Advertisement

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, Rekabet Kurulu tarafından bankalara verilen cezaları çerez parası niteliğinde saymanın çok doğru olmayacağını belirtti.

"2023 Hedeflerinin Tasarruf ve Büyüme Beklentileri Çerçevesinde Bankacılık Sistemine Getireceği Yeni Sorumluluk ve Anlayış" konulu 118'inci Bab-ı Ali Toplantıları'na katılan Öztekin, Rekabet Kurulu'nın bankalara verdiği cezaların az olmadığını söyledi.

Verilen cezaların 1,1 milyar liranın üzerinde olduğunu anımsatan Öztekin, "Buna çerez parası demek banka bazında bence tanımlama olarak yanlış olur" dedi.

Rekabet Kurumu'nun gerekçeli kararını yayınlamadığını belirten Öztekin, bankacılık sektörünün karlılığıyla ilgili tartışmalar konusunda ise şunları söyledi:

"Aktif ve özkaynak karlılığına bakılması lazım. Diğer sektörlerle kıyaslamayı bu açıdan yapmak lazım. Şimdi sektörün yaklaşık 200 milyarın üzerinde bir öz kaynak toplamı var. Bunu gelişmekte olan ülkelerle kıyaslamak lazım. Elbette rekabet tam arzuladığımız düzeyde değil, bu banka sayımızın azlığından kaynaklanıyor. Şu anda 49 bankamız var. Biliyorsunuz 2001'den beri ilk defa bir banka faaliyete geçti. Sayın Başbakan Yardımcımızın bize her zaman ifade ettiği, 'uygun insana, güçlü insana ve itibarlı insanlara' lisans vermeye çalışıyoruz."

Öztekin, sektörde bir takım düzenleme eksiklikleri olduğunu belirterek, "Bu konuda Tüketici Kanunu üst komisyonda kabul edildi. Yeni yasama döneminde bu konuda ciddi çalışmalar neticelenecek. Kurumumuza ciddi yükümlülükler veriliyor" ifadelerini kullandı.



-"Kontrol oranının elbette belirli bir noktaya ulaşması bizim için önemli"



BDDK Başkanı Öztekin, Kredili Mevduat Hesabı (KMH) düzenlemeleri ile ilgili olarak da, "Burada karlılık üzerine mutlaka olumsuz yansıma olacaktır" tespitinde bulundu.

Tüketiciyi korumaya yönelik bu düzenlemelerin reform niteleliğinde olduğunu vurgulayan Öztekin, kurum olarak bu konuyla ilgili kendilerinin de ciddi çalışmalar yaptığını söyledi.

KMH konusunda kendilerinin talimatlarına aykırı davrananlara parasal anlamda olmayan ama aldığı her kuruşun fazla faizini iade etmesine varana kadar tedbirler aldıklarını aktaran Öztekin, bunların sürekli izlendiğini dile getirdi.

Bankacılık sektöründeki yabancı oranı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Öztekin, kontrol açısından yabancıların bankacılık sektöründeki oranının yüzde 17 civarında olduğunu belirtti.

Halka açık paylar dikkate alındığı zaman bu oranın yüzde 40'ın üzerine çıktığını vurgulayan Öztekin, burada önemli olanın kontrol olduğunu kaydetti. Öztekin, "Kontrol oranının elbette belirli bir noktaya ulaşması bizim için önemli" ifadelerini kullandı.

Türk kamu bankalarının oranlarına bakıldığı zaman piyasada oldukça etkin bir güce sahip olduklarını belirten Öztekin, "Dolayısıyla sıkıntı yaratacak bir orana hiç bir zaman müsaade etmeyiz" şeklinde konuştu.



-"Krizde bankaların yetersiz sermaye ile çalıştığı görüldü"


Mukim Öztekin, Türk bankacılık sektörünün çekirdek sermaye oranının yüzde 90'nın üzerinde olduğunu belirterek, "Bu noktada bankacılık sektörünün hiç bir sıkıntı yaşamadığını görmekteyiz" dedi.

Krizde bankaların yetersiz sermaye ile çalıştığının görüldüğüne işaret eden Öztekin, bankaların 75 kata varan oranlarda kaldıraçlı işlemler yaptığının tespit edildiğini söyledi.

Türkiye'de tasarrufların değerlendirildiği en önemli yerin bankalar olduğunu aktaran Öztekin, bu yüzden sektörün güçlü ve sağlıklı olması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'deki tasarruf oranlarında son zamanlarda aşağıya doğru bir düşüş olduğunu vurgulayan Öztekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu artırma noktasında hem özel sektör, hem de kamu ciddi işbirliği içinde olmalı. Son zamanlarda kamu tasarrufu arttı, ancak özel kesimin tasarrufunda benzer bir artış söz konusu değil."

Tasarruf oranındaki azalmanın Türkiye'nin yabancı kaynaklara bağımlı hale gelmesine neden olduğunu vurgulayan Öztekin, yabancı tasarrufa bağlılığın sermaye çıkışı riskini de beraberinde getirdiğini, bunun da ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki oluşturduğunu anlattı.

Öztekin, tasarruf oranının artması için finansal sisteme katılım oranının artması gerektiğini ifade etti.

BES'in kurumsal yatırımların artmasına büyük katkı sağlayacağını belirten Öztekin, bu tür sistemler geliştirilirse Türkiye'nin ciddi anlamda ilerlemeler kaydedeceğini söyledi.