Advertisement

Deloitte Sohbetleri kapsamında düzenlenen, "Türkiye'de Global Oyuncu Olmak için Stratejik veya Finansal Ortaklık Gerekli mi?" konulu toplantıda konuşan Özyeğin, dünyada gelişen, büyüyen ülke sayısının 2008'den sonra çok azaldığını belirtti.

Avrupa'nın da Japonya gibi büyümediğini anlatan Özyeğin, Japonya'nın 1990'dan bu yana büyüyemediğini, Avrupa'da yapısal zorluklar yaşandığını, soruna, "Para pompalayalım, piyasaya para basalım bu işi böyle çözeriz" gibi bakıldığını ve hiçbir yapısal değişikliğe yanaşılmadığını kaydetti.
Avrupa'nın önümüzdeki yıllarda da küçüleceğine inandığını, Avrupa hatta ABD'deki bankaların sermaye yeterlilik rasyosu sorunları olduğunu dile getiren Özyeğin, Türkiye'nin son 11 yıl içinde inanılmaz bir istikrar içinde olduğunu belirterek, "Son yıllarda Türk bankaları uzun vadeli paraya kavuştu. İlk defa 2012 son ayında çok ciddi bonolar ihraç etmeye başladı. Büyük ihalelerde sadece Türk bankaları var, hiçbir Avrupa bankası yok. Hepsi Türk bankalarınca finanse ediliyor. Bu çok önemli bir gelişme... Türkiye'nin sürdürülebilir gelişmesini destekleyen bir olay" dedi.

Türk bankalarının birbiriyle çalışmayı öğrendiğini, bunun Türkiye için önemli bir adım olduğunu kaydeden Hüsnü Özyeğin, grup olarak "Bildiğimiz işleri yapalım" diye bir strateji geliştirdiklerini, yeni bir sektöre girerken küçük başladıklarını, Türkiye'de iyi yaptıklarına inandıkları sektörleri başka coğrafyalara taşıdıklarını, liman işini çok sevdiklerini ve başka liman yeri baktıklarını kaydetti.
Şirketlerinin halka açık olmadığını, sadece liman işinde bir ortaklarının bulunduğunu belirten Özyeğin, "Dolayısıyla zaman zaman bir takım küçük işlerde ortaklık yaptık. Şunu öğrendim ki, büyük bir firmanın küçük bir şirketle ortaklık yapması çok zor. Genelde yürümüyor bu işler. Para kazanırsanız herkes memnun, kazanamazsanız 'Hüsnü Ağabey senin paran var bu işi hallet' diyorlar" şeklinde konuştu.

Yurt dışına çıkmanın önemine işaret eden Özyeğin, şöyle devam etti:
"Artık, THY'nin gittiği yere Türk iş adamları, onların gittiği yere de THY gidiyor. Bilhassa yabancı yatırımcılara 'Türkiye'ye geldiğiniz zaman Türkiye'ye yatırım yapıyorum diye bakmayın. Siz bir coğrafyaya yatırım yapıyorsunuz. Türk firmalarıyla birlikte dışarıya açılma fırsatınızı var' diyorum. Dışarıya açılalım da hangi ülkeye açılalım? Avrupa'nın hiçbir ülkesinde bankacılık yüzde 15-20 büyümüyor. Açılacağımız ülkeyi iyi belirlememiz ve fırsatları kollamamız lazım. Bankacılık sektörüyle yeni bir ülkeye gitmemeye çalışıyorum. Bankacılıkta, Türkiye ve Rusya'da daha çok fırsat var diye düşünüyorum."

-"İhale konusunu Ankaralı müteahhitler daha iyi biliyor"

Hüsnü Özyeğin, İskenderun Limanı'nı çok incelediklerini belirterek, "Konteyner limanı yapmak için alındı orası. Konteynerin matematiği kuru yüke göre çok daha farklı oluyor. Onun için o rakamlara gitti. O bölgede çok özel bir durum var. Kuzey Irak, Irak'ta inanılmaz bir büyüme var. O bölgenin büyüme oranı Türkiye'nin büyüme oranın da yüksek. Onun için orada hesaplar biraz farklı oluyor" diye konuştu.
Elektrik dağıtımıyla ilgili Toroslar ihalesine de değinen Özyeğin, ihaleye 8 firmanın girdiğini hatırlatarak, "6 firma ihaleden ayrıldıktan sonra bayağı kovaladık ama bize çok yüksek geldi ve çekildik. 'Şimdiye kadar kamudan bir ihale almadık' dedim, 'girmedik' demedim. İhale konusunda pek tecrübemiz yok, onu Ankaralı müteahhitler daha iyi biliyor" dedi.

-"Türkiye'de 2003-2008 arasında ciddi bir özelleştirme programı uygulandı"

Akfen Holding ve TAV Havalimanları Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın da son 10 yılda Türkiye'de çok şeyin değiştiğini belirterek, Türkiye'deki değişime bakılırken, Lehman krizi öncesi ve sonrası olarak dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
Akın, bunun sadece finansmanın gelişini değil, yatırımcıların davranışını da etkilediğini ifade ederek, 2003-2008 arasında Türkiye'de ciddi bir özelleştirme programı uygulandığını anımsatarak, şöyle dedi:
"Türkiye'de o özelleştirmelere girebilen firmalar, belli, bilinir, hatırı sayılır, para sahibi aileler ya da holdinglerdi. 2003'ten sonra, banka krizinin ardından bankaların kabuk değiştirmesi, daha sağlam olması ve doğan ciddi finansman ortamlarında bizler gibi yeni oyuncular sahneye çıkma imkanı buldu.
Bizler ve bizim gibi olan firmaların bir çoğu artık finansmana nasıl ulaşılabileceğini bildiği için daha az öz kaynakla, borçlanmayla bu işin içinde yer almaya başladı. Biz ve bizim gibi olan firmalar, büyük firmalarla boy ölçüşür hale geldi."
Yabancıların bile istemediği fiyatlarla varlıklarını çevirmeye başladıklarını belirterek, "Mesela Atatürk Havalimanına 15 yıllık kira bedeli olarak 3 milyar dolar teklif ettik ve bu o zamanda çok büyük bir bedeldi. Mersin Limanına 755 milyon dolar para verdiğimizde, limanın EBITDA'sı 40 milyon dolardı" diye konuştu.
Yabancılarla yaptıkları iş birlikteliklerinin 2008'e kadar ciddi şekilde etkilediğini ve güzel işlere imza attıklarını ifade eden Akın, sözlerine şöyle devam etti:
"Bankalar artık bizden daha iyi fizibilite yapar hale geldi. Bankalar en az bizim kadar işi biliyor ve borçlandırabiliyor. Türkiye'de yabancı banka ve yabancı oyuncu sayısında azalış, hatta yok olma var. Biz artık bütün finansmanlarımızı Türk bankalarıyla yapıyoruz. Lehman krizinden önce bütün finansmanlarımı yabancılarla yaptım. 2003, 2004'te Türk bankaları proje finansmanını bilmiyordu. Türkiye'de o zaman işler kötüydü ama dünyada işler iyiydi. Şimdi Türkiye iyi, dünya kötü oldu. Türk bankaları hala cimri. Türk bankaları, hala bugün finansman konusunda yabancı bankaların 2008 öncesi kadar cömert değil. Yabancı bankalara mutlaka ihtiyaç var. Rekabete ihtiyaç var. Yabancı bankanın olmadığı yerde yatırımcının işi kolay değil."

-"Devlet garanti vermezse Türk bankaları fonlamıyor"

İzmir Otoyolu'nun finansmanına ilişkin Akın, "O projeyi bile zor fonladılar. Devlet projeler için büyük garantiler vermek zorunda kalıyor. Halbuki yabancı bankalar proje finansmanı yapılırken bu işlerde garantiyi çok da önemsemiyor. 3. köprüde yıllık 600 milyon dolar garanti var. Havaalanı çıktı 7-8 milyar avro garanti var" diye konuştu.
Akın, büyük garantiler verilmediğinde projelerin Türk bankaları tarafından fonlanmadığını ifade ederek, bunun için rekabetin gerektiğini ve yabancı ilgisinin artırılması gerektiğini söyledi.
Grup olarak bildikleri işi yaptıklarını anlatan Akın, "Sermaye birikimi, miras, devlet kollaması ya da alıp satarak olabilir. Bana 'neden satıyorsunuz?' diyorlar, para lazım da ondan alıp satıyoruz" dedi.
Hamdi Akın, merhum işadamı Üzeyir Garih'in, "Bir ortaklıkta azınlıksan ya da çoğunluksan sorun yok, yüzde 50 yüzde 50 ise o ortaklıkta birinden birinin fedakarlık etmesi gerekir" sözünü hatırlatarak, "Kendimden büyük firmalarla ortaklık yapmayla işi çözüyorum. Onlara karşı alttan almayıp da ne yapacaksınız?" dedi.
TAV olarak tüm Ortadoğu, Balkanlarda, Rusya'da bilinen iyi bir marka yarattıklarını ifade eden Akın, "Ama finansallar açısından baktığımızda sadece İstanbul'da kalsaydık daha mı iyi olurdu? Belki daha iyi olurdu. Yatırımlarımızın her biri uzun vadeli yatırımlar. Kısa vadeli baktığımızda sadece İstanbul'da kalmak gelirimiz açısından daha iyi olabilirdi ama biz böyle karar verdik" diye konuştu.

-"Hamdi, banka al"

Bu arada, Hamdi Akın'ın bankacılara uygun bir firma haline gelmeye çalıştıklarını belirtmesi üzerine Özyeğin, bankaların önünde eğilip bükülmene hiç gerek yok bence bir banka almalısın" dedi.
Akın, salonda gülüşmelere neden tavsiyeye "Herkes kendi işini yapsın" şeklinde cevap verdi.

AA