''Markadan kastım şu; nasıl bugün bir araba markasını söylerken, o arabanın çıkış noktası olan ülke aklınıza geliyorsa veya nasıl o ülkeyi o arabayla özdeşleştiriyorsanız, biz böyle bir şey istiyoruz. Babayiğitten kastım da bir Türk markasını ve bu markayla beraber Türkiye'yi en iyi şekilde hatırlatacak yatırımı yapacak biridir'' dedi.

-''Firmalar ana yönetim kademelerini Türkiye'ye yatırıma çok rahat ikna edebilecek''-

Düzenleme ile ilgili görüşme gerçekleştirdiği sektör temsilcilerinin kendisine yurt dışındaki ana yönetimlerini Türkiye'de yatırım yapmaya çok rahat ikna edeceklerini söylediklerini aktaran Çağlayan, ''Ben de diyorum ki, dışarıya, ana yönetime götürmesinler. Bunu en rahat Türkiye'deki mevcut kurulu kapasitemiz, mevcut firmalarımız yapar. Bu işi gerçek manada çalışıp önümüze koyacak olanlarla karşılıklı iki işadamı gibi konuşmaya hükümet olarak hazırız'' değerlendirmesini yaptı.

Avrupa'da krizden dolayı ciddi bir kapasite fazlalığı bulunduğunu, ancak bir taraftan da çarkın döndüğünü dile getiren Çağlayan, bu ortamda herkes kendine yatırım yapacak en iyi alanı aradığını, firmaların ana yönetim kademelerini Türkiye'ye yatırım yapmaları konusunda çok rahat ikna edebileceklerini ifade etti.

-''Bugüne kadar yerli otoya bu kadar yakın olmamıştım''-

Sektörü ilk defa bu kadar heyecanlı gördüğünü söyleyen Çağlayan, ''Bugüne kadar yerli otoya bu kadar yakın olmamıştım. Yaptığımız görüşmelerle yerli marka, yani bir Türk markasıyla üretim konusuna son derece yakın hissettim kendimi. İnşallah bunları da göreceğiz'' dedi.

Türkiye'nin ticari araç üretiminde binek araca göre daha yüksek katma değer sahibi olduğuna dikkati çeken Çağlayan, ''Ticari araçta bir mesafe kaydetmişiz. Binek otomobil yapan biri ticari otomobil yapamaz diye bir kaide yok. Dükkan açık, her ikisini birden yapsın. Bir babayiğit iki tane marka çıkarabilir. Ben hedefi büyüttüm burada. Birbirini ikame etsin demiyorum. Binek otomobilde de hafif ticari araçta da kendi markalarımızı çıkarabiliriz'' ifadelerini kullandı.

Çağlayan, ''Arkadaşlarıma talimat verdim, Türkiye'de olanlar da olmayanlar da dahil olmak üzere, dünyadaki otomotiv sektörünün bütün üst düzey yöneticilerine ve yönetim kurullarına yeni teşvik sistemimizi tanıtan bir mektup yazacağız. Çünkü bu güzel bir malzeme ama pazarlaması da son derece önemli. Ticaret müşavirlerimiz gidip bunu sektör temsilcilerine birebir anlatacak. Etkin bir tanıtımını yapacağız. Bunu yedi düvele duyuracağız. Ben inanıyorum ki birçok firma rekabet etmek için bu iddialı teşvik sistemini görecek ve gelecek'' diye konuştu.

-''Yerli oto üç vakte kadar...''-

Sektör yöneticileriyle yaptığı görüşmelerden yerli oto projesine çok yakın firmalar gördüğünü ifade eden Çağlayan, ''Bana söylenen 2-3 ay içinde çalışmalarını tamamlayacakları... Gelecekler, görüşeceğiz. Ondan sonra Başbakanımız ve ilgili arkadaşlarımızla konuşacağız. Yani 3 vakte kadar diyebiliriz'' dedi.

Çağlayan, bu görüşmelerde sektör yöneticilerinin kendisine Türkiye'deki yatırımlarını büyüteceklerini ve bunları hızlandıracaklarını ilettiklerini de söyledi.

-500 milyon liralık yatırıma yüzde 30 oranında reel yardım-

Çağlayan, yeni düzenleme ile 500 milyon liralık bir yatırım ve 1.500 kişilik bir istihdam için 5. bölge desteğinde reel yardım oranının yüzde 30'a geldiğini, bu oranın daha önce 1. bölgede yüzde 15, 2. bölgede ise yüzde 17,4 olduğunu kaydetti.
Çağlayan, 31 Aralık 2013 tarihine kadar yüksek yoğunluklu teşvikten faydalanmak için belirtilen yatırımın yüzde 10'u oranında veya 50 milyon liralık yatırımlar için 5 milyon liralık kısmının yapılmasının yeterli olduğunu vurguladı.

Bu tarihten sonraki yatırımlarda katkı oranın yüzde 40'tan yüzde 30'a, sigorta primi desteğinin ise 7 yıldan 6 yıla düştüğünü anlatan Çağlayan, diğer desteklerde herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin ekseninin baştan yanlış kurgulandığını belirterek, ''Avrupa Birliği'ni bekleyecek olsak 152,6 milyar dolar ihracatı nereden konuşacaktık'' dedi.

Bakan Çağlayan, motorlu kara taşıtları ana sanayinde gerçekleştirilecek yatırımları öncelikli yatırım kapsamına alan ve Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin düzenlenen ''Yeni Teşvikler Işığında Otomotivde Yeni Hedefler'' konulu toplantıda sektör muhabirleriyle bir araya geldi.

Çağlayan, 20 Haziran 2012 tarihinde yayınladıkları teşvik sisteminin Türkiye Cumhuriyeti ekonomisine kazandırılmış önemli bir eser olduğunu kaydederek, sektöre yönelik teşviklerde yeni bir düzenlenme kararı almalarında sektörün yurt içi üretim kapasitesinin ithalattan fazla olması ve sektör yatırımlarının asgari yüzde 40 katma değer yaratamamasının önemli bir etken olduğunu söyledi.

Stratejik yatırımları önemsediklerini belirten Çağlayan, ''Cari açığı kalbinden vuracağımız yer orası. Yüzde 40'tan dolayı yatırımın önündeki engel olmayalım istedik. Diğer taraftan sektörün bir kümelenme yeri var. 1. ve 2. bölgede yan sanayi ile ana sanayi ilişkisinin çok güçlü olması bizi bu tedbiri almaya getirdi. Bir de yüzde 56 yerlilik oranında destekle yüzde 85'leri yakalayacağımız gördük'' diye konuştu.

Yerli otomobilin Türkiye için sadece bir imaj olmadığını, ekonomik boyutunun da bulunduğunu vurgulayan Çağlayan, otomotiv üretim maliyetlerinde yüzde 20 ile yüzde 40 arasında bir paya sahip olan motor ve aktarma organlarında Türkiye'nin 2012 yılında 5 milyar dolar ithalat yaptığı bilgisini verdi.

-Sabit yatırım tutarında yüzde 28'lik artış-

Çağlayan, 2009 yılı Ağustos ayından 2013 yılı Ocak ayı sonuna kadar olan dönemde düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında toplam sabit yatırım tutarının 12,3 milyar liraya ulaştığını, 20 Haziran 2012'den sonraki rakamın ise 2,1 milyar lira olduğunu ve önceki yıl ile mukayese edildiğinde sabit yatırım tutarında yüzde 28'lik artış görüldüğünü ifade etti.

Destek yoğunluğu itibariyle dünyada en iddialı teşvikin Türkiye'de olduğunu dile getiren Çağlayan, teşvikler konusunda Ekonomi Bakanı olduğunun hemen ertesinde Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nden özel sektörü ve sivil toplum kuruluşlarını sonuna kadar dinlemelerini, özel sektör odaklı düşünmelerini ve dünya örneklerini incelemelerini istediğini anlattı.

Çağlayan, uluslararası yatırımcının bugün dünyada hangi ülkede ne teşvik olduğunu ezbere bildiğini, onları çekmek için bir cazibe noktası oluşturmak gerektiğini ve bunları dikkate alan bir yapı hazırladıklarını söyledi.

-''Volkswagen'i Türkiye'ye yatırıma davet ediyoruz''-

Volkswagen'in yatırım kararı açıkladığı ülkeler arasında Türkiye'nin bulunmayışına ilişkin bir soruya ise Çağlayan, ''Volkswagen, Türkiye'de en fazla satılan ama Türkiye'de üretimi olmayan bir marka. Yakın bir süre içinde bu firmanın üst yönetimiyle görüşmeye karar verdik.

Aslında böyle bir teşvik sisteminden sonra kendileri kayıpta. Bu işin ticari edep yönü de var; sen en fazla satılan araç olduğun Türkiye'de yatırım yapmayacaksın... Türk halkını küstürmezler inşallah. Sitem etmiyoruz, Volkswagen'i Türkiye'ye yatırıma davet ediyoruz'' yanıtını verdi.

Çağlayan, ''Daha önce Volkswagen'e ait Meksika üretimi Jetta'ya ek vergi uygulaması olmuştu. Benzer bir uygulama devreye alınabilir mi?'' sorusuna da şu cevabı verdi:

''Ben ülkemin menfaatlerini korumakla mükellef olan bir görev yapıyorum. Şu anda ben bir haksız rekabetle karşı karşıyayım. Şunu görüyorum ki, Avrupa üzerinden Avrupa Gümrük Birliği Anlaşması'nı ve kendisinin serbest ticaret anlaşmasını kullanarak benim ülkeme girmeye çalışıyor. Yok öyle bir iş. Ben almam gereken tedbirim neyse alırım. Umuyorum ki bizi böyle bir tedbir almaya mecbur bırakmazlar. Gerektiğinde bir şeyler yapabiliriz.''

-Elektrikli otomobil-

Elektrikli otomobil üretimi konusuna da değinen Çağlayan, elektrikli otomobilin Türkiye için son derece önemli olduğunu, ancak bunun motorunun mutlaka Türkiye'de yapılması gerektiğini vurguladı.

Şu anda Türkiye'de elektrikli otomobil yapılmış olsa dahi, pil üretimine sahip olunmadığına işaret eden Çağlayan, ''Neredeyse otomobilin fiyatına eşdeğer bir batarya fiyatı var. Ben bunu dışarıdan ithal edersem, bu benim dış ticaret açığımı olumsuz etkiler. Türkiye belli bir kapasiteye gelirse, batarya üretimi için yatırım zaten kendiliğinden gelir ve bu yatırım geldiği zaman da sadece otomobil için değil uzay ve havacılık sektörlerinde de kullanılacak'' dedi.

-Kredi derecelendirme kuruluşlarına eleştiri-

Kredi derecelendirme kuruluşlarına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Çağlayan, ''Allah onları ıslah etsin. Onlar kendi itibarlarını kaybettiler. Bunların Türkiye için verdikleri notu kimse dikkate almıyor. İrlanda'yı böyle bir ortamda pohpohladılar. Yıllık gelirinin 8-9 katı borcu olan bir ülkeden bahsediyorum.

Yunanistan çift bastonla yürüyecek bir durumdayken destek verdiler. Bizi yatırım yapılabilirlik açısından Guatemala ile aynı noktaya getiriyor. Türkiye'ye karşı ön yargılı oldular. Ama bunların verdiği notlara kimse itibar etmiyor. Türkiye'ye yine doğrudan sermaye gelmeye devam ediyor. Yabancı devletler 'Üçüncü ülkelerde Türk iş alemiyle işbirliği yapmak istiyoruz' diyor. Bizim çok önemli bölgesel özelliklerimiz var'' yorumunda bulundu.

-''Türkiye'nin ekseni baştan yanlış kurgulamıştı''-

Geçen yıllarda Türkiye'ye eksen kaydığı ithamları yapıldığını anımsatan Çağlayan, ''Dünyanın ekseni değişmiş. Zaten Türkiye'nin ekseni baştan yanlış kurgulamıştı. Avrupa Birliği'ni bekleyecek olsak 152,6 milyar dolar ihracatı nereden konuşacaktık. 243 ihracat bölgesine ihracat yapıyoruz. Pazar çeşitliliğini yapmasaydık bugün bu rakamları el ede etmemiz mümkün değildi'' dedi.

Türkiye'nin pazar çeşitliliğiyle 4 yıldır 44 milyar dolar civarında artı bir ihracat geliri elde ettiğini kaydeden Çağlayan, ''Biz pazar çeşitliliğimizi keşke kriz çıkmadan önce yapsaydık. Şimdi iki tane yer kaldı, bizim ihracat yapmadığımız iki ülke var, biri Naura Cumhuriyeti biri de Mikronezya Federal Devletleri'' diye konuştu.

Çağlayan, bir soru üzerine, Şanghay İşbirliği Örgütü ile Türkiye'nin şu anda yaklaşık 63 milyar dolarlık toplam dış ticaret hacmi bulunduğu bilgisini de paylaştı.

Otomobil vergilerine ilişkin bir soruyu da Çağlayan, ''Bugün 1 litre motorin alan Türkiye'nin en zengini de, taksi şoförü de aynı vergiyi ödüyor maalesef. Bunun sebebi, Türkiye'de vergi tabanı genişlememesi ve kayıt dışılık fazla olmasıdır. Bundan evvel kimse sihirli değnek beklemesin'' şeklinde yanıtladı.